19 ARALIK 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Kuşlardan sesi aldık
Çiçeklerden süsü bildik
Her güzelde Rabb’im dedik
Selam ile geldik
Gönüllerde huzur gördük. 

At ile çıktım yola
Dağ başında verdim mola dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Aştığım kayalar
Yerden geleni oyalar
Yağan yağmur
Akan su olur birbirini kovalar
Dur demeden yürüdüm
Değmeden eteğim çamura sürüdüm
Güneşten ne beklediğimi
Kendi kendime sordum
Kayalar örtülerini atarlar
Toprağı ovalara satarlar
Değirmende bekleyenler
Nasiplerini ellerinde tutarlar dedi
YUNUS’um selamladı


(Soru: Kayalar 'Önder Varlıklar' mı oluyor?) 

Yumuşak olmadıysam
Kendimi bilmediysem
Seni beni suçladığımdandır dedi
PİR SULTAN ABDAL halimden
Halini bulana selamını iletti 

Yetersiz bulduğun her çizgide
Güzelin tarifini ararsın
Çevrenden günün yorumunu sorarsın
Umduğun güzeldir bildiğin kadar dedi
PİR SULTAN ABDAL dost selamını
Dost olanlara sundu


Çevremi bağladım
Dumana ağladım
Gölgede bek
ledim
Sevgimi güneşe sakladım dedi
MERYEM sözü aldı
Ağacın gölgesinde sevgi ile kaldı:
 

Görgüde olan
Dumanı sildiği halde bulandır
Yemen’den aldığımız selamı
Cümlenize iletelim
Kumaşın rengini
Mor diye boyatalım dedi
MERYEM selamladı

Komşu ile kuyuya geldim
Suyumu dost elinden aldım
Bildiğime günün yorumunu kattım
Öylece bir adım daha attım dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
 

Aldığım her taneyi
Tespih edip bağladım
Rabb’im ile niyaz ettim
Rahmetine ağladım
Gönül bağım açıldı da
Dost yoluna geçildi
Her adımda nefes aldım
Meyhaneye özüm
Saki diye seçildi
KAYGUSUZ’a söz gerek
Dili dilberi söyler
KAYGUSUZ’a haz gerek
Aşkı ile dostu peyler
Oyunda değilim der
Halk ile halka olur
Halktan aldığı ile
Kendini bulur dedi
KAYGUSUZ selamladı


Aşk ile meşk ile
Cümlemiz geldik söze
Dost bağına girdik de
Oturduk düze
Elden ele ün verdik
Dilden dile gün sorduk
YESEVİ ile helvayı kardık
Her dost bir kelam ile
Her dost binbir selam ile
Sözünü açtı
Dostluğun gerçeğini
Her kulu seçti
 



MERKEZ’im dedi ki:
Kainatın yazısıdır
Ne altı ne üstü sorulmaz
Ne yazdı ise verir
Hata diye yorulmaz

LALELİ der ki:
Yedi rengi oluşturan
Bir renk ile buluşturan
Bilenin yazgısıdır
Görenin çizgisidir

EYYÜB’üm der ki:
Bir kapıdan girdi isen
Öbür kapıdan çıkacağını bilmelisin
Her iki kapıya da gülmelisin 

HACI BAYRAM dedi ki:
Sofranı açtı isen
Dostluğu seçti isen
Gayretinin bedelidir
Her kulunun  emelidir 

HACI BEKTAŞ dedi ki:
Ne tozdan
Ne topraktan yakınmadık
Suyu kirletip de yıkanmadık
Yağ ile baldan
Her dileyene sunduk, sakınmadık 

TELLİ der ki:
Üç öğünde birlik olduk
Üç düğünde
Beraberliği bulduk
Üç düğümde
Kayguyu sildik

YUŞA der ki:
Bir yakadan bir yakaya
Allah dedik bağırdık
Özden özü
Sözden sözü çağırdık
Koyunlar sürü sürü geldiler
Kuşlar ağaçları buldular
Balıklar derinden derine daldılar
Gönüller Hak aşkı ile kaldılar 

VEFA der ki:
Her nağme
Senden O’na hitaptır
O’nun sesi kainata kitaptır
 
VEYSEL’im der ki:
Uzun uzun yürüdüm
Yoldan yola her dileyenin
Elinden tuttum getirdim
Dostluk budur dedim
Sözümü bitirdim 

SARI SALTUK der ki:
Girdiğin her savaşın
Bil ki sonu barıştır
Dünya geldiğin halde
Gidişi ile bir karıştır
Aldığın bilgi verdiğine yarıştır 

RABİA der ki:
Aldığın her yamada
Dostunun sevgisi görülür
Dağılan saçın
Dost elinde muhabbet ile örülür 

Ölçüsü birde olan dünya
Yargısı zorda olan künye
Senden benden sormazlar bilesin
Benim sevgim ile yuğmazlar diyesin
Her güzel kendi güzelini verir
Her öğüt;
Alan kulunda kendini gösterir
Komşuya sorduğun
Senin hizmetindendir
Komşudan aldığın
Rabb’imin himmetindendir



ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık. 


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah