26 EYLÜL 1985


MEVLÁNA'yım ben!

Kumdan geldik
Güzelden güzeli bulduk
Sevgiye dolduk
Cümlenize selam olsun
Dört Kapı’dan
Dört Halife ses versin 

EBUBEKİR’den aldık suyun varışını
OMAR’dan aldık dostluğun barışını
OSMAN ile bulduk özlenen yere varışını
ALİ’den yol verenin, yolcuyu yolda görenin
Güzeli Hak adına yoruşunu 

Allah’ım dedik
Her kapıda duralım
Resulü’nün verdiğini
Tane tane alalım

Ayrıya asla basmadılar
Duman geldiyse kula susmadılar
Dilenen Meydan’a geldiler
Nehir olup aktılar taşmadılar
Gönülden gönüle
Özgürlüğü sundular
Asi geleni deşmediler 

YUNUS adına doldum
Cümle ile bir oldum
Gölgeyi ağacın dalı altında gördüm
Güneşe ıslanan fistanı serdim dedi
YUNUS’um selamladı


Yaz geldi, çiçekler rengini buldu
Güneş ile meyveler tadını aldı
Koyunlar kuzularını çevreye saldı
Ne güzel dedik de
Cümlemiz seyre daldık
Özümüz sevgi dolu
Aklımız dostta kaldık
Kış yolunu alacak
Kar sergiyi kuracak
Seyri çirkin mi olacak?
Her alışın, her bilişin
Rengi ahengi başka dedi
KAYGUSUZ yoldan yolcuya seslendi:


Bağladık atımızı ağaca
Düzenin sergisi böyle
Bekledik gelecek güzeli
Yazanın sargısı böyle
Her aldığımız emanet
Bizden bize yakındır
Dinlendirdik atımız
Yolculuk dilenen yere bakımdır dedi
KAYGUSUZ selamladı

Atın fistanı olmaz
Gayretten zorluk vermez
Bindiğimiz attan dumanı silelim dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
 

Bir somunun doyurduğu erleriz
Dostluk yerilirse gürleriz
Aldığımız her bilgiyi sırlarız
(Soru:‘Sırlamak korumak mı?) Eyvallah
Üzüm suyunu sırlarsan, şarap olur
Emek ile eylem haline getirmek
Önce aldığını kendi bünyesinde bitirmek
Yar adını anmadıysam
Aşk sohbetini kurmadıysam
Yazık olmuş ömrüme
Gölge gelmiş kibrime
Ayar, sana bana biçilmiş ise
Seni beni bilmeliyim
Sevgimi cümle alana bölmeliyim dedi
PİR SULTAN ABDAL nefsi ile aldığı tüm yükü
Sırtından attı öylece atının yularını tuttu
Hedefi açık kaldı,
Cümle için kainata daldı, selamladı
 


Ayva alıp yiyeyim
Mideme şifa verir diyeyim dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
 

Doymayı bilmezsem
Uymayı denerim
Yaprağından cildime şifa alırım
Oruç tuttum ayıldım
İftar geldi bayıldım
Göz göz olmuş somunun yarısını ayırdım
Yetti yetmedi derken mindere oturup yayıldım
Ayva suyu içesin
Dost adını seçesin dediler
Eyvallah dedim
Yerden göğe selam verdim
Yaprağını kaynatıp dökünmek
(Soru: Ayvanın iki ayrı şifası mı?)
Eyvallah

 



Mevlâna’yım!.. 

BEHLÜL ile söyleşmek
Seherde kuşlar ile uçuşmaya denktir
Az yer, çok yediğini sanır
Her kulunu Hak ile tanır
Gönlünde ne tanık vardır ne de sanık
Onun için cümlenin gönlü konut
Selamladı yürüdü
Sevgi ile her nefeste
Dostluğunu korudu
 

Aydan yıldızdan selam ilettik
Her sorana dostluğunu ilettik
Açacak kapıyı, geçecek yapıyı dedik
MERYEM’i Meydan’da beklettik
Elden ele mendil sardık
El üstüne koku sürdük
Menekşe mi, leylak mı? dediler
Yasemine gülü sordular
Karanfiller eğildi
Lale sümbül bağladı
Her biri adım adım
Kuluna yaklaştı da
Sevincinden ağladı
Koyun kuzu meleşti
Alacağın ben olayım
Ben kulunda kalayım
Rabb'ime kulu ile varayım dedi de
Sevgisini tezgaha koydu
(Soru: Bitki ve hayvanların varışı da insan aracılığı ile mi?) Eyvallah dedi
MERYEM beklediğine
Çiçekler ile böcekler ile
Sohbeti tamamladığına hoşnut oldu
Hoşnutluğunuz için niyaza vardı, selamladı


Bulutlara kanat mı verdin Allah’ım, uçar giderler?
Yağmur damlalarına ayak mı verdin Allah’ım, akar gelirler?
Güneşin ışıklarına lamba mı taktın, yanar dururlar?
Her yaratılmış kendi görevini icra edip giderler
Sensiz bilgi, sonsuz görgü asla isim alamaz
Çünkü söyleyenden gayrı tezgah bulamaz
Bilgi senin verdiğindir
Görgü bilgimize çizdiğindir dedi
HACI BAYRAM, VEYSEL’im ile söyleşti:

Benim gördüğüm çizgide
VEYSEL’in ayağı vardı
VEYSEL’in gördüğü çizgide
HACI BEKTAŞ’ın izi kaldı
Yemen’den gelen her sözde
Cümlesinin kurduğu düzen
Rabb’imin izni ile
Cümlenize açıldı
Adım adım geçildi
En çok hangisi bilir? diyene de ki;
Kainatın her bir konusunda
Ayrı görevli görevini peyler
Sonra da hizmetlerine paylar
Senden, benden
Ondan, bundan demeden
Hizmetine soyundu isen
Ne mutlu bana ne mutlu sana dedi
HACI BAYRAM ile VEYSEL’im selamladı

YESEVİ ile ABDÜLKADİR GEYLANİ
Sözün özüne girdi
Her birinize ayrı ayrı sordu;
Gönül verdin mi yola?
Allah Allah deyip girdin mi kola?
Şüpheyi kayguyu sil de erliğine soyun
Deme nasıldır huyum?
Huyun, suyun akışından yolunu bulur
Sevgi ile saygıda
Kuruyan yapraklar kaybolur
Kainat cümlenizde kalbolur dedi
YESEVİ ile GEYLANİ selamladı

Azdan çoktan lokma yedik
Ne verdiyse şükründen uzak kalmadık 
Allah’ım razı olsun


ALLAH’a ısmarladık. 


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah