|
MEVLÂNA'yım ben!
Kuyuya yönelmeden
Yuva’ya geldik
Cümlenize selam dedik
Mümin her
kuluna
Günlerin verdiğini söyledik
Gün yapısına değil
Kapısına
döneceğiz
Akan çeşmeden
Aldığımız suya kanacağız
Mevlâna’yım!..
Kumun getirdiği
Kulun bitirdiği olacak
Konuda her kulu
Bilgisi
ile bulacak
Dumanı sildi isen
Derman Hak’tan dedi isen
Elbet kayıtta görülen
Kanıtta açılacak
YUNUS dalda aradı
Yaprakta saydı
Çiçek ile güldü
Böcek ile
bildi
Her sevene
Sevgisini böldü
Dağılanı değil
Eğileni bilsin
Kumda aradığını
Kayguyu sildiği anda bulsun
Selam olsun dedi
YUNUS’um
Dağlarda taşlarda
Sebepsiz kalmayanı arasın
Yaprağa el sürdüm
Lif ile sardım
Dediler ki;
Her dala aşı
gelmez
Meyhaneye diz vurdum
Dediler; Taşı kalmaz
Yol
benim, gönül benim
Yarattığın cümlenin dedi
MERYEM sözü aldı:
Daldan dala konan kuşa yanarım
Kulundan gelen taşa elimi verdim
Cümle başa gelsin dediler, yoluma durdular
Yüce izin verirse
Olan bilen görürse
Gelmem diyemem
Ham lokma yiyemem dedi
MERYEM selamladı
Üç erden binbir niyaz
Üç serden geldi avaz
Birinden çiçeği
alacağım
Birinden böceği soracağım
Biri ile gerçeği bulacağım
dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Ağaçlar düzen bulur
Yola yol dikildi ise
Kullar sevgi dolar
Rahmet döküldü ise
Bilmeyen bilene sorar
Yapıya takıldı ise
Yapıya sahip olduk
Konuk gelene güldük
Asılda kalan dedik
selamladık
Selam olsun
Üç erden her birine
Kaydına yazılanı
versin
Görgüye kazılana uydursun dedi
KAYGUSUZ her anına, her
gününe
Niyaz ile katıldı
Dumanı bilmek
Silmekten kolaydır
Dost demek
Bölmekten kolaydır
Öyle ise;
Önce Dost diyelim
Her varolanı dost bilelim
Öylece
dumanı silelim dedi
RABİA selam ile geldi:
Üç kapıya aldandım
Birinde komşunun hakkını
Birinde yorgunun
hakkını
Birinde sorgunun hakkını gördüm
Meydan’a geldi isek bilmeliyiz,
Her kapıda aradığımızı bulmalıyız
Rabb’im, yarattığı her varlığa
Özünden sözünden verir
Sevgisini cümle ile birleştirir
Her zerren sana komşudur
Bedenin özüne kapıdır
Bir kapı gözüne
Bir kapı sözüne
Bir kapı
özünedir
Dost olan her zerrende
Birliği kurarsan
Körlüğü
kırarsın
Duyduğun gördüğün
Özüne girdiğin andır
Asla hayal
değildir
Ya Allah dediğin her an
Zerrende birliği bulursun
dedi
RABİA selamladı
Bülbüle soracağım;
Yerden mi? diye
Güllere soracağım;
Göklerden mi? diye
Ne yerden, ne gökten
Sadece yaratılışın
sırrıdır dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı
Aldı da, gül ile
bülbülün sohbetine daldı:
Renginde aramadan
Kokusuna vardım
Acaba özüme mi, gözüme
mi? diye sordum
Elbet özüme dediler
Her ağacın gölgesine
durdular
Kimler? denilir
Resulü’nü bilenlere
Her seherde adı
ile olanlar
Bir bir okuduk
Derman dedik dokuduk
Çevremizde olan her düzende
Bilene bilmeyene takıldık dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
|
Gül veren, bülbül olan
Günlere sevgisini bölen
Kuşlar uçarak
bulur
Olur dediğimiz her olay gerçektir
Yapını bilendeniz
Kör kuyuyu örendeniz
Onun için kayguya yer yok
Çevreyi aldım elime
Eteği sardım belime
Sepet gerekli koluma
dedi
SARI ANA sarı çiçekte
Tomurcuğa el attı:
Söz bizden, güzel sizden
Öz Rabb’imden
Güneşe baka baka
Olumsuzu koydum rafa
Örtüyü vuracağız
Şükür helvası karacağız
Her bir çiçeğe soracağız
Adım ile mi, andın ile mi geldin?
