|
MEVLÁNA'yım ben!
Her öğüne aldığımız
Bir öğünde bulduğumuz
Günden güne
Dost kapısına geldiğimiz bilinir
Cümlenize selam olsun
Huyumuz
ile suyumuz ile aldığımız
Dengini bulsun
Güzelin verdiğini
Açık olan gönül alır
Gayret ile kul
Kendini yolda bulur
Yolu sordum bilene
Dost adını verene
Doğruyu alıp
eğriyi silene dedi
YUNUS’um sözü aldı:
EYYÜB’üm ile geldik
Günden geceyi sildik
Duman
gelmiş dediler
Ateşini külledik
Unu aldık eledik
Emek
bizden duyana
Aldığına uyana
EYYÜB’üm niyaz eder
Hem o yana
hem bu yana
Kaderi çizen bilir
Düğümü çözen görür
Güneş ile dağdaki
karlar erir
Denenmiş hizmeti
Cümleyi seven verir dedi
EYYÜB’üm selamladı
Değirmene geleceksen
Buğdayını topla
Dost kapısı bulacaksan
Gönlünü pakla dedi
YUNUS’um cümle için
Niyaza
durdu, selamladı
Yemeni ayağımda
Niyazı kulağımda
Bir taş attım kuyuya
Ne geri
verdi ne sözü durdu
Gölgeyi dost eli sildi dedi
KAYGUSUZ sözü
aldı:
Her gün ayağa kalkışta
Rabb’im dedim yürüdüm
Aldığım emaneti
Emri diye korudum
Gelen giden aşındırdı yolunu
Sevgi ile sardı SARI ANA
huyunu
Gördüğüne selam versin
Ağam deyip ardından kini
silsin
Dört duvar değil mekanım
Gök kubbede buldum
Rabb’im makamım
Binanın adına dört duvar denir
Dört duvar
arasında
Acı tatlı ne varsa yenir
Alim tuttu elimden
Zalim sattı
dilinden
Rabb’ime sığındım da
Aldım koku gülünden dedi
SARI
ANA selamladı
Er meydanı gelenedir
Rabb’in sözü gülenedir
Ağaç dalı
tükenmez
Kaygu keder takınmaz dedi
KAYGUSUZ selamladı
Sürüye katıldım
Bir lokma somun için
Dost yoluna
atıldım
Daim sohbetin için dedi
GANİ’den selam getiren
RABİA
sözü aldı:
On parmak hünerlidir
Birbiri ile yarıştı
Gönülden
gönüle aktardığı barışta
Düzenini kurduysan
Deme buldum
yarışta
Yerden göğe her varedilen
Aldığı ile verdiğini
bilecektir
Gelişte kendini
Dilediği yerde bulacaktır dedi
RABİA selamladı
Aldığım iplik
Dikeceğim fistana yeter
Kumaşın değerini
Elden ele ileten bilir
Bildiği halde tutar dedi
Hz. DAVUT
sözü aldı:
Binbir emeğin
Yerden göğe sözü edilir
Kumaşı dokuyan ile
diken anılır
Kozayı unutmayalım
Yoğun gelen bilgiye
Asla toz
katmayalım
Dağlar kadar yüküm var dediysem
Yolun yarısında bile
değilim
Yükün kutsallığına inandıysam
Ulaştığım, buluştuğum anı
beklemeliyim dedi
Hz. DAVUT selamladı
Üç renge gönül verdim
Yeşil, mavi, mor
Yeşil
buluşturur
Mavi kavuşturur
Mor aşkına ulaştırır dedi
HACI
BAYRAM sözü aldı:
|
Öbür renkleri sevmez misin? dediler
Ben bu üç rengi
seversem
Öbür renkler beni bulur dedim
(Soru: Açıklar mısınız?)
Dayandığımız tek destek;
Hak bilgisi,
Hak sevgisi,
Hak bulgusudur
bu üç renk
Yeşil bilgisine
Mavi bulgusuna
Mor sevgisine
Öyle
olunca
Diğer renklere kavuşmuş olursun
Bilgini beslersen
Sevgini süslersen
Bulacağını beklersen
Yani umutsuzluğu
silersen
Her rengin sende doğuşunu
Müşahede edersin
(Soru: Kime?)
Ayağından başına
Doğuşundan yaşına kadar her alana dedi
HACI
BAYRAM selamladı
VEFA ile çıktık yola
Suya dedik verdik
mola
Balıklar oynaşırlar
Böcekler kaynaşırlar
Çiçekler esen
yelden
Sevinç ile dönüşürler
Sevmeyi bilmeyene dahi
Vermeye
çalışırlar
Çiçeğin böceğin güzelliğinde
Dileyene açılsın
kucağım dedim
MERKEZ’ime sözü verdim:
Dedi ki;
Kağıdı ele aldım
Dörde katlayıp
böldüm
Adını yaz dedim
Her bir parçasına ayrı isim yazdı
Sonrada olmaz dedi çizdi
Gönül tekte kalmalı
Dört parçaya
böldü ise yaprağı
Her birine aynı adı yazmalı dedi
MERKEZ’im selamladı
Dilde, gönülde, halde
Aynıyı söylemeli
Kendi
adını Hak ile peylemeli
(Soru: Dördüncü nedir?) Eyvallah, elde
Bir el öbür el ile
alayım diye verirse, ayrıdadır
Gerçekten gayrıdadır dedi
VEFA selamladı
Ömür, kulun kendine biçtiği fistan değildir
Dilediği zaman
çıkarsın
Güneşe bakarsan
Her rengin onda yansıdığını görürsün
Amma gine de renkler güneşin malı değildir
Sadece verişteki
halidir
Aslından yansıttığıdır
Gölgesine sığınsam
Varettiği
duvarın
Arasına karışsam
Yola saldığı davarın
Bir noktaya
varabilmiş
Hak emrnde durabilmiş olurum dedi
İBNİ SİNA sözü
aldı:
Öğüt verdik kuluna
Selam dedik yoluna
Haktan geleni bilsin
Duvarı ördü ise
Çatısını örtsün dedi
İBNİ SİNA cümlenize
Gülsuyu ile balı yumuşatıp
İçmenizi söyledi
(Soru: Stres için mi?)
Eyvallah
Mana ile madde
Bünyenizde buluşur
Dost selamı her
gönülde
Dost adına söyleşir dedi, selamladı
Gümüş tepsiyi aldık
Aklansın dedik sildik
Gelen günde gerçeği bulduk dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
Yazdığımız her satıra
Selam verip gülenler
Hak adını gerçek deyip bilenler
Hizmetine gönülden katılanlar
Elbet hayrete düşecekler
Güzel gelen her konuya şaşacaklar
Bilmeyene düş demedik
Bilenlere bildiğine taş demedik
Doyduğun kadar aldığın
Aldığın kadar bulduğuna sevindik
Her alan
ile teker teker övündük
Güzel ne güzel yaratılmış kulların
Güzel ne güzel bildirdiğin hallerin dedik de
Meydan’da cümlemiz
niyaza durduk dedi
HAMZA DOST selamladı
Gür akan nehirler gibi
Gül kokan seherler
gibi akalım
Günden güne daha yükseklere çıkalım
Dönelim
gelenlere bakalım
Gönlümüz hoşnut olmaz mı?
Bir elden öbür ele
birliği kurulmaz mı?
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|