07 KASIM 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Kuşak aldık elinize
Güzel dedik dilinize
Her zerreye selam verdik
Dostluk kurduk cümlenize
Altın yüzük elde olsun
Baldan gelen dilde kalsın
Aydın güne her kulu talip olsun
Desin ki;
Benden sana dost sözü
Sohbet ile güler yüzü

Ayağında yemeni
Başlığında harmani
YUNUS’um ile geldi
Dört duvara isim verdi
Hz.OMAR doğuştan aldığı ile
Gün doğusunda bulduğuna
ALİ’yi şahit dedi
Hz.ALİ, OMAR ile söze geldi: 

Bir’den geldik
Bir’e döneceğiz
Aldığımız izin kadar
Cümlenizi götüreceğiz
Akıl ile gönlünde
Mantığın uyum görüyorsa
Kaderini aldığın ile örüyorsa
Allah Allah diyelim
Aynı sofrada
Müjdelenen hurmayı yiyelim
Beklemeyi bilenlere
Yaprak yaprak gelenlere
Dost yüzüne gülenlere
Her yaratılmışta
Dost halini görenlere
Müjdeler olsun dediler
OMAR ile ALİ selamet kapısında
Emanete niyaz ettiler

Dağlar yük vermedi bana
Karabulut zor gelmedi sona
Her yiğit bir ömürde tutarlıdır dedi
YUNUS’um selamladı

(Soru: Altın yüzükten murad nedir?)
 

Olmuşa gölge verme
Geleceğe kaygu ile bakma
Emeğin yok ise
Altın yüzük takma dedi
SARI ANA sözü aldı: 


Kâbe’ye varayım
Bilgine sorayım dedim
Rabb’ime niyaz ettim
Düşümde Resulü’nü gördüm
Kâbe sendedir sen Kâbe’de
Duyandan olursan
Söz sendedir, saz sende dedi
Gönlüme Kevser Şarabı’nı sundu


Benliğime kapıldıysam kurtar Allah’ım
Bağlamayı bilmiyor isem nefsimi
Güç ver Allah’ım dedim
Cümle için niyaza durdum
İki destim varsa birini kırdım
Dedim ki;
Sunduğum bekleyenden olmasın
Her daim taze gelsin dedi
SARI ANA selamladı

Her yolun kavşağında durup bekledim
Kim gelir alır? diye somun sakladım
Kuşlar ötüştü durdu
Elime kanadı vurdu
Doluştular çevreme
Lokma lokma yediler
Suyun başına yürüdüler
Nasip, kısmet senden dedim
Yolun gidişine sevindim dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
 

Demetleri bağladık
Düğün dernek dedik
Hoşnut olduk ağladık
Her obadan gelenlere
Konuk diye baklava börek sunduk
Aş yemeye geldiler sandık
Ocak nerde? dediler
Isınmaya yöneldiler
Öyle ya, yolları nerden geldi?
Nereye varacak?
Aldıkları bilgileri kimlere verecek? demeden
Sohbeti kurduk
Doğruya öyle geldik dedi
HACI BAYRAM selamladı


Kara koyun melerse
Yavrusuna çağrıdır
Sürüye katıldı ise
Her birine açılan bağrıdır dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
 

Geldin mi söze,
Doğruyu bilip de eğriyi silerek?
Durdun mu düze,
Güzelden güzele bakarak?
Öyle ise gel elele olalım
Söze sözü katmadan
Hak yolunda cümlesini saralım dedi
PİR SULTAN ABDAL bebelerden söz alan
Dumanını bile bebelerle silen dostuna
Dostluğunu sundu

Bigâne gelmeyi huy edindi isek
Her yerin havasını sileriz
(Soru: Olumsuz hava mı yaratılıyor?)
Eyvallah dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
 

Aşın başın taşta değil
Aldığın bilgi kuşta değil
Beğenmeyi huy edinelim
Saymayı dileyene
Her ağacın kökünden söz edelim
Aldığı bulduğu
Sahibi ile söyleştiği günde
YUNUS ile paylaştığı anda uyandı
Rabb’im her anında, bir yönünde
Niyazına yardımcı gönderdi dedi
BEHLÜL’üm selamladı

 



Esmeyen rüzgar dalını kırmaz
Kul çekmediyse
Dalını bükmediyse dedi
VEYSEL’im sözü aldı
Her dala adını yazdı
Bir öğünde nefese yer verdi
Hevesini öyle gemledi:

Yağan yağmur
Halim ise rahmettir
Zalim ise kıyamettir
Korkuya değil
Doğruya göz atalım
Dostluğu rahmet gelir diye kuralım
Ağacı öyle sevelim ki
Zalim gelen yağmuru
Set olsun tutsun
Her varedilmiş
Rahmeti zahmeti tatsın dedi
VEYSEL’im selamladı

Ya Mevlâm!
Benden soranlara deyim mi?
Her yöne gidenleri
Selamete diye niyaza durayım mı? dedi
YESEVİ sözü aldı:

(Soru: Orta Asya’dan bütün dünyaya olan göçler mi?) Eyvallah 

Her biri adını aldı
Çerağı öyle yaktı
Kimi OĞUZCAN
Kimi UYGURHAN
Kimi ocakbaşında
Kimi aşkın düşünde
Kimi binek taşında
Her biri yüz elli yaşında
Doğruya geldik
Yüzde güzeli bulduk
Eline çerağı verdik
Ya Mevlâm dedik
Dağlara taşlara
Selam ile güldük
Komşuya ses veren
Dayandığı desteğe
Şüphesiz güvenen dedi
YESEVİ selamladı

Dilde engel yoktur
Gönülde çengel yoktur
Akan suya geldi isen
Açılan kapı çoktur dedi
KAYGUSUZ sözü aldı
Sıcak dedi nehire daldı: 

Alalım gülelim
Verdiğini bilelim
Eldeki yumağı
Düğümsüz örelim
Saymaktan uzak olsak
Sayana soralım dedi
KAYGUSUZ selamladı

Yaktım ocağı
Açtım kucağı
Binbir söze kattım bilgimi
Aradım bunca bilgide
Hangisi benimki?
Aktardığın dediler
Benim ile bir duvara oturdular dedi
MERYEM sözü aldı
Her rengin sırrına
Makamlarda vardı:

Ey güzeller güzeli
Ey ezeller ezeli
Yamayı yamayalım mı?
Geldiğimiz günden beklediğimiz güne
Açığımızı kapayalım mı?
Saç ile baş ile değil
Aşkı ile örtünelim mi? dedi
MERYEM selamladı

HAMZA DOST’un elinde
Hz.ALİ’nin kuşağı belinde
Salına salına gelir
Geldiğinde çiçek bahçesi bulur
Boy suyunu verelim
Çiçekleri gönülden saralım
Akan suda yosunları da görelim dedi
HAMZA DOST sözü
HACI BEKTAŞ’a verdi: 

Birliğe talip olduk
Güldüler geçtiler
Güzelliğe selam verdik
Yerdiler kaçtılar
Nefes olduk neyde üflendik
Sanılmasın mahzende küflendik
Resulü’nün atı olduk şahlandık dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Doğruyu eğriyi bilen Rabb’imdir
Sağlığı huzuru veren Rabb’imdir
O’nun ile olursak
Bize gülen Rabb’imdir



ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah



Gönül bağından
Bir salkım sunduk
Yiyen bilir tadını
Sevgi koyar adını