|
MEVLÁNA'yım ben!
Güzel geldi er sözü
Gönülde buldu her sözü
Doğduğu güne
uyandı
Yaratana dayandı
Her adımda kumda olduğuna inandı
Cümlenize selam olsun
Ağacın her dalı elimize gelsin
Suyun
yüzünde
Yüzümüzün izi kalsın
Taş toprak atmayalım
YUNUS sözü alırsa
Güzelden güzele gelirse
Her satırda
selam verir
Rabb'im der de
Gönlünüzde olana
Gerçeğin
getirdiğini bildirir dedi
YUNUS’um kendi sözünü kendi bağladı
(Soru: Er kişi kimdir?)
Dağdan taştan dem vuran
Yolun başında duran
Komşu ile
söyleşen
Konuk ile paylaşan her kulu
Erliktir yolu
Mimar temel
bilirse
Duvarı öyle bulursa
Çatısına bayrağı eli ile koyar
dedi
SİNAN sözü aldı
(Soru: MİMAR
SİNAN mı?) Eyvallah
Saçımın her telini
Kendim taradım
Toprağın rengini
Kainatta aradım
Dur deseler durmazdım
Bilmeyene sormazdım
Gülmeyenden yormazdım
Güzele baktım
Çubuğu öyle yaktım
Betonu
temele döktüm
Çocuk ile bir oldum
Büyük ile hep doldum
Bilmem diyenin yanında kaldım
Yan duvar
eğri dese
Yıkıp yeniden ördüm
İnanç imanımı bütünledi
İman emeğimi tanımladı
Gölgesiz adıma
Rahmetini verdi
Cümle
alem adımı
Gönlüne sardı
Elele olalım
Dost halinde kalalım
dedi
SİNAN günde gelene selamını iletti
Varlığında yoğun hizmeti bilirim
Duyan ile dostu bilir
Cümlesine gülerim dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
Bakır sini meydanda yer alsın
Kilimi
serdiğimiz yerde kalsın
Sofraya her gelen gönlünü açsın
Desin
ki;
Rabb’im bana da nasibini açar
Her kulu gönlündeki gerçeği
seçer dedi
HACI BAYRAM selamladı
Doğduğu gün bilginin
Beşiğini kurarız
Dolduğu gün
sevginin
Sırlayıp da kaparız
Aşka talip olduysak
Demlenmeyi
bekleriz dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Doymak gayretin tükendiği yerdedir
Her kulunun gayreti
bir değildir
Ayağımız yolu buldukça götürür
Aklımız dilediği
yerde bitirir
Gönlümüz yeterli değil der ittirir
Dostluğu
o anda kurarsak
Kendi kendimizle
Sonsuzda adımızı söyletir
dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Doğru eğriye gülmez
Dost
oldum diyen yolda kalmaz
Seferden gelenin
Seherde bulduğu
yalan söylemez dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
|
Çiviyi duvara çaktım
Elimdeki heybeyi öylece
taktım
Somun sofranın malı
Soylu güzelin hali
Ayrıda kalmadan
geldik
Güzeli sormadan bulduk dedi
HAMZA DOST selamladı
(Soru: Hepsi bir bütünden'in cevabı mı?) Eyvallah
Gökyüzüne çivi çakamam
Yıldızı alıp yakama takamam
Doğduğum güne dönüp bakamam
Her olayı olduğu yerden alıp
Dilediğim yere çekemem dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Dağdan indiğim gün ovaya
Darlığı sildim
Ovadan çıktığım
gün dağa
Güzelliğin sırrını çözdüm
Gölgesiz kalan bilgime
Öylece çizgiyi çektim dedi
KAYGUSUZ selamladı
Ah deriz, vah deriz
Gün gelir baklava börek
yeriz
Gün gelir suya lokmayı batırırız
Ne dengeyi bozarız
Ne
ahenge uyarız
Aldığımız ile benliğimizi soyarız
Gün gelir bağlı
olanı çözelim deriz
Kayguya öylece düşeriz
Ne hekim ne de
hakim bildiğini çizerler
Ne de Rabb’imin yazdığını çözerler
Ne
yazdı ise o çizgiden giderler
Onun için, ne öyle ne de böyle
Kayguya düşmeyelim
Kapı kapı gezip de
Bilgimizden şaşmayalım
Dayanmaya niyet kurdu isek
Umutsuzluk sözümüz olmasın
Damarda
akan kandan
Kimsenin sorgusu kalmasın
Sevgiye yaprak olduk
Meyve verdi dalda
kaldık
Günde güneşte gerçeğe doyduk dedi
VEYSEL’im sözü aldı,
aldığına sevindi:
Günü güne bağlarız
Her bağında bekleriz
Sefer söze geldiyse
YUNUS ile saklarız dedi
VEYSEL’im selamladı
Mevlana’yım Ben!
Kaydını her sorana
Okumak söz mü olur?
Doydum
Allah diyene
Kapanan göz mü olur?
Göğün her bir noktası
Bilenlere açıktır
Danışılan her konu
Bilmeyene geçittir
Varettiğin bizleriz Rabb’im
Varlığında
gözleriz
Diledik geldik size
Ne verdiysen sözleriz
Söz olduk
satırlarda
Göz olduk hatırlarda
Dileyen dilediğince aldı
Dostluğu kainat ile kurdu
Güldük geldik
Sevdik bulduk
Sevenlerle olduk
Bir kab misali dolduk
Her biriniz bir damla
Her birinizde bir hamle
Geldik büyük haz ile
Dolduk kaba naz
ile
Birbirimize el olduk
Birbirimize gönülden dolduk Rabb’im
dedik
Zehri sildik
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a
ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|