Aşkı
ile mi buldun?
Her birini aşkıma dediler, boyun eğdiler
Derdest olacak
Güzeli, bir demette bir sepette değil
Bir bahçede
bulacak dedi
SARI ANA selamladı
Seferden gelen ile
Soğuk suyu veren ile
Beraber olduk
Dostluğu
öyle bildik
Açılan yollarda
Gelen gidene güldük
Sahipsiz sürü
olmaz
Bilse bilmese kalmaz
Sayfada gerçek
Güzel diye açılır
Anılan nuru ile
Gölgeden geçilir
Her an bir bilgi ile
yüklüdür
Her kulunda binlerce bilgi saklıdır
Dök içini
derlerse, de ki;
Gücüm, bilgim ile yüklüdür
O’nu bilen, ne derlerse desinler haklıdır
SEYYİT OMAR, kandilde yanan ışığı sordu;
Kimden, kime?
Dediler ki; Dosttan, sana
Dost; sevgindir, sevgilindir
Dayandı
isen cana
Güvendi isen hana
Gelirsin elbet bana
Men dil; özüne değil sözüne girer
Gönülde gerçeği kurar
Dayanmayı bildiğiniz
Hak dost diye güldüğünüz
Gerçeğin
aynasıdır dedi
SEYİT OMAR selamladı
Elmadağı yöremiz
Gönül birliğidir töremiz
Dostluktur süremiz
Kavga bitti mi? dediler
HAMZA DOST’a sordular
Yapıda kavga
bitmez
Kapıda bitir
Yaprakla gelişen
Toprak ile buluşan
Güneş
ile oluşan
Her zerrenin kavgasında
Gerçeğin sözünü ararsın
Zamana
‘Dur’ demen gerekir
Gölgede bulduğun rahatı
Bilginde silmen
gerekir
Duman bilgin ile silinecektir
Dost gönlüne
Her seven
katılacaktır dedi
HAMZA DOST yuvanın sahibini selamladı
Derman, doğuştan geleni siler
Doyumsuz kalan, uyum ile
bulan
Dağdan inen suya yol veremezsin
Ne var ki
Dağılmasına da
izin veremezsin
Öyle ise hizmetin gereklidir
Kova ile alsam
yetmez dersin
Değirmene el atarsın
Döner durur
Hem sana
Hem cümleye hizmet verir dedi
HAMZA DOST selamladı
Halinde yoluna düzen veren
Yazanın yazdığı ile kendini bilen.
Dişlerin sızı verir
Gönlünde huzur kalır
Derman dilersen O’ndan
Niyaz ederim candan dedi
MERKEZ’im
Her sözün bir bağı
Her
balıkçının bir ağı vardır
Ne var ki
Sözü dileğince
Balığı
nasibince alırsın
Aşını öyle bulursun dedi
MERKEZ’im selamladı
Yazmayı dilediğin her satıra
Nokta koyarsın
Her noktayı
Birbirine
katarsın
Sonra da;
Kimden aldım, kime verdim? der sayarsın
Yapıya yöneldiğin an
Aşkı ile doyarsın
Allah’ım razı olsun
Niyazın cümle için artsın dedi
MERKEZ’im selamladı
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|