28 ARALIK 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Koyduğu her kuralda
Kulunun gönlündedir
Dumanı sildi isek
Dostluğun yönündedir
Güzeli bildi isek
Hayır olan günündedir

Gelmeyi diledik mi?
Dönmeye söz vermedik mi?
Dünyada haz almadık mı?
Gerçekten koz bulmadık mı? 

Dar olan fistanı attık
Akan suda dost yüzüne baktık
MERYEM ile adım adım gittik
Aynı sürüyü güttük
Aynı yolları aştık
Sanılmasın geldiğimiz güne şaştık
Dağlara söz veren Rabb’im
Kulunun sesini duymaz mı?
Geldiği halde kalanı
Güzelden saymaz mı?
Demde YUNUS ile söyleşelim
Dert denileni paylaşalım dedi
YUNUS’um söz aldı: 

Yeşil fistan, sevdiğini
Yeşil yaprak, bildiğini getirdi
Her sözü baştan aldı
Nokta koydu bitirdi
Seyirde olduğu her olayda
Elde kalan taşı düşürdü
Danıştık yoldaşına;
Gölden gelmedim
Taşlı yolda bulmadım
Verdiği ile güldüm
Vermediğine ağlamadım
Dert diyen yerinsin
Ben gibi gelen
Dost adına gerinsin
Değişen olmadı
Hatalı kalmadı
Yazılanı kimse silmedi dedi
Memet
adına selamını iletti.
 

Seyre geldiğimiz bilinsin
Her seherde dost adına dönülsün
Dağılana değil övülene selam verilsin
Dünde şikayeti olmayan
Günde doğruyu bilendendir
Gerçeği bulandandır 


Güller açtı güldüğüne
RABİA güldü geldiğine
Gayretin eldedir
Güzellik dildedir dedi de
Yoluna suyunu döktü
Dediğini yoluma geldiğim gün bildirdi dedi
YUNUS’um selamladı


Karalar bağlamadan
Kuyuya gelmeyi huy edindim
Dost adını kendime soy edindim
Diyenin selamını getirdik
Kayalara selam verdiysek
Bulutlara güldüğümüzdendir
Kayguyu silelim
Bulutların rahmet getireceğini bilelim
Soylu adına selam verelim dedi
RABİA sözü aldı: 

Erenlerden söyleştik
Verenlerle paylaştık
Soframız açık geldi
Gönlümüz açık kaldı
Ne ondan ne de bundan
Asla kaygu almayalım
Nefesi yetti ise
Tuzuna tuz katmayalım
Attığımız her adım
Gölgemizi silecek
Rabb’im ne verdi ise
Seven kulu görecek

 



Bilenden olduğuna
Bilende bulduğuna
Her yaprağı şahit oldu
Çiçekleri sevdiyse
Toprağına hep geldi
Yapraklarla söyleştiği
Çiçeklerle paylaştığı bilinir
Yeniden eskiden adına hep gelir
Bahçemin yerine dediği
Yumuşak toprağı bildiği görülür dedi
RABİA selamladı


At üstünde duramam
Yürü diye vuramam denilen günde
Değişen söyleşiye uyduğunu biliriz
Güneşten alınmayan hiçbir renk
Gölgede silinmez
Sevgisinin yerini
Sadece kendi bildiyse
Yaraya merhem aradığındandır
Gam etmediği her gününde
Niyazına cümlemiz katıldık
Yaprak yerini vermez
Gayret emrini silmez
Üç öğünde aldığını
Bir ömürde bölmez
Yazanın yazdığı kadar
Her kulunun uyduğu kadar
Ne eldedir, ne dilde

Sevdiği kadar sevildi
Bildiği halde övüldü
Allah’ım dilenen sahifeye getirdi
Güneşten aldığı renk hala üzerindedir
Yemen’den gelen selamın bilincindedir
Son sözün 'uymak' olduğuna
Doğduğu günkü gibi inandı
İnandığı halde kaldı
Korkuyu o anda sildi
Ya Allah diyelim
Gelenin sevgisini
Olduğu gibi görelim

ALLAH’ıma emanet olunuz

Ya Allah dedik
Cümlenize olduğu yerin
Güzelliğini bulmanızı diledik
Dayanmayı bilirseniz
Gönlünüzde olanı görürsünüz
Kavgayı bitirmeyi dilediği günden
Kendinde olana uydu
Kavgadan maksat; nefsi ile savaşı
Oğuldan dileğim;
Diktiğim Gülü soldurmasın
Kızımdan dilediğim;
Gününden güzeli kaldırmasın
Eşimden dileğim;
Konuk olmadığını bilsin
Bağlandığı ağaçtan düğümü çözsün
Huzur ile geldim
Huzurdayım dedi
Selamını iletti
 


ALLAH’a ısmarladık 

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah