26 ARALIK 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Koşuya hazır olduk
Hizmetine hep durduk
Güzellerden sorduk;
Doğduğuna mı, uyduğuna mı gülersin?
Doğruya nerde nokta koyarsın?
Adı ile özümü
Aşkı ile sözümü bilirim
Yapraklarla söyleşir
Topraklarla paylaşırım
Cümlenize selam olsun

(Soru: Esma-ül Hüsna özümüzü bildirmeye mi yarıyor?) Eyvallah. 

Aynı toprağa geldik
Aynı rahmeti bulduk
Kimimiz çiçek
Kimimiz ağaç olduk
Dostlukta her birine
Ayrı selam verdik dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Ağızdan aldığın aşın
Dua ile bulduğun düşün
Bir ocaktan öbür ocağa taşın
Ne sıcağı ayrıdır, ne tadı
Ne de Yaratanın adı
Kapanmayan kapılardan
Yıkılmayan yapılardan
Sorgusuz olan gelir
Demet demet çiçekleri
Dileyene verir dedi
YUNUS’um selamladı

Her ocağın sohbeti ayrıda denilirse de
Rabb’imin adı tektir
Dumanı silen çoktur
Varsın dilediği dilden söylesin
Yeter ki Resulü’nden şefaat desin
Dost adına dost imzasını atsın dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

(Soru: Ocaktan ocağa taşınmak nedir?)
 

Geyik ile söyleşirken
Ceylan ile paylaşırken
Dost adına selam verdim
Geyikte sevgiyi
Ceylanda saygıyı değerlendirdim
Varettiğine meziyetleri ile yaklaştım
Hatalarını sildim
Öyle kucaklaştım dedi
KAYGUSUZ selamladı


Dağlar karla örtüldüyse
Ocak başında duralım
Dize örtü vuralım
Hak sohbeti kuralım
Sıcak elbet gelecek
Kul yüzüne gülecek
Karlar eridiği gün
Nehirler hep dolacak dedi
YESEVİ sözü aldı:
 

Çağlayanlar söz verir
Yapraklara haz verir
Sevenlere koz verir
Arayana hız verir
Seni sana bulduran
Seni sen ile olduran Rabb’im
Yarattığı ile dostluğunu kuran Rabb’im
Beklemeden verendir
Saklamadan görendir
Gördüğünü gözetendir
Nerde kaldım? demeden gel
Nerde buldum? demeden sev
Nasıl olur? demeden gül dedi
YESEVİ selamladı

Kaynağın başında sofrayı kurduk
Dileyen gelsin dedik güzele yorduk
Her geleni sevgi ile sardık dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
 

Her tabak sofranın süsü olur
Her kapak örtünün sesini verir
Kiminden gelenin sözü
Kiminden bulanın şarkısı duyulur
Her hal ile Rabb’imin emrine uyulur dedi
MERYEM sözü aldı:  


Ayağım adım adım beni Kâbe’ye getirdi
Almayı dilediğim gerçeği bildirdi
Asla kaygu almayacaksın
Kendinden başkada hata bulmayacaksın
Bildiğin gerçek ile dolacak
Bilmediğini Hak sözü diye sarmayacaksın 

Kişinin kendi bilgisi
Resulü’nün verdiği gölgesidir
Her kulunun şarkısı
Aldığının nebzesidir
Az olsun, özde kalsın
Sevgin ile cümle gülsün dedi
MERYEM selamladı

Katip yazandır
Bildiğini değil uyduğunu
Ozan duyduğunu sezendir
Yağan yağmur
Suyun akışına değil
Bakışına hitap eder dedi
VEYSEL’im söze geldi
Elmanın çeyreği ile
Sahura durdu, sağına soluna sordu;
Paylaşalım mı?
Dediler ki;
Sendeki sana yetmez
Çoban olsa sürü gütmez
Dost bağı üzüm ile doludur
Dikilen her ağaç uludur dedim
Aldığım her tanede
Sevgimi söyledim dedi
VEYSEL’im selamladı

 



Aynaya baktığım gün
Kendi kendime güldüm
Ocağı yaktığım gün
Çevreme sevgi saldım
Duvar yürür dediler
Beni şakada gördüler dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı: 

Duvar örersen yürür
Sevgi örersen cümlesi görür
Her olan ocağın başında kalır dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Dağlara çıkacağız elele
Kayalara soracağız, dur hele
Bulutları tutacağız
Sevgimizi her zerreye katacağız dedi
HAMZA DOST sözü aldı: 

Duyandan sesimiz çok
Uyandan sevgimiz çok
Bağladık dost elini
Bekledik Hak Gül’ünü dedi
HAMZA DOST selamladı

Dar sokak bize gelmez
Dar bilgi söze girmez
Verdiğimiz gül elde asla solmaz dedi
RABİA sözü aldı: 

LALELİ’ye uğradık
Elde elma doğradık
Bal ile kardık
Başı ağrıyana yesin dedik
Dar alan genişler
Yapraklarda çözülen vardır

LALELİ’ye dedim ki;
Oturduğun han senin mi?
Yıkandığın külhan soyun mu?
Doğruyu bildiğin suyun mu?
Allah Eyvallah dedi
Oturduğu handa kendini
Sultan bildiğini
Yıkandığı külhanda
Sultanlığını sıyırdığını
Suyunu içtiğinde
Hak kelamı buyurduğunu söyledi 

Ya Rab dedim
Bir fistana sarındım
Bir destanla arındım
Hak adı ile korundum
Senden sana şükürler olsun
Seni bilen kulları soframıza gelsin dedi
RABİA selamladı

Atım ile geleceğim
Korkuyu hep sileceğim
Muradım Hak'tır diyenin
Koluna gireceğim dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 


Vakit seyirdedir
Gölgeyi silecek
Sevgimiz cümle aleme yayılacak
Gün ve gecede sitemleri silecek
Akacak sular
Dökecek kumlar
Şahit olacak kullar dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü
SARI SALTUK’a verdi:
 

Her bayrak sahibinindir
Ele alan bilir
Varlığın temelinde gerçeği bulur
Hem toprakta gelişir
Hem dalında olur
Saraylar taş ile topraktandır
Bir tekmeye yıkılır
Sahibine güvenen
Dost diye diye bakılır
Yoğun gelen her olayda
Hak aşkı ile yorumsuz çıkılır dedi
SARI SALTUK cümlenizi selamladı

YAHYA ile geldik söze
Durmaz dedik vurduk düze
Doğruya söz edilmez
MERKEZ’im yalan demez 

EYYÜB adım
Gerçekte kolum kanadım
Bir verenin kölesiyim
Hak adının kalesiyim
Gelsen görsen halimi
YAHYA ile yolumu
Bezini dokurdun da
Rab adına
Her adımda okurdun dediler
EYYÜB’üm ile YAHYA selamladılar

Bir kömür tanesine
Bin gönül hanesine
Yarattıklarının cümlesine
Selam olsun
Bir kömür tanesi
Bin gönül hanesine kıvılcım verir
Görgüde ak ile kara
Sevgiyi oluşturur 


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah