22 MAYIS 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Kurallar asla değişmez
Bilmeyen kul gelişmez
Sevgi yok ise yorumda
Arasa da buluşmaz
Selam olsun
Yuvaya gelen her kulu
Dost sofrası bulduk desin

Yol bizim
Han bizim
Göz bizim
Söz sizin dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Hayra yorduk her sözü
Güzel geldi kul yüzü
Duman yolu kapamaz
Çoban sürüyü bırakamaz
Değişene değil
YUNUS ile gelişene söz ederiz
Güzeli sohbete katarız dedi
YUNUS’um yolu bilene
Selamını iletti

Maksat güdene
Söz desen gelmez
Toprağına ekin atsan, bitmez
Eline katık versen, satmaz
Hür olduğunu bilir
Dost eli tutmaz dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:


Dağlara yaslansam
Gayretten kalırım
Yollara katlansam
Hayrete dalarım
Dost kapısında
Dost halinde bulurum dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Yoğun gelir sesiniz
Yuvada konu olur nefesiniz
Konuk ile bağlaşır
Sevenlerle buluşur
Her nefeste
Resulü’nün sözü vardır
Bilenden yerini alana
Bilmeyenin yeri dardır
Cümlenizin varlığı
Gönüllerin gürlüğündendir
Allah’ım razı olsun
Soylu gelenden
Soysuzu uzak tutsun dedi
Hz. HAMZA, HAMZA DOST,
HAMZA BABA selamını iletti


Her sözümüz birliğedir
Kumun gidişine göz atınız dedi
MERYEM söze geldi:

Yudum yudum içeceğiz
Her yudumda
Gerçeğe döneceğiz
Kundak ele geldikte
Dileyen dosta sunacağız
Bağlı olan düğümü
Anda çözeceğiz
Kumun gidişi
Bilene gerçeği açar
Her kulu
Dilerse özünü seçer
Gelmeyi diledik
Rabb’imden izin aldık
Yuva'da sofrayı kurduk
Yaprakta yeşili gördük
Kapak olmayın gelene
Katık sormayın nadana dedi
MERYEM, gül ağacına
Sevgi mendili bağladı, selamladı

Demde dönüşe uysam
Doğudan geleni duysam
Niyazına gerçeği katacağım
Her nefeste Rabb’im ile
Dost adını anacağım dedi
Beylikten paşalıktan
Yumuşak yolu açana
Gelişin gerçeğine uyduğunu
BEHLÜL’üm söyledi:

Merdiven buldum çıkayım
Her adımda arkama bakayım
Çıktıkça güzelden güzeli bulayım dedim
Çıkmak için nefes gerek dediler
Bakmaya alışırsan
Kafes örter dediler
 



Değirmen su bitirmez
Su, ayağın güçlü ise götürmez
Bile bile gideceğim
Bula bula sürümü güdeceğim dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Değirmen, bildiği haldir
Akan su, tuttuğu yoldur

Çevren dolu güllerle
Güzel olan hallerle dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
Yuvanın sahibine

Subaşına oturalım
Dumanı silip
Doğan güneşe bakalım
Her yaprak adına yazılır
YUNUS misali
Yumuşak halin
Dost kapısına kazılır
Yalan ayağının altında ezilir
Görmeyi dilediğiniz gerçek
Tül misali açılır dedi
HAMZA DOST bindiğin atın başını
YUNUS’um tutsun diye niyaz etti, selamladı
Bükülmeyen el sendedir
YUNUS yolun üstündedir

(Resim verilir: ZEYNEP SEYYİDE)

Yaprak oldu dalda kaldı
Sevgi ile doldu güzeli buldu

Resulü’nün yavrusu
ZEYNEP SEYYİDE

Nerden? Kime? denilir
Yoğun gelen her güzellikte
Resulü’nün himmetini bilenlerdeniz
Resim, yuvaya armağandır
Her sözün özü
Gölgesiz olandır
Yerden göğe niyaz ediniz
Her anına şükre durunuz

Gölde balık avlarsan
Çölde erik toplarsan
Derman veren Allah’ımdan
Yolu dilersen
Olmaz denileni oldurur
Dilenen mekanı buldurur
Gönlüne aşkın doldurur dedi
MERKEZ’im sözü aldı:

Olmayanlardan sorulur, dersin
Unutma, olmayan
Allah’ımın yazgısından değildir
O dilediğini oldurur
Çölde erik buldurur dedi
MERKEZ’im elele veren
Her kulunun
Dağların doruğu misali
Her yöne açık olduğunu söyledi
Düş görsen şaşma
Ele desti alsan
Subaşına gitsen, taşırma
Elimde gerçek altın taş var dersin
Güçlü ol düşürme
Her sorunda
Elden ele de
Aykırı düşünme
Gerçek olduğuna inan
Asla şaşma dedi
MERKEZ’im bildiğin halde
Güldüğün yolda
Yanında olduğunu
Düşündüğün olayda
Şüphesiz kalmanı söyledi, selamladı


Yol bizim geldik size
Hal bizim güldük söze
Dost kapısında
Selam dedik cümlenize
Hay diye durduk
Rahim dedik
Rahman sıfatına sarındık


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah