14 KASIM 1985(1)


MEVLÁNA'yım ben!

Kaydımızı alanlar
Yolumuzu bulanlar
Her an hazır olanlar
Cümlenize selam olsun
Görgüde her rengin güzelliği kalsın

Gel güzelden güzele
Gördüğüne selam ver
Kendin buldun kendini
Yar adına gönlünü aç dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Ağacın her dalını sayayım dedim
Boyum yetmedi
Her yaprağı sayayım dedim
Nefesim yetmedi
Bilen bilmeyen yolumu alsın
Komşudan çevreden
Huyumu sorsun 

Ağaran saç telinde
Kulun gözlemi ne boyuttadır? derlerse
Deyiniz ki;
YUNUS’un saçından
Her zerresi sorumlu
Gördüğüne, bildiğine, aldığına
Hak adına kararlı
Attığı her adımı
Alan kullarına yararlı
Selam olsun
Saygıda gönlünü açanlara
Resulünün şefaati gelsin 

Ham elmayı toplamam
Yıkanmamış çamaşır katlamam
Sevgiliye verdiğini sunmazsam
Güzel günü asla beklemem dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı: 


İnce aldım bezini
Beyaz dedim tacını
Saydığım anda buldum
Gönlümdeki haccımı dedi
BEHLÜL’üm selamladı


Ayağın gidişine
Gözün şahit mi?
Kulağının sesi alışına
Aklın şahit mi?
Dost kapısına varışına
Gönlün şahit mi?
Öyle ise yerde gökte
Sende bende hep O var
Kapıya geldi isem
Sanılmasın vakit dar dedi
HACI BAYRAM sözü aldı: 

Tevhit okuduk
Adımızı verdik
Gönüllerde sevgi dokuduk
Yağan yağmurdan ıslandı ise
Ocak başına getirdik
Doğduk bulacağız
Rabb’im ile olacağız
Son günü bileceğiz
Sana öyle geleceğiz
Rabb’im satır satır yazdığım
Adım adım gezdiğim
Hep senin mülkündür
İyi kötü ne geldiyse
Acı tatlı ne verdiyse
Hepsi senin halkındır Rabb’im dedi
HACI BAYRAM selamladı

Açık bırakma kuyuyu
Kuyuya getirme kayayı
Yumuşak geldin
Harap deme doğayı
Sen yettir, sen bitir
Değirmene yetiştirdiğin buğdayı götür dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
 


Kaynayan her kazanda
Aşure kaynamaz
Duyan ile duymayan
Elele oynamaz
Halka halka oluşan
Kul dilinde buluşan
Tek kelime Allah’dır
Allah dediyse kulu
Dost bildiyse yolu
Gam keder onu bulmaz
Onda umutsuzluk kalmaz dedi
HACI BEKTAŞ selamladı


Seyre daldım her çiçeği
Yerde oturdum
Gözledim kelebeği
Her birine selam verdim
Beni tanırlar mı? dedim
Dile gelse söylese
Subaşında rahmetini dilese
Öğreneceğim ne çok olurdu dedi
MERYEM sözü aldı: 

Emeğine talip olan
Kendinden geleni bilendir
Duman görse bile
Ocağı üfleyendir
Güneşin verdiği
Kainata yeterlidir dedi
MERYEM selamladı

 



Sepet ördüm
Alaca geyiği ağacın yanına getirdim
Bir nefes, bin hevesi bitirir
(Soru: ‘Nefes’ ten murad nedir?)
Kayalardan gelse de
Sahip benim dese de
Kaplan, aslan yaratılandır
Dara düştüğü an gözetilendir dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
 

Bayram seyran hevestir
Namaz oruç nefestir
Ruhunun nefesi
(GARİB: Ruhu diri tutan.
Ruhun, namaz oruç ile senden nefes alıyor diye açıklar.)
Deryaya nefes veren
Balıkları su ile dost kılan
Senden sana gelişir
Senin ile gerçek günü bilişir dedi
KAYGUSUZ selamladı

Gölge aldım ağaçtan
Demirden bulma dediler
Ayağımı suya koydum
Seferden bilme dediler
Çölde adım adım yürüdüm
Sahili sorma dediler
Ya Rab dedim
Seni sana sorarsam
Ağzım dilim eskimez
Döndüm kendi kendime
Sevginin olduğu yerde
Gönül paslanmaz dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 

Katıldığım her sohbette
Ağzımda güzelin tadı kaldı
Gönlüm seninle doldu Rabb’im dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
(Soru: Demir nedir, sertlik mi?) 

Benim sertliğim yararlıdır diyen
Gönlünde olanı ağzı ile çiğneyendir
Görgüye yargıya düşmeden
Güzel diye baktım
Sevgilimin ocağında
Çerağı yaktım dedi
PİR SULTAN ABDAL her dostunu
Bir dost ile selamladı 

Bağa girdiğim günde
Aşılanacak her fidanla söyleştim
Biri dedi ki;
Ben her dalımda salkım salkım yetişen
Üzümlerin köküyüm
Öyle ise ben de gerçek bir sakiyim
Dedim ki;
Bağı belleyen, elleyen
Sulayan, ayıklayan olmasa
Sen sana yetmezsin
Bir salkım tutamazsın
Bütüne katıl ki bakan bağ etsin
Verimini bol etsin
Aldığını bal etsin
Sırlayıp mahzene koysun
Her damlan şarap olsun
Allah Eyvallah dediler
Sahibine gönülden baktılar
YESEVİ ile Doğu’dan Batı’ya
Adım adım gittiler
Dost bağı dost dağına güler
Doğruya dost adını verirsen
Senden geleni bekler dedi
YESEVİ selamladı 

Can dostum, can dostum
Nerde han nerde postum?
Galip geldi ise cümleye kastım
Bağlar dağlar bizimdir
Yetiştirdiğim üzümdür

Bekledik her gününde
Saklamadan yönünde
Yapraklardan soruşturduk
MERKEZ’im ile EYYÜB’ümü buluşturduk
Akıl, mantık, gönül çarkını çalıştırdık
Bir de gördük ki;
Her dostu gerçek bilime alıştırdık
HAMZA DOST söze girdi
MERKEZ’im ile EYYÜB’üm
Hak yolunda namaza durdu 

Nazlan güzelim naz ehli isen
Hak adına gelmiş haz ehli isen
Sevgi saygı birimini bulmuş toz ehli isen
Gölgeden ayrılıp güneşe daldı isen dedi
HAMZA DOST, EYYÜB’üm, MERKEZ’im selamladı 

Yumuşak YUNUS’um
Girdiğin her yol açılır
Tuttuğun her el ile
Dilenen kapıdan geçilir
Kayalar mani değildir aşılır
Dereler sanılmasın yolu böler
Diz boyu olsa da dilenene ulaşılır 


ALLAH’ıma emanet olunuz. 
ALLAH’a ısmarladık. 

(Soru: Misafire mi?)
YUNUS’um Eyvallah dedi
Yanınızda olana EYYÜB’üm söyledi

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah