15 KASIM 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Hayal ile hakikat
Birbirini bağlarsa
Niyazdan beklenen
Gönüllerde eklerse
Doğruya gelen
Dost olana gülerse
Bülbül ile gülün söyleşisi duyulur
Gönülden gelene şüphesiz uyulur
Cümlenize selam olsun
Mayasını alan beklemeyi bilsin

Doğruyu dost olursan okursun
Güzeli sevgi ile dokursun dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Gönülden gönüle gezdim
Her gönülden aldığımı süzdüm
Elde kalan taş toprak değil
Kulun hevesi dünyaya bıraktığı nefesi
Ya Rab dedim
Nefes senden, heves benden
Ne anladım ben zandan?
Denildi ki;
Aklın seni gezdirir
Güzel olanı sezdirir
Hevesin bezdirirse
Dostluğa zaman vardır
Zan her gününde değişir
Asıl olan doğduğun halde bildiğindir
(Soru: Deminki vahdeti mi açıklıyorsunuz?) Eyvallah
Aynaya renk veren
Kendinden kendine açılandır
Gidenden haber almadım dersen
Kendinden kendine ayna tutmamış olursun 

Mevlana’yım!.. 

Doğruyu asla eğriye çevirmedik
Yeşil yapraklı ağacı devirmedik
Kömür nasıl ki yana yana kül olur
Kulu da sıyrıldığı kadar kâlb olur
Kaldığı yerde, konduğu dalda
Gördüğünü anlatırsa kuşlar
Yüksekte oldukları içindir
Soyundukça bildiğine
Eğildikçe güldüğüne
Bağlandıkça güzelliğine
Bir’den Bir’e varırsın
Varış ruhaniyet aleminin
Kendi lisanındandır
Ne dese ne söylese
Senden sözü bulamaz
Çünkü beden var ise arada
Aldığını bilemez
Ne gelen var ne gören denilende
Söz bedene aittir
O’na varış Rabb’imden ahittir
Doğruyu bildiğimiz
Rab emrini aldığımız
Size sizin dilde verdiğimiz
Hep o emirdendir
Varlığından şüpheyi sildiğimiz
Gönüllerde gördüğündendir dedi
YUNUS’um selamladı

Mağaraya her girişte
Resulü ile söyleşen
Doğruyu bilgisine yerleştiren
Rabb’im değil mi?
Dünden bugüne
Günden yarına söyleten
O değil mi?
O’nun dili, O’nun eli
O’ndan dilenen hali
Resulü’nde değil mi?
Öyle ise;
Bedenli halde gören de Resulü’dür
Beden elbet Resulü’nün bedeni


Dağlara söz verdim
Gelip aşacağım
Dağların ötesine ulaşacağım dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
 

Çalılar eğildikte
Selama durdu. Neden?
Bende olan O’nu gördüğünden
Ya Rab dedim
Her birimiz bir olsak
Dost bağında buluşsak
Şüpheleri siler miydik?
Kayguları böler miydik?
Ağaçlar söyleşti, dediler ki;
Şüpheler silinseydi, kaygu kalır mıydı?
Eyvallah dedim
Kaygudan uzak kaldım dedi
KAYGUSUZ selamladı

Bayrağım dost elinde olsun
Dost kendini bende bulsun
Saygı sevgi sergiye gelsin
Komşudan komşuya hoşnutluk dağılsın dedi
MERYEM sözü aldı
İncir yaprağını birbirine ekledi
Zamanı ölçer dedi, sabır ile bekledi:

Demde güzel
Zanda güzel
Sonda güzel
Sende güzel
Bende güzel
Nerde yerdeki gazel?
Gölgesiz sevgimde
Gönlümü açtım
Dayanmayı bildiğim
Sevgiliyi seçtim
Allah’ım dedim
Ben bağladım sen çözdün
Aşk adını sen çizdin
Senin çizgin doğrudur
Giden için bellidir
Bellemeyi bilelim
Sevgi ile kalalım dedi
MERYEM selamladı

 



Ah ile vahı geçtik
Ya Allah dedik
Hay vasfınını seçtik
Aradığımız yola
Öylece düştük dedi
YESEVİ sözü aldı:
 

Bayrak senindir
Bayraktar benim
Dost adı senindir
Dost benim
Seni beni birledim
Rabb’im dedim gürledim
Gelmeyeni zorladım
Derman senden
Ferman senden Allah’ım
Sevgiliyi sevgiliye peyledim
Dostu olup bekleyelim
Hata kusur saklayalım
Gönülleri paklayalım
Nur Rabb’imin kuluna emanetidir
Dost halinde Hak’layalım
(Soru: Nur ruhtan ayrı mıdır?)
Damarın var ise kanı da vardır
Ruhun var ise nuru da vardır 

Ayağında yer edene
Her gününü zor edene
Dayanmayı bildi isen
Güvendiğine uyduysan
Güzel güne doğarsın
Uyduğumuz dayandığımız
Sadece Rabb’imdir dedi
YESEVİ selamladı

(Soru: Bayrak’tan murad nedir?)
 

Aydınlığa çıkmaya niyet kuran
Cümle ile ayet bulan
Yani Kur’an’a uyan
Bayrağı ele almıştır
Sözümüzün olduğu yerde
Ayete uyulmuştur dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
 

Suyu aktığı yerden alırsan güzeldir
Geçtiği yerde alırsan gine güzeldir
Kaynağında bulursan güzelden güzeldir
Çünkü kaynağında katıksızdır
Ne gelip geçtiği yerden toz çöp alır
Ne aktığı borunun pasını bulur
(Soru: Tıpkı sohbetlerimiz gibi değil mi?) Eyvallah
MEVLÂNA’ya verilen
Sadece MEVLÂNA’yı bilenlere değil
Tüm kainata iletilir
Dört duvar arasında kalan
Orada dinletilir
Duvarını aşamaz
Dumanından taşamaz
Damarında akan kandan
Ele gelse şaşamaz
Onun için sözün özü hazdadır derlerse
Rabb’imden gelen emirde diyelim
Cümlenizi selamlıyalım dedi
HAMZA DOST selamladı

İki aynayı birbirine tutarsan
Görülen olmaz, şekil vermez
Çünkü kendinden kendine
Bakabilmen için
Yerden göğe bilmelisin
Kendinde olana gülmelisin
Aynayı eline alabilmelisin ki
Kendinde olanı görebilesin dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı: 

Dayanmayı bilmeden
Elime ayna aldım
Kendimden başka
Her yöne çevirdim
Kimi kırık dalı
Kimi dağılan teli gördüm
Yanlıştan yanlışa düştüm
Ne dizim kaldı ne benzim
Koyduğun nizam bu mu Allah’ım? dedim
Denildi ki;
Sen aynayı kendine tut
Bırak her yaratılan
Kendi aynasına baksın
Allah Allah dedim de
Kendi kendime döndüm
Allah Allah dedim de
Geçen ömrüme yandım
Ne vardı şaşıracak
Kulu kula aşıracak
Ayağı taşa vurup
Kendini düşürecek?
Affın yücedir Rabb’im
Sığındım sana
Döne döne geldim de
Güvendim sona
Kulun nicedir
Affın yücedir
Eğilen BEHLÜL
Dostluğa talip oldu
Dost ile dostluğu kurdu
Gerçeği öyle buldu dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Damda sürü bekleşir
Gönülden soru denkleşir
Dayanmayı bildi isek
Her günümüz yerden göğe aklaşır


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah