|
MEVLÁNA'yım ben!
Her günümüz yoğun güne ayarlıdır
Alan kulları Hak adına
ayarlıdır
Cümlenize selam olsun
Sevgi ile dolan
Gölgesini silen
Kendini en
güzelde gören
Dostluğun çemberini tamamlayandır
YUNUS adını aldım
Deryada sevgiyi buldum
Her anımda
cümleniz ile oldum
Yaprakları saya saya doldum
Gel diyene
sordum;
Sevgiliden mi? Sevgiliye mi?
Kimi sevgiliden
dedi
Kimi sevgiliye
Nerden gelecek? dedim
Kendi kendime
güldüm
Sevgiliden aldığımı
Sevgiliye götürürüz
Dünyada aldığımız
görevi bitiririz
Öğrendiğimiz aşı pişirir
Orada sofraya
kotarırız
Aldım Allah’ım aldım
Senden gelen her emri
Buldum
Allah’ım buldum
Defterime yazdığın kaderi
Sevdim Allah’ım sevdim
Yerden göğe her şeyi dedi
YUNUS’um selamladı
Artık ekmek atmadım
Fistanımı satmadım
Doğru söze yalan
katmadım
Sevgiliye öğüt aldım
Sevgiliden gelen her güzeli
Söğüt
dedim gölgesinden çıkmadım dedi
HAMZA DOST her lokmaya
şükretti
Dost sözünü fikretti
Allah adını zikretti, selamladı
(Soru: Neden söğüt de, başka ağaç
değil?)
Doğu’ya geldiğini
Batı’da bulduğunu
PİR SULTAN ABDAL
Her gününde söyledi
Adım adım gidersen
Ne taşa çarparsın
Ne
dala takılırsın
Ne de dalından olmadan dökülürsün
Bağlamadan
yürüyemem
Atı elde sürüyemem diyen
Atına emek vermeyendir
Dostluğunu kurmayandır dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Her öğün ağaçları gezdim
Açan güllere selam
verdim
Dört duvarı sadece koruyucu bildim dedi
MERYEM sözü
aldı:
Balıklara yem verelim
Her birine soralım;
Bilginden mi? Görgünden mi?
Diyecek ki;
Aldığım emirden
Bağ bahçe
kursalar
Balığa kucak açsalar
Yollara dileneni verirdik
Her
emeğe ömür boyu niyaz ederdik
Allah Allah dedik de
Her ay
doğuşunda
Balıklara yem verdik dedi
MERYEM selamladı
Mevlana’yım!..
Gölgesizliği dileyenden
Umutsuzluğu silelim
Ben sorsam; Ayık mısın?
De ki;Çemberi buldum da
Gönlümde olana isim veremedim
Gerçeğe uyandım da
Rüyamı bilemedim
Doğruya selam verelim
Önce kendimizde olanı saralım
Her izde her sözde
Benliği sildiğin an
Gerçeğin ışığını görürsün dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Emek MERKEZ’in birimidir
Resulü’nün verimidir
Halk ile halka olsan
Aydın günün görünümüdür
Yerden göğe aldığınız
Bir bir bedende soyduğunuz
Dağlar kadar yükü olsa
Hak adına saydığınız
Bağlayanı çözer dedi
KAYGUSUZ selamladı
|
VEFA’yı sözde bulduk
Kuyuya kovayı saldık
Gelen suda gerçeği bulduk
Ne var ki gine de deryayı aradık
Komşu, içeceği suyu ararsa
Kovamızdan veririz
Deryayı ararsa
Kumsala götürürüz dedi
VEFA selamladı
Yerden göğe hoşnut olduk
BAYRAM ile dize geldik
Hem seste, hem süste
Olumsuzluğu sildik
HACI BAYRAM dost bilir
Gelen gideni görür
Saydığın her niyette
Hasretine mühür verir dedi, selamladı
Mühür Resulü’nündür
Resulü’ne Rabb’imin armağanıdır
Dilediğine yansıtır
Asla rivayet değil
Gerçeğin yansımasıdır
Dile verilmez
Doğdu ise ölecektir
Gölgesini bilecektir
Ancak o zaman açığa verilecektir
Dayanmayı bilenden
Esirgediği olmaz
Bilenden saklı kalmaz
Resulü’nün ismi geçende
Gerçek mi? Değil mi? diye
Yorum yapılamaz dedi
Hz. FATIMA sözün özünü verdi:
ALİ ile geldik
Birlikte bulduk
Sağ ile solu
Bir bedene koyduk
Gelen gidene selam olsun
Alan bilene selam olsun
Ayağımız toz almaz
Her bilen kendinden kendine sorsun
Resulü’ne ne kadar uydum?
Resulü’nü ne kadar duydum?
Nereye kadar götürdüm?
Benliğimi nerede bitirdim? dedi
ALİ ile FATIMA selamladı
Uzun yolu aşacağız
Hak yoluna koşacağız
Her bilgide birer perde açacağız dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
Çektiğim her derde devayı buldum
Gölgeyi sildim sefaya daldım
Sefayı, günün olayı değil
Gönül dolayı deyiniz dedi
EYYÜB’üm cümlenizi selamladı
Ne ayakta çorap
Ne belde kemer
Destanımı silemez
Rabb’im rahmet vermese
Kul bostanı sulamaz dedi
EYYÜB ile gelen BEHLÜL’üm
Cümlenizi selamladı
Her rengin verdiğinden
Damla damla alırsınız
Dumanları öylece silersiniz dedi
SARI ANA, RABİA SULTAN ile geldi
Söyleşe söyleşe dost kapısını buldu:
SARI ANA RABİA’ya sordu;
Ayağında başında
Ağrı var mı dişinde?
RABİA dedi ki;
Ağrıyı verene doğruyu öğret dedim
Niyaza durdum
Derdi deva oldu gönlüme
Her gelen selamını aldı
RABİA, SARI ANA’ya sordu;
Sırtından ağrıyana
Belinden bekleyene
Derdimi dedim
Elden geleni ne ile sardın?
Dost ile dostluğu kurdum
Başımın dişimin ağrısına
Anason kaynattım içtim
Sırtıma belime
Lahana lapası sardım
(ılık olarak)
Allah Allah dedim
de
Verdiğine şükrettim dediler
Selam ettiler, selamet dilediler
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|