|
MEVLÁNA'yım ben!
Kuşak aldık elinize
Güzel dedik dilinize
Her zerreye
selam verdik
Dostluk kurduk cümlenize
Altın yüzük elde olsun
Baldan gelen dilde kalsın
Aydın güne her kulu talip olsun
Desin
ki;
Benden sana dost sözü
Sohbet ile güler yüzü
Ayağında yemeni
Başlığında harmani
YUNUS’um ile geldi
Dört duvara isim verdi
Hz.OMAR doğuştan aldığı ile
Gün
doğusunda bulduğuna
ALİ’yi şahit dedi
Hz.ALİ, OMAR ile söze
geldi:
Bir’den geldik
Bir’e döneceğiz
Aldığımız izin kadar
Cümlenizi götüreceğiz
Akıl ile gönlünde
Mantığın uyum görüyorsa
Kaderini aldığın ile örüyorsa
Allah Allah diyelim
Aynı
sofrada
Müjdelenen hurmayı yiyelim
Beklemeyi bilenlere
Yaprak
yaprak gelenlere
Dost yüzüne gülenlere
Her yaratılmışta
Dost
halini görenlere
Müjdeler olsun dediler
OMAR ile ALİ selamet
kapısında
Emanete niyaz ettiler
Dağlar yük vermedi bana
Karabulut zor gelmedi sona
Her
yiğit bir ömürde tutarlıdır dedi
YUNUS’um selamladı
(Soru: Altın yüzükten murad nedir?)
Olmuşa gölge verme
Geleceğe kaygu ile bakma
Emeğin yok
ise
Altın yüzük takma dedi
SARI ANA sözü aldı:
Kâbe’ye varayım
Bilgine sorayım dedim
Rabb’ime niyaz ettim
Düşümde Resulü’nü gördüm
Kâbe sendedir
sen Kâbe’de
Duyandan olursan
Söz sendedir, saz sende dedi
Gönlüme Kevser Şarabı’nı sundu
Benliğime kapıldıysam kurtar Allah’ım
Bağlamayı bilmiyor
isem nefsimi
Güç ver Allah’ım dedim
Cümle için niyaza durdum
İki destim varsa birini kırdım
Dedim ki;
Sunduğum bekleyenden
olmasın
Her daim taze gelsin dedi
SARI ANA selamladı
Her yolun kavşağında durup bekledim
Kim gelir alır?
diye somun sakladım
Kuşlar ötüştü durdu
Elime kanadı vurdu
Doluştular çevreme
Lokma lokma yediler
Suyun başına yürüdüler
Nasip, kısmet senden dedim
Yolun gidişine sevindim dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
Demetleri bağladık
Düğün
dernek dedik
Hoşnut olduk ağladık
Her obadan gelenlere
Konuk
diye baklava börek sunduk
Aş yemeye geldiler sandık
Ocak
nerde? dediler
Isınmaya yöneldiler
Öyle ya, yolları nerden
geldi?
Nereye varacak?
Aldıkları bilgileri kimlere verecek?
demeden
Sohbeti kurduk
Doğruya öyle geldik dedi
HACI BAYRAM
selamladı
Kara koyun melerse
Yavrusuna çağrıdır
Sürüye katıldı ise
Her birine açılan bağrıdır dedi
PİR SULTAN
ABDAL sözü aldı:
Geldin mi söze,
Doğruyu bilip de eğriyi silerek?
Durdun
mu düze,
Güzelden güzele bakarak?
Öyle ise gel elele olalım
Söze sözü katmadan
Hak yolunda cümlesini saralım dedi
PİR
SULTAN ABDAL bebelerden söz alan
Dumanını bile bebelerle silen
dostuna
Dostluğunu sundu
Bigâne gelmeyi huy edindi isek
Her yerin havasını sileriz
(Soru: Olumsuz hava mı
yaratılıyor?) Eyvallah dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
Aşın başın taşta değil
Aldığın bilgi kuşta
değil
Beğenmeyi huy edinelim
Saymayı dileyene
Her ağacın
kökünden söz edelim
Aldığı bulduğu
Sahibi ile söyleştiği günde
YUNUS ile paylaştığı anda uyandı
Rabb’im her anında, bir
yönünde
Niyazına yardımcı gönderdi dedi
BEHLÜL’üm selamladı
|
Esmeyen rüzgar dalını kırmaz
Kul çekmediyse
Dalını bükmediyse dedi
VEYSEL’im sözü aldı
Her dala adını
yazdı
Bir öğünde nefese yer verdi
Hevesini öyle gemledi:
Yağan yağmur
Halim ise rahmettir
Zalim ise
kıyamettir
Korkuya değil
Doğruya göz atalım
Dostluğu rahmet
gelir diye kuralım
Ağacı öyle sevelim ki
Zalim gelen yağmuru
Set
olsun tutsun
Her varedilmiş
Rahmeti zahmeti tatsın dedi
VEYSEL’im selamladı
Ya Mevlâm!
Benden soranlara deyim mi?
Her
yöne gidenleri
Selamete diye niyaza durayım mı? dedi
YESEVİ sözü aldı:
(Soru: Orta Asya’dan bütün dünyaya olan göçler
mi?) Eyvallah
Her biri adını aldı
Çerağı öyle yaktı
Kimi
OĞUZCAN
Kimi UYGURHAN
Kimi ocakbaşında
Kimi aşkın düşünde
Kimi binek taşında
Her biri yüz elli yaşında
Doğruya geldik
Yüzde güzeli bulduk
Eline çerağı verdik
Ya Mevlâm dedik
Dağlara taşlara
Selam ile güldük
Komşuya ses veren
Dayandığı
desteğe
Şüphesiz güvenen dedi
YESEVİ selamladı
Dilde engel yoktur
Gönülde çengel yoktur
Akan suya geldi isen
Açılan kapı çoktur dedi
KAYGUSUZ sözü
aldı
Sıcak dedi nehire daldı:
Alalım gülelim
Verdiğini bilelim
Eldeki
yumağı
Düğümsüz örelim
Saymaktan uzak olsak
Sayana soralım
dedi
KAYGUSUZ selamladı
Yaktım ocağı
Açtım kucağı
Binbir söze
kattım bilgimi
Aradım bunca bilgide
Hangisi benimki?
Aktardığın dediler
Benim ile bir duvara oturdular dedi
MERYEM sözü aldı
Her rengin sırrına
Makamlarda vardı:
Ey güzeller güzeli
Ey ezeller ezeli
Yamayı
yamayalım mı?
Geldiğimiz günden beklediğimiz güne
Açığımızı
kapayalım mı?
Saç ile baş ile değil
Aşkı ile örtünelim mi?
dedi
MERYEM selamladı
HAMZA DOST’un elinde
Hz.ALİ’nin kuşağı
belinde
Salına salına gelir
Geldiğinde çiçek bahçesi bulur
Boy
suyunu verelim
Çiçekleri gönülden saralım
Akan suda yosunları da
görelim dedi
HAMZA DOST sözü
HACI BEKTAŞ’a verdi:
Birliğe talip olduk
Güldüler geçtiler
Güzelliğe selam verdik
Yerdiler kaçtılar
Nefes olduk neyde
üflendik
Sanılmasın mahzende küflendik
Resulü’nün atı olduk
şahlandık dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
Doğruyu eğriyi bilen Rabb’imdir
Sağlığı
huzuru veren Rabb’imdir
O’nun ile olursak
Bize gülen Rabb’imdir
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
Gönül bağından
Bir salkım sunduk
Yiyen bilir tadını
Sevgi
koyar adını
|