|
MEVLÁNA'yım ben!
Dağlar gider dediler
Yollar biter sandılar
Ne gidip
ne döndüler
Dostluğa öyle güvendiler
Cümlenize selam olsun
Sayfaya her imza atan
Kendinden geleni söylesin
YUNUS adımın belgesi
Aşk gönlümün sargısı
Emeğim
ömrümün sevgisi
Demlendik düne güne
Dost olduk cümle kula
Gel deseler Hak yola
Bildiğime selam verir
Bilmediğimle
arayanı bulurdum dedi
YUNUS’um selamladı
Her fistanın rengine
Bilginin süsü vurur
Koyduğum her
tas suya
Dileyen kuşlar gelir dedi
MERKEZ’im sözü aldı:
Yaprağın döküldüğü mevsimde
Niyazını aldık
Seferde olan
kuldan
Hevesini sildik
Yumuşak söyleyenden
Allah’ım razı
olsun dedik
Dağın eteğinde oturan
Desteğini bulmuştur
Atın tutağını
bilen
Kaydına uymuştur
Ne derlerse desinler
Seyre geldiğin ana
sevinsinler
Çünkü ne aldıysan güzelden
Ne bildiysen ezelden
Güneş doğar tez elden
Kayguyu silelim
Varlığında yargıya
Asla
yer vermeyelim dedi
MERKEZ’im selamladı
Durağa geldi isem
Yolumun gidişi çoktur
Yaprağı gördü isem
Çiçeğini bekleyeceğim
Dalından limonu alıp
Ayağa süreceğim
Kabuğunu rendeleyip
Suyuna karıştır
Beze
bulaştır sar
Konuyu kesinleştirmeyiniz
Değirmene götüreceğin
buğdayı kaynat
Ilık su ile banyo yap
Bayram gelmiş
diyeceksin
Aşını sevinç ile yiyeceksin
Mevlana’yım!..
Kevser’i okuduk
Kendimizde olan güzeli
Kainattaki ile
dokuduk
İpek misali ördük
Gölgesiz günü gördük
Çevrenin ucu telli
Gönlünde olan belli
Dostlar güzele
geldik
Her biri MERYEM halli dedi
RABİA sözü aldı:
Tad aldım, mercan gördüm
Dört
duvara kilim ördüm
Örtüyü sırtıma serdim
Kar da gelse, buz da
olsa
Üşüyenden değilim
Seyrettiğim her olayda
El koyduğum zor
dolayda
Bilgim ile, sevgim ile
Elden ele dostum ile
Kayguyu
sildim dedi
RABİA selamladı
Ayağıma dar geldi ise kunduram
Yolumu yalın
ayak giderim dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Sen güzel, ben güzel
Yarattığın gün güzel
Gel güzel,
gül güzel
Götürdüğün son güzel
Dost güzel, post güzel
Bitirdiğin dert güzel
|
Akıl almaz dediler
Akla sınır koydular
Sevdiler
sevildiler
Hak adına övüldüler
Dil ile sevildiler
Dil ile
dövüldüler
Sonunda saygı ile anıldılar
Yar adına oluştuk
Yer sofrasında buluştuk
YUNUS, MERKEZ söyleştik
KAYGUSUZ, MERYEM birleştik
Baktık ki, sen
ben değil
Sözün özü O’ndandır
Hem O’nda hem sondandır
Kaygu vermeden dile
Cümlemiz geldik Gül’e
Satır satır okuduk
GARİB ile dokuduk
Ne dediysek Hak’tandır
Bildiğimiz çoktandır
Sakınmadan sözümüzü
Kapamadan gözümüzü
Bilecekler hazzımızı
Diyecekler nazımızı
Gelmeden bilmeyene
Görüp de gülmeyene
Çaldığımız saz yetmez
Çoban, kavalı yoksa
sürüsünü gütmez
Al fistan giydirdik
Asi dediler
Sarı
fistan giydirdik
Vâsi dediler
Yeşil fistan giydirdik
Doğmayana güldüler
Mor fistana gözü yumdular
Her fistanda ayrı makama geçtik
Koşu dediler
Gölgeden güneşe niyaz ettiler
Verdiğimiz; Güneş’in nurudur
Darlığın sırrıdır
Ne korku ne
tasa
Bilgimizin yeridir
Gölden balık avlayanın daldığı, sorudur
Açtığımız konunun bilgisini alsalar
Yama diye
fistana dikerler
Her dileyene dilden diye su dökerler
Rahmet
Yüce Rabb’imin
Her birimiz bilelim
Geldik bulduk gerçeği
Elele
olup gülelim
Aynı sofrayı kuruduk
Aynı tafrayı kırdık
Aynı kapıdan girdik
Yolumuz kolaydır
Dağlara çıkacağız
Örülen
yoldan
Kainata bakacağız
Görülen yerden
Aradığımızı bildik
Gönlümüz ile serden
Atı aldık ahırdan
Ömrü sildik kahırdan
Gelmeyi dileyen
Gerçeğe kapıyı soranlara
Elele veririz
Kement
attığınız
Dumanı dağlara sattığınız bilinir
Günden güne gerçeğe
dönülür
Olduğunuz gibi
Bildiğiniz halde
Kararlı kalınız
Allah’ıma emanet olunuz
MEVLÂNA ile söyleşsem dediğinde
Derman
dilediğin her günde
Bil ki; Allah’ım yanında, yardımındadır
Er
geç yaprakları oluşacak
Dayandığın desteğin
Gönlün ile buluşacak
Gönülden aldığın seste
Kulağın görevi yoktur
Çevre çevre dolansa
da
Birliği pektir
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a
ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|