24 EKİM 1985

Soru: İlahi Alem'in bildirdiği MİRAÇ ve KADİR günleri ile Diyanet İşleri’nin bildirdiği günler arasında farklılık var. O günlerde de gerçek Kandil gibi kutlamakta bir farklılık
var mı? Yüce Alem ne der?

Mevlana’yım ben!

Kuşlar ile sözleştik
Güzel güne gelelim diye bekleştik
Cümlenize selam olsun
Doyduğumuz her konuyu
Allah’ım uyduğumuza çevirsin

Demde düzen okunur
Dalda ipek dokunur
Bilen bilmediğinden sakınır dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Bardak dolu su ile
Sepet dolu somun ile
Gönülde beklediğim
Yardan selden sakladığım
Yaprak olup gelecek
Dalda kendini bulacak
Kement atılan olaya
Her kulu katılacak dedi
YUNUS’um selamladı

EYYÜB’üm selam verdi
Yoldan gelene sordu;
Akdeve’yi gördün mü?
Akfistanı sardın mı?
Akıldan aldığını
Dost adına sordun mu?
Gelmeyi dileyenden
Bilgiyi eleyenden
Allah’ım razı olsun
Bildiğini temelinden aldım desin
Her yumağın vergisini
Düğümsüz sarmayı huy edinen
Hay diye diye
Kendinden kendine dönendir
Gölgeden çıkıp
Ateşi ile yanandır
Hay Allah’ım Hay diyelim
Kevse Şarabı’n içip
Sarhoş olalım dedi
EYYÜB’üm selamladı

Altı atlı bir köprüye girdiler
Her biri öbürüne sora sora yürüdüler
Yemen’den mi? Zamandan mı?
Mekandan mı? Makamdan mı?
El halinden mi? Gül dilinden mi?
Yemen’den cümlemiz alırız
Zamanda az kalırız
Mekandan gerçeği
Makamda en güzeli görürüz
Hal ile verir
Gül ile devrimizi buluruz dediler
Her biri hedefleri olan yola girdiler dedi
MERYEM sözden aldığını
Özden getirdi, selamladı 


NUH’un verdiğini
MUSA’nın gördüğünü
İSA’nın gerdiğini bilendeniz
İBRAHİM ile YAKUB’a verendeniz
Cümle alem ile birliği kurandanız dedi
ADEM sözü aldı:
 

Bayrağı, kale bulamadım dikeyim
Fistanı suyun verdiğinden başka
Alıp giyemedim
El ile aldım
Dil ile söyleyemedim
Çünkü zamana bağlı kaldım
Benlik çanağını
Dost bulup kıramadım
Gün geldi HAVVA ile söyleşiye
Kuşlar ile paylaşıya girdim
O zaman bende olan beni buldum
Bağışlayan adını
Dilimden düşürmedim
Rahmetini verdiği kadar aldım taşırmadım dedi
ADEM dünden güne selamını iletti

Bir olsa, birde kalsa
İnsan kendini bilmez
Çok olanı hep bulsa
Kendinde olanı görmez dedi
(Soru: İkisi beraber mi olacak?) Eyvallah
KAYGUSUZ değirmenden gelen suya niyaz ile baktı:
 

Sen vermesen Allah’ım
Kul almaktan vermekten bilemezdi
Seni arayacağı yeri bulamazdı
Her kapıyı açarsın
Önce kendin geçersin
Kendinden kendine
Bileni seçersin
Şükür Allah’ım sana dedi
KAYGUSUZ selamladı


Bir ağacın dalında
Her yaprağın sözü vardır
Her yaprağın içinde
Ağacın özü vardır dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
 

Güneş ilimde var
Güneş zulümde var
Güneş kalemde var
Yol sorarsan ABDAL’a
Gölgede kalma der
Güneşe yat demez
Her yolun verdiği biredir
Sanmayın Pir’in verdiği zoradır
Zor diyen, kulu güneşe yatırandır
Müymin olan
Akıl mantık cevherini kullansın
Desin ki;
Ağaç var, gölgesine girerim
Güneşi öyle seyrederim
Aldığım Resulü’nden olsun
Beni bende bulsun dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

 



Keyme derman dileyen
Yerden göğe doğruyu eyleyendir
(Soru: Keyme nedir?) Gönül yapısı
Yerleştiğim her mekanda
YUNUS ile söyleştik
Varacağız dedik
Aldığımız somunu paylaştık dedi
HACI BEKTAŞ söze geldi:
 

Bıkmayı huy edinen
Dökmeyi bellemesin
Aldığı her konuyu
Doğru desin tellemesin
Bildiğini bilmeyene söylesin saklamasın
Gizli gelen her konu
Küflenmeye namzettir
Bilgi olmaktan çıkar
dedi,
(Soru: Öyleyse bilgi de devamlı yenileniyor mu?) Eyvallah. 
HACI BEKTAŞ selamladı
(Soru: Kime?) Yanımızda olana 

Başlık aldım noksan çok
Beşlik bozdum korsan çok
Güzel dedim
Yolumu güzele çevirdim
Ne başlık ne beşlik
Benden sormadı dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı: 

Bir ayak bir dayak
(Soru: Dayak destek mi?) Eyvallah.
Yolumdan almaz beni
Bir somun bir de desti
Güzelden salmaz beni
Güzeller güzeliyiz
Bilginin ezeliyiz
Her günün çiçeğine isim verdik
Tezgah kurduk bir bir soruyu sildik
Dost bağına öyle geldik
BEHLÜL’üm dost elini
Dost adına sıktı
(Soru: Sabahat abla mı?) Eyvallah 

Demde gönüller açık açık
Bilgiler çiçek çiçek
Bilenin gönlünden geçecek dedi
HAMZA DOST sözü aldı
HACI BAYRAM’a sordu:

Akan suyun başında
Ata binek olan taşında ne gördük?
Dedi ki;
Akan suyu yakan güneşe
Bilgi olsun diye alırlar
Ata binip ağaç altına gelirler
Allah Eyvallah dedik
Her birine birliğin gürlüğünü diledik dedi
HAMZA DOST dost kapısından
Dost selamını iletti 

Kuyuya adım adım gelenin yoluna durdum
Kovanın ipini eline sardım
Alabildiğince al sonra benimle gel dedi
YAHYA EFENDİ, VEFA ile söyleşti: 

Elden ele tutacağız
Ayrı tezgaha aynı bilgiyi koyacağız
Dileyen senden
Dileyen benden alacak
Dostluğu aşk adına kuracak dediler 
Her dilenen günde
Güzelin adını anacaklar
Dumandan almayı huy edinseler de
Selameti güzelde bulacaklar
Selam olsun
Sergiye gelen her kulu
Dilediğini bulsun 

Dağdan dağa ulaştım
Çok yolları dolaştım
Tasa yeri gönül değil
Eğri doğru yorum değil dedi
MERKEZ’im sözü aldı: 

Saydığım her tanede
Gerçeğin temelini buldum
Yağmur yağdıysa
Toprağı güzel dedim
Dileyene bir söz
Dileyene bin nasihat verdim
Altın ile gümüşü
Bir bohçaya sardım dedi
MERKEZ’im selamladı
(Soru: Kime?) Ağayı, paşayı bilene 

Olmadan yersem salkımı
Koruk derim
Bilmeden dersem halkını
Garip derim
Ermeyi dürmeyi bilmeliyim
Her verdiğini sevmeliyim
 


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah