08 NİSAN 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Meydan’da cümle kulu
Güzeldir Hakk’a yolu
Selam olsun
Güzele yol bulsun
Aldığı her selamda
Allah’ımdan Resulü’ne dönsün dedi
YUNUS’um söze geldi: 

Bal aldım, dalda gördüm
Yaprağı toprağa serdim
Her gelene sordum
Zamanı, gerçekten mi alırsın?
Dünyadan mı bilirsin?
Yoksa olandan
Yalnız düzene uyduğun için mi
Yumuşak olursun?
Her satır
Her zerreye verendendir
Gül güzeldir yaprağı ile
Dikeninden ayıramazsın
Yapısı öyledir dedi
YUNUS’um selamladı
(Soru: Kime?) Her zerreye dedik 

Mevlâna’yım! 

Özden sözden,
Ayrı kalmaz gönül sizden
Dünya bilinse idi
Bir bohça bezden
Gelen giden giyinir
İpek şalı sarınırdı 

Değmedi gelişime diyene de ki;
Nur ile nurlandıysan
Yar diye zorlandıysan
Doğuştan öte değil
Kaya misali katı değil dedi
HAMZA DOST söze geldi:
 

Topraktan aldığın taşı işlersen
Mücevher dersin
Dilediğin dost ile paylaşırsın
Gelişinde de işlenme vardır
Bilmezsen düşlenme vardır
Uyanalım uykudan
Kurtulalım kaygudan dedi
HAMZA DOST cümlenizi selamladı

Köşk ile çadıra göz attım
Her varedilen ile söz ettim
Gördüm ki;
Gönül yapısı ayrı değil
Hiçbiri Rabb’inden gayrı değil
Sen bilirsin Allah’ım’ dedim
Cümlesini selamladım dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
 

Doğu Batı bekleşir
Bilgileri birbirine ekleşir
Ver bana, al sana derler
Kimi kuru aş
Kimi baklava börek yerler
Ne yerlerse yesinler
Yaratanım desinler
Bir bir okladım hedefi
Bilen bulur dedim Sedefi
Yapıya el attık
Kapıda bilgi sattık dedi
KAYGUSUZ selamladı

Geyik ile söyleşen
Sevgi ile bakar
Oduncuya hal sorsan
Ocağını yakar
Hal ile gerçeği veren
Kucağında olanı döker dedi
HACI BEKTAŞ söze geldi: 

Ne var ise bedende
Sevgi dolu gidende
Dost ararsan gönlünde
Güzel sorarsan düzende
Dizimi saracağım
Yünü aldım öreceğim diyen ile
Tatlı aşı yiyene selam olsun dedi
HACI BAYRAM yürüdü
HACI BEKTAŞ geldi
HACI BAYRAM söze girdi:


YUNUS yoldan sormadı alanı
Aldım verdim deyip
Elinde kalanı
Sorana HACI BEKTAŞ ile geldi
Oturduğu postu
Dileyene verdi
Soralım dedi;
Bilgisine mi, duygusuna mı eğildik?
Duygusu ile dağıldık dedi
Yormayı dileyenden değiliz
Yorgunluk asla oluşmaz
Seyre gelen her kulu
Gönül kapısında buluşmaz dediler
HACI BEKTAŞ ile
YUNUS’um selamladılar

YAHYA’ya sordum da
Gelenden misin?
Eyvallah dedi
Meyhaneyi açtık
Bilenden bilmeyenden seçtik
Dört kuşağa güldük
Alalım mı? diyen ile
Doyalım mı? diyene
Dost kapısına uyalım dedik
Geldiğine sevindik
Yendiğine sevindik
Her satırda
Güzel ile övündük dedi
YAHYA EFENDİ selamladı
(Soru: Ziyarete mi?) Eyvallah
 



Bindiğim at güçlüdür
Yolumuz toz almaz
Dumana yer vermez
Gemini sağlam tuttuk
Asla düşürmez dedi
YESEVİ söze geldi:
 

Attığımız her dal
Mekanını buldu
Halini bilen
Makamını aldı
Bilgisini yayan
Sevgi ile kainatta kaldı
(Soru: Mekan, nedir?) Durak
Rabb’imin tayin ettiği durak
Çevirdim sayfayı okudum
Gerçek bilgimi dokudum
Sağ yönümde olana
Seferden görgüsünü sorana
Göreceğin süsler
Bileceğin besler dedi
YESEVİ selamladı

Ekinler boy verecek
Güzelde huy görecek
MERYEM söze gelecek;
Adım adım yürüdüm
Saçı uzun taradım
Taşı çektim toprağı aradım
Karınca döne döne yol alır
Kuşlar kondukları dallarda sallanır
Selam verdim cümlesine
Gümüş misali aldılar
Güneşte güzele daldılar
Gümüş misali;
Madde bilinci aldılar dedi
MERYEM cümlenizi selamladı

Her adım sayılıdır
Her bahçe kuyuludur
Bahçeme su gerekli ise
Kuyudan alırım
Gönlüme su gerekli ise
Deryada kalırım dedi
RABİA söze geldi:
 

Yerden göğe söyleştik
PİR SULTAN ABDAL ile halleştik
Gelen giden bekleşir
Çevreye dileyen gelir buluşur dediler
Girdiğim her bahçe ekilendendir
Ağaca su verilmedi ise
Yaprağı dökülendendir
Ektiğimiz toprağa
Gücümüzce bakalım
Gündüz baktı isek
Gece huzur ile
Ocağımızı yakalım dediler
RABİA ile
PİR SULTAN ABDAL selamladılar

Deryaya gemi olsam
Gemide gerçeği bileni bulsam
Her seferde
Aşkı ile dolsam
Gönlümde yanan ateşi
Küllesem dedi
VEYSEL söze geldi: 

Binbir cümle bir oldu
Hak ile Hakk’ı buldu
Güç gelene güldü
Geç geleni sildi
Yolumuz yolcu ile
Gönlümüz hancıda dedi
Sevenlerin gönlünde kaldığını söyledi, selamladı


Aldığım birdir
Bildiğim Pir
Yüklendi isem
Nefsime kir
Almadığım gayreti
Demedim zor dedi
VEFA söze geldi: 

Gemiye mi atıldık?
Görgü ile mi katıldık?
Güzel güzel diyerek
Her hal ile tutulduk
Yamalı giymedik
Posta sarındık
Gönüldeki Bir ile arındık dedi, selamladı 

Allah’ım cümlenizden razı olsun
Beyt’i yerinde bilsin
Yar dediği Yaratandan
Ayağına kadar gelene uysun dedi
Hz. HAMZA karşınızda olan ile söyleşti 

Bağlı olanı çözesin
Bilginde olanı
Görgün ile dizesin
Attığın kalıpları
Toprağı kazasın
İçine atasın, örtesin
Asla dürtmeyesin dedi
Hz. HAMZA selamladı 


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah