20 ARALIK 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Hazır bulduk sofrayı
Dost kapısı açık dedik
Çağırdık cümleyi
Selam olsun
Yuva’mız her dost diyene gülsün 

Açık olan kapıya girdim
Yapının sahibini sordum
Doğruyu eğriden eleyen
Bilgisini cümle ile beleyen dediler
Her yapının birliğe çağırdığı bilinir
Dost kapısında
Hak adına durulur dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Duvarı öre öre bitirdim
Atımı dilediğim yola getirdim
Ağacın dalına ipini tutturdum
Beklesin, yediği otlara
Yenisini eklesin dedi
YUNUS’um selamladı 


Dağdan dağa aşırdığım
Elimdeki destiden
Suyumu taşırdığım bilinir
Değirmene buğday ile gelinir dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
 

Yemeniyi ayağımda görene sordum;
Yolum yolun mudur?
Sevgim halin midir?
Eline aldığın sepette
Vereceğin gülün müdür?
Eyvallah dedi de tuttu elimden
Güzel söyledi
Bal ile dilinden
BEHLÜL’üm yolu açsa
Her dileyen geçse
Allah Eyvallah dedim
Yol Hakk’ın, gönül halkın
Her dileyen gelsin
Her seven bulsun dedi
BEHLÜL’üm selamladı


Deryanın dalgası duracak bilin
Bulutlarda dağılanı görün
Aldığınız bilgide
Verginizi haliniz ile serin dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
 

Duyandan uyana selam getirdik
Dost kapısında kayguyu bitirdik
OMAR ile söyleştik
Sevgimizi paylaştık
Elde bir elma olsa
Dörde bölelim dedik
Her satırda birliği okuduk
Sevgiyi dokuduk
Dayanmayı bilenden
Naz ile gelenden
Seyri cümlede bulandan
Dumanı silenlere selam olsun dedi
HAMZA Dost selamladı
 

Hayır ile başladık
Yemen’den düğümü çözdük
Düğün var dedi isek
Her gönülde gezdik dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
 

Bir uçtan öbür uca gideceğiz
Toprağımız yeterlidir
Hem ekeceğiz
Hem sürümüzü güdeceğiz
Ağaçları bol olan ormanlarda
Nefes tükenmez
Orda hiçbir varlık
Asi tavır takınmaz
Daldan dala konan kuşlar
Yaprağından sakınmaz dedi
HACI BAYRAM selamladı


Duyan, uyana sorsa
Dostluğun dersi nedir?
Uyan der ki; Muhabbet ve edeptir dedi
MERKEZ’im sözü aldı:



Gök kubbede
Yıldızlara bakarsın
Toprağın kuru ise
Bolca suyu dökersin
Bahçende açan gülü
Yakana takarsın
Bilir misin güzelin tarifini?
Bildiğin gün bulursun arifini dedi
MERKEZ’im selamladı

Her taşı ele aldım
Aldım da şaştım kaldım
Birbirine vurursam kırılır
Kuma atarsam gömülür
YUNUS ile MEVLANA

Hak sohbetine sarılır
Her gelen Allah der
Gönülden katılır
Bilenin, bilmediği hali taştandır
Her zerresini birbirinden ayırırsan
Malzemesinin bir olduğunu görürsün
Kement attığın olayda
Arayım diye çıktığın dolayda
Her bir zerrenin
Senden sana geldiğini bilseydin
Baştan sonu görseydin
Kan ile taşın ayrısı olmadığına
Şahit olurdun dedi
PİR SULTAN ABDAL
(Soru: Yani hepsi hidrojen atomu değil mi?) Eyvallah
Her sözün başında durduğu güzelden
Sardığı ezelden
Gördüğü ördüğü
Bağladığı çözdüğü
Kaydına çekilendir
Kapanmayan kapının
Eşiğinde durdum
Cümlenize selamet diledim dedi, selamladı 


(Soru: Algıyı vergiyi kan mı sağlıyor bize?) 

Komşunun komşuya ilettiği sözüdür
Aşığın aşığa dinlettiği sazıdır
Muhabbet cümle alemin hazzıdır
Kan; bilgini, sevgini besler
Dost evini diri tutar. Eyvallah
(Soru:‘Dost evi kalpdir’sözünün Eyvallah’ı değil mi?)
Kendini bildi isen
Yoğun halde uydu isen
Gir dost bağına seni bekler
Bağlı olanı, sevgi dolanı
Rabb’im örtüsü altında saklar
Damarda akan ile saydığım
Yemen’den cümle için aldığım
Selamın sizlerle yaşadığı gerçektir 

Hz. ALİ der ki:
Her parmakta
Bir gerçeği bulursun
İki elde iki alem olursun
Ya Rab senin varlığında
Benim birliğim tükenmez
YA Rab verdiğini alan kulun
Vermeye sakınmaz
Ya Rab senden geldik
Beden düştüğü hatada
Kendini yargılar
Sana yöneldikte
Tendeki yarayı sargılar
Öylece bitecek sorular
Yol, yolcu, giden ile bütünleşir


ALLAH’ıma emanet olunuz
Aldığınız her damla suda
Sevginin bütününü bulunuz

ALLAH’a ısmarladık. 

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah 



(Soru: HAMZA DOST paragrafında ‘Uyan’belirli bir şahıs mıdır?) Her uyan