25 EKİM 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Kuşak belde güzeldir
Kulu halde güzeldir
Gel dediyse yoluma
Dünya dilde güzeldir
Cümlenize selam olsun

Yerde çiçek
Gökte kuşlar söyleşsin
Desinler ki;
Dost olduk verdiğine
YUNUS ile derdiğine
Gelsem dedim Meydan'a
Dediler; Girme hana
Bağlamayı bildi isen atını
Gönülden bilirsin beratını
Geniş yola açıldık
Cümleniz ile Hak yoluna seçildik
Selam diyen her yolcuya
Dost elimizi verdik dedi
YUNUS’um selamladı

Asmayı budayım diyen
Üzümünü erdiğinde yiyendir
Zahmetin getirdiği
Rahmetin bitirdiği güzeldir dedi
MERYEM sözü aldı
Her damla suya niyazını ekledi
Gelen sözün her harfine
Resulü’nün rızası ile görgüsünü açtı

Soru:
(Bülbül Dağı'na yapılan ziyaret ile mi ilgilidir?) Eyvallah

Akacak, dökecek
Sakınılan olaydan
Yerden göğe uzak kalacak
Dört öğünde kendinden kendine yönelip
Cümle için niyaza yer verecek
Kumda gördüğü ayak izini
Denk deyip ayağı ile ölçecek dedi
MERYEM hoşnutluğunu
Cümle ağaçlar ile bildirdi, selamladı

Her tane kozalakta
Dost bağını bulduğum
Çam dalını birbirine sürdüğü günde
Genişleyen nefesim
Gölgeden güneşe çıkardı beni dedi
KAYGUSUZ sözü aldı: 


Güneşin gölgeyi görmediği değil
Kulun güneşe bakmadığı denilir
Her olay birbirine şahit tutulur
Yola çıktıysam
Bedenimin her azası şahittir
Yolun kumu taşı şahittir
Bindiğim at şahittir
Bende gizli olan kalmaz
Gizlediğimi sanıyor isem
Kendime yalan söylemiş olurum
Yani kendimi aldatmış olurum
Yer gök var ise ben varım dedi
KAYGUSUZ selamladı


(Soru: Hak Bağını, Dost Bağını bulmanın çam ile ilgisi var mı?) 

Mevlana’yım!..
 

Çam, ağacın güzelidir; hal ile verir
Nefesime nefesini katar
Benden güzel olmayanı atar
Dost Bağı
Kendini bilenlerin mekanıdır.
Dost Bağı;
Kendini bilen
Rabbini bulanların makamıdır 

Rabb’im bensiz
Ben Rabb’imsiz olamadım
Bağına girdim
O’ndan başka bulamadım
Allah dedim
Aşkına doyamadım
Doymayı da dilemedim dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:
 

Söz benim neyime, haz yeter
Diz çöktüm toprağına, toz yeter
Somun aldım elime, tuz yeter
Sevgim öyle sonsuz ki
Sanmayın biter dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı


Yemeniyi bağladım
Gel dost dedim ağladım
Kim gelir? dedim bekledim
Serçeler cama geldi
Kumrular dama geldi
Böcekler dala kondu
Rabb’im dedim niyaz ettim
Her dostu öyle buldum
Kuşlar dost ehli imiş
RABİA konuşa konuşa yalnızlığını sildi
Her yaratılan ile dostluğunu kurdu
O zaman, yalnız olmam
Gerçeği bilgimden silmem dedi
Cümlenizi selamladı
 

YESEVİ’ye söz dedik
Dağları aştı geldi
Meydan’da olanlara
Hak selamını verdi
Sözümüz belli olsun
Dost diyenler denli olsun
Huy ile geldiği malumdur
Hay desin güzelde diri kalsın
Ahaliye söz eden
Kendi ahvalini ahaliye uydursun dedi
YESEVİ çam ağacından getirdiği dalı
Sofranıza sundu, selamladı
 



Çamda nefes vardır dedik
Daha önce söyledik
Kucağıma aldıysam kayayı
Gücüm yeterlidir
Görüldüğü yerde her fidan
Suyunu verirsen tutarlıdır dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
 

Dağın eteğine oturdum
Akan su ile sözümü bitirdim
Seyre öylece cümlenizi getirdim
Dağlar aşılmak için
Sular geçilmek için
Hak yolu seçilmek için bekler
Kim ki sözüne söz ekler
Doyayım diye sofraya somun bekler
Emekten borçludur
Duyandan olduk her nefesi
Soyandan olduk her nefisi
Gömlek giydik ak pak
Gönülden dedik Hak Hak
Gelmeyi diledik sana
Yol göster Ya Resulü bana
Kapalı mı kapılar?
Gel de geç denildi
Bende olan benliğe çizgi çekildi
Hay dedim de uyandım
Yandım Allah’ım yandım
Kül olup savrulayım
Dumana yol vereyim
Cümlenin ateşine kıvılcım olsa yeter
Her birinden öbürüne kıvılcım katar dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Dolaştım yıldızları
Birbirinden ayrıca
Dedim;
Gelen giden mi yaraşır kolayca?
Mani destiyi vermez
Kim ki hastayı sormaz
Dilediğine değil
Bekleyene gelir dediler
HAMZA DOST ile söyleştiler
Öyleyse arayalım soralım
Kimden doslukluk alırız?
Kime dostluk veririz? bilelim
Aç ile açlığı silelim
Tok ile su başına gidelim
Yama gerekli ise
İğne iplik alalım
Koyun kuzu bağlı ise
Meraya salalım
Almayı dilediysen
Varmaya niyet kurduysan
Emeği, sevgiyi, saygıyı paylaşalım
Gözü yaşlı olana
Bir mendilin varsa
Ortadan böl de ver
Başka mendilim yok dersen
Kendine kandil ara
Dost yolunda saçını tara dedi
HAMZA DOST sadakayı
Kendi bildiği ölçüde verdi
Cümlenizi selamladı

Güneş sana bana
Aya yıldızlara verir
Toprağa suya verir
Güneş gibi ol
Toprak gibi dol
Olduğun gibi kal
Gayretin hududu
Hayrete gelinceye kadardır dedi
VEYSEL’im sözü aldı: 

Üç ucunu bağlarsan mendilin
Katığın dökülür
Dört ucunu bağla ki
Elde olan iş görsün
Mayasız somun
Dişine zararlıdır
Dostlukta zaman
Sevgi ile kararlıdır
Aşamam demeden
Yürüdüm yolları
Dumansız gördüm cümle kulları
Bayram senden sorulmaz dediler de
Arifeyi benden önce geçtiler
Sonra beni bulup şaştılar
Sen daha oruçta mısın?
Ya dedim
Üç ay oruç geçti de
Üç gün mü şaştı
Yerden göğe aştı da
VEYSEL yola mı düştü?
Ben benim ile varım
Ben senin ile darım
Ben cümle ile kârım
Yerden göğe sakladım nefesimi
Gün geldi bilmedim hevesimi
Can ile Canan birdeymiş
Ne orda ne burdaymış
Hem canda hem tendeymiş
Ya Allah VEYSEL gönül ile sondaymış dedi
VEYSEL’im bir can, bir ten yeterlidir
Hem can hem ten birbiri ile tutarlıdır dedi
Cümlenizi selamladı



ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah