|
MEVLÁNA'yım ben!
Hazır olduk niyazda
Yolu bildik biz yazda
Yapraklarla
doluştuk
Soranlarla buluştuk
Seven bilir deseler
Güzelliğe gülüştük
Allah Allah dedi de
YUNUS’um söze geldi
Bahçede gülü gördü
Bülbül ile göze geldi:
Çağırdığın güzel kim?
Beklediğin nerede?
Bülbül dile geldi de
Dedi ki; Yüce’de
Olumsuza selam versem
Diyecek ki; Gerçek mi?
Olumluya
selam versem
Diyecek ki; Nasip mi?
Allah Allah
dedik de girdik söze
Gül dalında
bülbül misali verdik size
Ayrı kalmadan bilgiden
Yaprağa sözü yazdık
Toprağa dizi
koyduk dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Olmayan darlığa
Varlığın sözü yeter
Gerçeği
bilse kulu
Düşündüğü hal geçer
Dosyaya aklının erdiğini
Gönlünün verdiğini koyarsın
Gelen günde dosyanı açtığında
Yersiz olanı silersin
Rabb’im öyle yazmış
Bildiğini
dosyalarımıza koymuş
Yanılmadığı için elbet silecek değil
Dağların dosyasında
Akacağı dökeceği yazılıdır
Ovaların
dosyasında
Katacağı tutacağı yazılıdır
Masaya koyduysak dosyayı
Ne yazdı ise onu okuruz
Her birimiz
Kendi dosyamızı okur da
Öyle
dokuruz
KAYGUSUZ selameti
Cümleniz için diledi
Sözü PİRSULTAN
ABDAL ile
HACI BAYRAM’a verdi:
Bir sofraya oturdular
Bir somunu bitirdiler
Dost adını
Dilenen meydana getirdiler
Selam olsun
Her kaşığını alan gelsin
Değirmenden yol soran
Suyun başını bulsun
Demde güzeli
Güzel ile
yorumlarız
Dağda bağda
Vergisi ile kanıtlarız
Kime?
Kendimizden, kendimize
(Soru:
Yaratılışın sırrı, nedeni kendimizi kendimize kanıtlamak mı?)
Eyvallah
Yağmur bir damla gelse
Hizmeti olmaz
Doymayı denese
Gerçeği bulmaz
Her olay birbiri ile tutarlıdır
Her yaratılan
Çevresi ile yeterlidir dediler
Sözü VEYSEL’im ile
Olacağı
geleceği
Kainatta kalacağı
Her öğünde söylenen
Sevginin bilgini
YESEVİ’ye verdiler:
Varolmak, Vareden’in eseridir
Varlığını bilmek, sevginin beslediğidir
Demden deme geçmek için
Başladığın konuyu
Kusursuz bitirmen gereklidir
(Soru: Doyumdan, duyuma geçiş mi?) Eyvallah
Hizmette barış içinde yarışı tamamlamak
Sevgide kendinden gayrıyı tanımlamak
Saygıda sorgusuz kalmak
Yarattığı her zerreyi
O’ndan bilip yola gelmek
Saygıya verdiğimiz değerde
Kendi ölçümüzü buluruz
Bulduğumuz gerçekte
Saygı ile kalırız
Merhameti, küçük büyük demeden
Ağaç dalı kırmadan
Kör olanı düşürmeden
Aç kalanı doyurma’dan bilelim
Acımayı Yüce Rabb’ime bırakalım
O gören’dir,
O bilen’dir
O bileni gönderendir
Bilen olalım ki göndersin
Hizmetine layık kılsın
|
Kuldan kula gelenin
Rabb’imin emri
olduğunu bilirsek
Hizmetini öyle seve seve yükleniriz
Bilmeyenden isek
Kendi gövdemizde saklanırız dediler
VEYSEL’im
ile YESEVİ selamladılar
Ayak izi, bakanı getirir
Hakk’ın sözü bilene buldurur dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
Koyun postu sıcaklığa
Yılan postu soğukluğa
misaldir
Gönül dostu her sevene emsaldir
Su dolan destim
kırıldı ise
Gönülden gelene eğildiğim gün
Rabb’im yenisini
verir deriz
Doğruya eğriyi katmayız
Az geldi, çok yedi demeden
Kulunun aşına
kem söz etmeden
Satır satır okuyalım
İpek olup dokuyalım
Bilgimiz tezgahtadır
Gelecek kumaşı bekleyelim
Sarı siyah
demeden
Kırmızıya mora değmeden
Ne verirse alalım
Bilgimiz ile
daim kalalım dedi
HAMZA DOST güzelden güzele güldü
Nar çiçeği ahengine
Mor salkım hevengine baktırır
Kırmızı gül gönülde çerağ yaktırır dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı
SÜMBÜL SİNAN ile dile geldi:
Aynı sofrada oturur
Aynı aşı ayrı ayrı
pişiririz
Dileyen onun sahanından
Dileyen HACI BEKTAŞ’ın
kazanından yer
Sanılmasın bilginin azı çoğu sözü edilir
Onun da
kazanda pişer sahanda sunulur
Bizim ki kazanda sunulur
Dileyen
dilediği kadar yer
Her bahçede gül açar
Gülizar’da gün geçer
dediler
SÜMBÜL ile HACI BEKTAŞ sözü
LALELİ ile MERKEZ’ime
verdiler:
İki kapıda durduk
İki yoksulu gördük
Biri aşım yok dedi
Biri işim çok dedi
Kulak verdik yazana
Dedi; Uyma yozana
Geldi ise kazana
Ne aştan ne işten zorlanır
Ne de geldiği kapıda horlanır
Değiştirdik yolumuzu
Eleştirdik halimizi
Dedik; Kâbe’ye gidip gelelim
Resulü’nün güzelliğini
görelim
Denildi ki; Her güzele adını yazar
Aldığın verdiğin
her nefeste
Gerçeği kazar
Eyvallah dedik
Gönül kapımızda
Gözümüzü açtık dediler, selamladılar
(Soru: Her gönül Kâbe mi?)
Eyvallah.
HZ. OMAR der ki:
Adaletin, nefsinden gelenin
yorumu olmasın
Kimsenin hakkı kimsede kalmasın
Sofrada yediğin
her lokma varlığına hizmettedir
Yetersiz denilmesin
HZ. OSMAN der ki:
Güttüğün sürünün verdiğini
sayasın
Kendi gerçeğini kendin soyasın
HZ. EBUBEKİR der ki:
Seyre geldiysen güzeli
Yerde bırakma gazeli
Himmeti hizmetini bekler
Hizmetinin olduğu
yerde
Hikmetini saklar
Hizmetini bütünle ki
Saklı olanı bulasın
HZ. ALİ der ki:
Aldığın kadar bilensin
Gördüğün kadar sevensin
Gerçeğe uyandı isen
Aydınlığa gülensin
Birdenbire gümüş ile altına geldi isen
Altın senin olsun
Gümüşü paylaş
Paylaş ki her alan altına yönelsin
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah
Muhammedür Resulullah
|