|
MEVLÁNA'yım ben!
Kaydımızı alanlar
Yolumuzu bulanlar
Her an hazır olanlar
Cümlenize selam olsun
Görgüde her rengin güzelliği kalsın
Gel güzelden güzele
Gördüğüne selam ver
Kendin buldun kendini
Yar adına gönlünü aç dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Ağacın her dalını sayayım dedim
Boyum yetmedi
Her yaprağı
sayayım dedim
Nefesim yetmedi
Bilen bilmeyen yolumu alsın
Komşudan çevreden
Huyumu sorsun
Ağaran saç telinde
Kulun gözlemi ne boyuttadır? derlerse
Deyiniz ki;
YUNUS’un saçından
Her zerresi sorumlu
Gördüğüne,
bildiğine, aldığına
Hak adına kararlı
Attığı her adımı
Alan
kullarına yararlı
Selam olsun
Saygıda gönlünü açanlara
Resulünün şefaati gelsin
Ham elmayı toplamam
Yıkanmamış çamaşır katlamam
Sevgiliye
verdiğini sunmazsam
Güzel günü asla beklemem dedi
BEHLÜL’üm
sözü aldı:
İnce aldım bezini
Beyaz dedim tacını
Saydığım anda buldum
Gönlümdeki haccımı dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Ayağın gidişine
Gözün şahit mi?
Kulağının sesi alışına
Aklın
şahit mi?
Dost kapısına varışına
Gönlün şahit mi?
Öyle ise
yerde gökte
Sende bende hep O var
Kapıya geldi isem
Sanılmasın
vakit dar dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
Tevhit okuduk
Adımızı verdik
Gönüllerde sevgi dokuduk
Yağan
yağmurdan ıslandı ise
Ocak başına getirdik
Doğduk bulacağız
Rabb’im ile olacağız
Son günü bileceğiz
Sana öyle geleceğiz
Rabb’im satır satır yazdığım
Adım adım gezdiğim
Hep senin
mülkündür
İyi kötü ne geldiyse
Acı tatlı ne verdiyse
Hepsi
senin halkındır Rabb’im dedi
HACI BAYRAM selamladı
Açık bırakma kuyuyu
Kuyuya getirme kayayı
Yumuşak geldin
Harap
deme doğayı
Sen yettir, sen bitir
Değirmene yetiştirdiğin
buğdayı götür dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
Kaynayan her kazanda
Aşure kaynamaz
Duyan ile duymayan
Elele
oynamaz
Halka halka oluşan
Kul dilinde buluşan
Tek kelime
Allah’dır
Allah dediyse kulu
Dost bildiyse yolu
Gam keder onu
bulmaz
Onda umutsuzluk kalmaz dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
Seyre daldım her çiçeği
Yerde oturdum
Gözledim kelebeği
Her
birine selam verdim
Beni tanırlar mı? dedim
Dile gelse
söylese
Subaşında rahmetini dilese
Öğreneceğim ne çok olurdu
dedi
MERYEM sözü aldı:
Emeğine talip olan
Kendinden geleni bilendir
Duman görse bile
Ocağı üfleyendir
Güneşin verdiği
Kainata yeterlidir dedi
MERYEM selamladı
|
Sepet ördüm
Alaca geyiği ağacın yanına getirdim
Bir nefes, bin hevesi bitirir
(Soru: ‘Nefes’ ten murad nedir?)
Kayalardan gelse de
Sahip benim dese de
Kaplan, aslan
yaratılandır
Dara düştüğü an gözetilendir dedi
KAYGUSUZ söze
girdi:
Bayram seyran hevestir
Namaz oruç nefestir
Ruhunun nefesi
(GARİB:
Ruhu diri tutan.
Ruhun, namaz oruç ile senden nefes alıyor diye
açıklar.)
Deryaya nefes veren
Balıkları su ile dost kılan
Senden
sana gelişir
Senin ile gerçek günü bilişir dedi
KAYGUSUZ selamladı
Gölge aldım ağaçtan
Demirden bulma dediler
Ayağımı suya
koydum
Seferden bilme dediler
Çölde adım adım yürüdüm
Sahili sorma dediler
Ya Rab dedim
Seni sana sorarsam
Ağzım dilim eskimez
Döndüm kendi kendime
Sevginin olduğu
yerde
Gönül paslanmaz dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Katıldığım her sohbette
Ağzımda güzelin tadı kaldı
Gönlüm
seninle doldu Rabb’im dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
(Soru: Demir nedir, sertlik mi?)
Benim sertliğim yararlıdır diyen
Gönlünde olanı ağzı ile
çiğneyendir
Görgüye yargıya düşmeden
Güzel diye baktım
Sevgilimin ocağında
Çerağı yaktım dedi
PİR SULTAN ABDAL her
dostunu
Bir dost ile selamladı
Bağa girdiğim günde
Aşılanacak her fidanla söyleştim
Biri dedi
ki;
Ben her dalımda salkım salkım yetişen
Üzümlerin köküyüm
Öyle ise ben de gerçek bir sakiyim
Dedim ki;
Bağı belleyen,
elleyen
Sulayan, ayıklayan olmasa
Sen sana yetmezsin
Bir salkım
tutamazsın
Bütüne katıl ki bakan bağ etsin
Verimini bol etsin
Aldığını bal etsin
Sırlayıp mahzene koysun
Her damlan şarap
olsun
Allah Eyvallah dediler
Sahibine gönülden baktılar
YESEVİ ile Doğu’dan Batı’ya
Adım adım gittiler
Dost bağı dost
dağına güler
Doğruya dost adını verirsen
Senden geleni bekler
dedi
YESEVİ selamladı
Can dostum, can dostum
Nerde han nerde postum?
Galip geldi
ise cümleye kastım
Bağlar dağlar bizimdir
Yetiştirdiğim üzümdür
Bekledik her gününde
Saklamadan yönünde
Yapraklardan
soruşturduk
MERKEZ’im ile EYYÜB’ümü buluşturduk
Akıl, mantık,
gönül çarkını çalıştırdık
Bir de gördük ki;
Her dostu gerçek
bilime alıştırdık
HAMZA DOST söze girdi
MERKEZ’im ile EYYÜB’üm
Hak yolunda namaza durdu
Nazlan güzelim naz ehli isen
Hak adına gelmiş haz ehli isen
Sevgi saygı birimini bulmuş toz ehli isen
Gölgeden ayrılıp
güneşe daldı isen dedi
HAMZA DOST, EYYÜB’üm, MERKEZ’im
selamladı
Yumuşak YUNUS’um
Girdiğin her yol açılır
Tuttuğun her el ile
Dilenen kapıdan geçilir
Kayalar mani değildir aşılır
Dereler
sanılmasın yolu böler
Diz boyu olsa da dilenene ulaşılır
ALLAH’ıma
emanet olunuz.
ALLAH’a
ısmarladık.
(Soru: Misafire mi?)
YUNUS’um Eyvallah dedi
Yanınızda olana EYYÜB’üm söyledi
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|