05 ARALIK 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Hazır olduk niyazda
Yolu bildik biz yazda
Yapraklarla doluştuk
Soranlarla buluştuk
Seven bilir deseler
Güzelliğe gülüştük 

Allah Allah dedi de
YUNUS’um söze geldi
Bahçede gülü gördü
Bülbül ile göze geldi:

Çağırdığın güzel kim?
Beklediğin nerede?
Bülbül dile geldi de
Dedi ki; Yüce’de 
Olumsuza selam versem
Diyecek ki; Gerçek mi?
Olumluya selam versem
Diyecek ki; Nasip mi? 
Allah Allah
dedik de girdik söze
Gül dalında bülbül misali verdik size 

Ayrı kalmadan bilgiden
Yaprağa sözü yazdık
Toprağa dizi koyduk dedi
KAYGUSUZ söze girdi: 


Olmayan darlığa
Varlığın sözü yeter
Gerçeği bilse kulu
Düşündüğü hal geçer
Dosyaya aklının erdiğini
Gönlünün verdiğini koyarsın
Gelen günde dosyanı açtığında
Yersiz olanı silersin
Rabb’im öyle yazmış
Bildiğini dosyalarımıza koymuş
Yanılmadığı için elbet silecek değil
Dağların dosyasında
Akacağı dökeceği yazılıdır
Ovaların dosyasında
Katacağı tutacağı yazılıdır
Masaya koyduysak dosyayı
Ne yazdı ise onu okuruz
Her birimiz
Kendi dosyamızı okur da
Öyle dokuruz
KAYGUSUZ selameti
Cümleniz için diledi
Sözü PİRSULTAN ABDAL ile
HACI BAYRAM’a verdi:
 

Bir sofraya oturdular
Bir somunu bitirdiler
Dost adını
Dilenen meydana getirdiler
Selam olsun
Her kaşığını alan gelsin
Değirmenden yol soran
Suyun başını bulsun
Demde güzeli
Güzel ile yorumlarız
Dağda bağda
Vergisi ile kanıtlarız
Kime?
Kendimizden, kendimize
(Soru: Yaratılışın sırrı, nedeni kendimizi kendimize kanıtlamak mı?)
Eyvallah
Yağmur bir damla gelse
Hizmeti olmaz
Doymayı denese
Gerçeği bulmaz
Her olay birbiri ile tutarlıdır
Her yaratılan
Çevresi ile yeterlidir dediler
Sözü VEYSEL’im ile
Olacağı geleceği
Kainatta kalacağı
Her öğünde söylenen
Sevginin bilgini YESEVİ’ye verdiler: 

Varolmak, Vareden’in eseridir
Varlığını bilmek, sevginin beslediğidir
Demden deme geçmek için
Başladığın konuyu
Kusursuz bitirmen gereklidir
(Soru: Doyumdan, duyuma geçiş mi?) Eyvallah
Hizmette barış içinde yarışı tamamlamak
Sevgide kendinden gayrıyı tanımlamak
Saygıda sorgusuz kalmak
Yarattığı her zerreyi
O’ndan bilip yola gelmek
Saygıya verdiğimiz değerde
Kendi ölçümüzü buluruz
Bulduğumuz gerçekte
Saygı ile kalırız
Merhameti, küçük büyük demeden
Ağaç dalı kırmadan
Kör olanı düşürmeden
Aç kalanı doyurma’dan bilelim
Acımayı Yüce Rabb’ime bırakalım
O gören’dir, O bilen’dir
O bileni gönderendir
Bilen olalım ki göndersin
Hizmetine layık kılsın
 



Kuldan kula gelenin
Rabb’imin emri olduğunu bilirsek
Hizmetini öyle seve seve yükleniriz
Bilmeyenden isek
Kendi gövdemizde saklanırız dediler
VEYSEL’im ile YESEVİ selamladılar

Ayak izi, bakanı getirir
Hakk’ın sözü bilene buldurur dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
 


Koyun postu sıcaklığa
Yılan postu soğukluğa misaldir
Gönül dostu her sevene emsaldir
Su dolan destim kırıldı ise
Gönülden gelene eğildiğim gün
Rabb’im yenisini verir deriz
Doğruya eğriyi katmayız

Az geldi, çok yedi demeden
Kulunun aşına kem söz etmeden
Satır satır okuyalım
İpek olup dokuyalım
Bilgimiz tezgahtadır
Gelecek kumaşı bekleyelim
Sarı siyah demeden
Kırmızıya mora değmeden
Ne verirse alalım
Bilgimiz ile daim kalalım dedi
HAMZA DOST güzelden güzele güldü
 

Nar çiçeği ahengine
Mor salkım hevengine baktırır
Kırmızı gül gönülde çerağ yaktırır dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı
SÜMBÜL SİNAN ile dile geldi:
 

Aynı sofrada oturur
Aynı aşı ayrı ayrı pişiririz
Dileyen onun sahanından
Dileyen HACI BEKTAŞ’ın kazanından yer
Sanılmasın bilginin azı çoğu sözü edilir
Onun da kazanda pişer sahanda sunulur
Bizim ki kazanda sunulur
Dileyen dilediği kadar yer
Her bahçede gül açar
Gülizar’da gün geçer dediler
SÜMBÜL ile HACI BEKTAŞ sözü
LALELİ ile MERKEZ’ime verdiler:
 

İki kapıda durduk
İki yoksulu gördük
Biri aşım yok dedi
Biri işim çok dedi
Kulak verdik yazana
Dedi; Uyma yozana
Geldi ise kazana
Ne aştan ne işten zorlanır
Ne de geldiği kapıda horlanır
Değiştirdik yolumuzu
Eleştirdik halimizi
Dedik; Kâbe’ye gidip gelelim
Resulü’nün güzelliğini görelim
Denildi ki; Her güzele adını yazar
Aldığın verdiğin her nefeste
Gerçeği kazar
Eyvallah dedik
Gönül kapımızda
Gözümüzü açtık dediler, selamladılar
(Soru: Her gönül Kâbe mi?) Eyvallah. 

HZ. OMAR der ki:
Adaletin, nefsinden gelenin yorumu olmasın
Kimsenin hakkı kimsede kalmasın
Sofrada yediğin her lokma varlığına hizmettedir
Yetersiz denilmesin 

HZ. OSMAN der ki:
Güttüğün sürünün verdiğini sayasın
Kendi gerçeğini kendin soyasın

HZ. EBUBEKİR der ki:
Seyre geldiysen güzeli
Yerde bırakma gazeli
Himmeti hizmetini bekler
Hizmetinin olduğu yerde
Hikmetini saklar
Hizmetini bütünle ki
Saklı olanı bulasın

HZ. ALİ der ki:
Aldığın kadar bilensin
Gördüğün kadar sevensin
Gerçeğe uyandı isen
Aydınlığa gülensin
Birdenbire gümüş ile altına geldi isen
Altın senin olsun
Gümüşü paylaş
Paylaş ki her alan altına yönelsin 



ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah