15 EKİM 1985


MEVLÂNA’yım ben!

Sana şükür, Sana şükür
Kalsam bile maldan fakir
Verdin fikir, verdin zikir
Sana şükür, Sana şükür
Her lokmam helal olsun
Gökte ay hilal dolsun
Hilal iken göreyim, bileyim
Günden güne, döne döne ereyim
Her yönümde ışığın buluşsun
Her zerreme sıcaklığın doluşsun
Sevginin varlığında
Cehlin darlığında
Güneşe her bakan gerçeği bilişsin

Ne gezdiğim topraklar
Ne dizdiğim yapraklar güldü benimle
Dostum, elimde dolu destim
Topraklarda iz gördüm
Yapraklara söz verdim
Güzellik Varedende
Varolanın cümlesini sardım
Yumruk kadar kalbimde
Bir ömür yatıyorsa
Gönüldeki ocağa
Bir kömür yetiyorsa
Akıl mantık tezgahına
Aşık olan geliyorsa
Gülerim ben halime
Bilemem tek kelime
Sevenler, sevilenler
Ne geldi ise alırlar
Ne verdiyse bulurlar
Akıl atın olduysa
Mantığından sorduysa
Hedefini bulacaktır
Emrine uyacaktır
Kaygu, tasa yeri değil
Hak yolunda zoru değil
Renklerden almayanlar
Bilelim diri değil
Bağış, yüce Tanrı'nın birliğine meseldir
Bilenler anlatırsa
Sanırlar ki masaldır

Düş gördüm hayır dedim
Gülleri derdim gönlüme serdim
Kendi kendime sordum;
Gördüğün düşte Gülizar'a mı daldın?
Bedende darlık gördün
Zorda mı kaldın?
Açılan her kapıda güzeli görürsün
Güzelden güzele öyle yürürsün

Bulutların yüküne
Damlaların tekine hizmet veremem
Örtü saramam
Az okudum çok yazdım
Kapı kapı hep gezdim
Sema, sonsuza heves
Nema, susuza nefes
Beden ruhuma kafes
Işık veren gönlüme baktım
Dileyen her kulun gönlünde çerağ yaktım
Dedim ki;
Geldiğin yollardan aldığın taşlar
Bedenini yorar
Gönlünde sevgilin tahtını kurar
Elinden tuttum
Eteğindeki taşları döktüm
Sevdi, sevindi
Sevgiliye kavuştuğu için övündü

Benliğimde kıpır kıpır kaynaşan
Her zerreyi sorguya çeksem
Varlığımın sırrını alamam
Çünkü, varlığımın sırrı
Her zerreye bürünmüş
GARİB diye bu alemde görünmüş
Hepsini birlemeliyim ki
Kendimi bilebileyim
Ne kadar zerremi bölebiliyor isem
O kadar bilinci içindeyim

Kaşığım elde kaldı
Pişirdiğim aş sofraya geldi
Kimi tuzunu çok dedi
Kimi tadı ne güzel diye yedi
Kişi kişiye uymaz
GARİB'in dediğini sarhoş olan duymaz
Hak sofrasını bulan sohbetine doymaz

Çektik küreği deryada
Bulduk rahmeti havada
Dağlar secdeye geldi
Sular ilahi söyledi
Düze çıkalım gelin hey
Bir ağızdan diyelim Hay
 



Kim ki, senden beni, benden seni çıkarır
Kim ki, Rabbine cümle için yakarır
İşte o, kulluğun varlığında kül olur
Alan veren her zerresi yol bulur
Akan suyun bünyesinde deryaya varır
Emanet senin Allah'ım
Biz emanetçiyiz
Sen görürsün, Sen korursun
Biz övünürüz
Yaprağı bitti, nefesi yettiyse
Eyvah der dövünürüz
Sen bilirsin Allah'ım Sen bilirsin

Çiçekler Gülde güzel
Kulları halde güzel
Seven de sevilen de dilde güzel
Her güzel, Sende bende güzel

Sen beni Sen ile eğittin
Sen beni son için öğüttün

Kaynatmak üzere ocağa konan tencere
Küçük ise çabuk taşar
Kendini ıstmak için yanan ateşi söndürür
Onun için ocakçının da bilgisi olmalı
Ya ateşi dinlendirmeli
Ya kabı değiştirmeli

Dört duvarı bilenleri örseler
Dört yanına sevenleri dursalar
Her gelene vergisini sorsalar
Hak adına Hak sofrasını kursalar
Can ile Canan'a selam derlerdi
Hak sofrasında Hak lokması yerlerdi
Dökme gözün yaşını
Sökme yolun taşını
Hak ile başladın
Hak ile bitir işini
Öyle görürsün GARİB'in gerçek düşünü
Bağlama el dilini
Kendin söyle halini
Cümle görsün külünü

Bak gerçeğin çiçeğine
Elinde demet demet
Varlığın ile çevrene yağar rahmet
Ne denizler, ne dağlar ölçüsüne sığmazlar
Hiç bir zerre kaynaşırda, birbirine değmezler

Bu düzende akıl ile gezilmez
Ölçüsü tartısı bilgin ile çözülmez
Doğru bilsen, eğri desen
Sıraya koyup dizilmez
Oya gibi dokunmuş
Kur'an olmuş okunmuş
Rabbim güzel yaratmış
Varettiğini sakınmış
Güzellerin sevgisi
Her kulunun derisi
Ak ile, kara ile, kızıl ile, sarı ile
Bir bahçenin süsüdür
Resulünün sesidir
Ayırmadan kulunu
Kayırmadan yolunu
Birliğinde duralım
Sevgi bağı kuralım

Düğüm attım çözülmez
Sözün ettim çizilmez
Gönül bağım yardadır
Yar olmazsa gezilmez
Adı'n andım o yerden
Seni buldum ben serden
Yağan yağmur, akan selden
Yakan Güneş, esen yelden

GARİB Âşık bile bile
Hile girmez onda hale
Elden dilden söyler Gül'e
Gülüm sana, Gülüm bana
Rabbim gülsün bizden yana
İçtik suyun kana kana
Aldık sunduk bir o yana, bir bu yana
Ne ondadır ne bunda
Her yerdedir, hem de sende
Hem o yanda


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah