25 OCAK 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Ayağımın yolumun
Görünüşünden ayrısı yok
Geldiğimiz gibi
Bulduğumuz gibi
Yuğduk aldığımız gibi
Olmayan gelmez
Allah’ım izin vermez

Umduğundan söz etmek
Sözü iyide bırakmak gerekir
Öyle de olsa böyle de kalsa
Olacak hayırdır
Şüpheler dağılsın
Kul kötüyü unutsun
Olmayı dileyenler
Asmayı budayanlardır
Yaprağı feda eden
Çiçeğe yol verir
Ağaç budanırsa tazelenir
Aymayan uyur, yolundan kalır
Sunduğum meclise
Allah’ımın mümin kullarına
Cemiyet bağa benzer
Asmalar kula
Budanan ağaç
Bakılan bağ verimli olur
Verimi bol olur

Aşağı bakma düşersin
Yukarı bakma dönersin
Yumak sarmak
Yudum vermek kula yetse
Gününde gönlünü açsa
Yoldan ne sorar?
Sorulanlar yol için
Yudmak kul için.
Yuyanı bulursan ne mutlu sana
Yuyan buldum der sevinir
Bulduğu günden yönünü çevirir
Öyle kula yazık olur
Çünkü yuyan bildiği yobaz
Onu doğruya koymaz
Kendi bilmez ki koysun
Doğru yoldan ne desin?
Onun için kul kuldan değil
Allah’tan dilesin
YUNUS’um niyet kurmuş
Yuva’ya yumuşak köprü olmuş

Mevlâna’yım!..

Olmuşa yol vermiş
YUNUS’um dilemiş
OMAR der ki;
Yolun niyazını
Kulun niyazına bağladın
Gücünü öyle harcadın
Ne mutlu ki, yobazlara baş
Yuyana kardaş olmadın
Suyunu, dileği Allah’tan olana verdin
Sözünü, yalnız Allah diyene söyledin
Yobaza kulak açma
Okunu ona atma
Bırak Allah’ım düşünür

Sözü baştan dedim
Meclise söyledim
Yobaz her yönü sarmış
Elini açan, başını örten
Allah sözünü ağıza alan
Meydana çıkmış
Yudum aldığı
Haram yediği
Gözünden kaçmış
Allah’ım kaçırmaz
Uğraşını üstüne alma
Allah’ım aciz değildir, uğraş yok
Sebep Yaratanımdan gelir
Yumak sarana
Layık olduğunu verir

Adını andık
Destanını yazdık
Gönlünden söz ettik
Gelse de dese dedik
YUNUS’um gelmez mi?
Gönülle koşmaz mı?

YUNUS’um geldim
Dağ yolundan aştım
Dağdan dönen
Şarkı diyen kıza danıştım
Sepetinde nedir?
Dedi; Üzümdür
Dedim; Yüzünde ne?
Dedi; Gözümdür
Sudan geçtin yolu seçtin
Fistana konan nedir?
Dedi; Tozumdur
Suyunu içtin mi?
Dedi; Huyumdur
İçerim geçerim
Tozu meydanda silkerim
Gözüm gördü seçerim
Tanrım üzümü verdi yedim
Sevdim tadını aldım
Yuvama taşıdım
Anamın ağzına
Babamın genzine
Tadı hoş geldi
Anam üzümü yedi
Babam suyunu içti
Kendinden geçti
Sarhoş oldu
Allah’ını andı
Güzelliklere yandı
Bizi de uyandırdı
Görün güzellikleri dedi
Sarhoşluk aşktan
Üzüm suyundan değil
Sepetim üzüm dolu
Erenlerin sözüne
Gönüldeki yerine söz etmem
Kötü kula söz atmam
Bağımızdan aldım üzümü
Aldım elime yükümü
YUNUS yolun uzadı
Sepette aklın kaldı dedim yürüdüm
Yudumu vereni düşündüm
Asma kütük, verdin katık
Ayakta, YUNUS’un ayağında ne olur?
Yamalı pabuç kalır
Niyete uysaydı yol
Yolunu bilseydi kulu
Giderdi üzüm bağına
Anında dediniz, sözünü ettiniz



YUNUS yolda yürüdü
Güzel günde aradı
Güneşten yandı
Asma dalını gördü
El uzatmak yaraşmaz
El dalına erişmez
Yandın yanasın
El yuyana, sepet diyene
Yol alsak dönülmez dedik
Gaflete daldık
Allah’tan dile a sersem
Kuldan ne istesen boştur bilirsin
Allah’ına inanırsın
Niye kula dayanırsın?
Asmaya el uzamazsa
Allah’ına da mı açılmaz? dedim
Giden kızın ağasını gördüm
Yolcusun yanarsın
Üzümden dilersin
Kuyudan su çekersin
Ateşini dökersin dedi
Aradığım bulundu
Olmuş kuldan alındı
YUNUS suda yıkandı
Gönül yandı, Allah’ını andı
Sohbete daldı bağın sahibi ile
Güneşte olmam
Gün doğuşta
Gün batışta dururum
Asmadan üzümü alırım
Bugün anıldı
Misafir gelir denildi
Ondan kaldım
Misafiri bekledim dedi. Misafir ben.
Senin anladığın doğru
Ne var ki misafir olanı ayıramadın
Sohbetimiz uzadı
Benim yolum kaldı
Gece YUNUS misafir edildi
Gelenden? dedim
Değil dedi
Yanandır misafirim
Allah’ını anandır
Rüyam boş değil
Günüm gelmezsen hoş değil
Seni gördüm sevindim
Allah’ım şükür dedim
Yandırdın, yoluma döndürdün
Yanmasıydı bakmazdı
Bağım önünden geçmezdi
Dünyanın varlığı
Kullara verdiği sebeplerle çözülür hak yolu
Bilenler el açıp yalvarır
Kula değil Allah’ına dayanır

Mevlâna’yım!..

YUNUS’um hoş anlatır
Hayatım boş der anlatır, benzetir
Kulun gönlünü eğitir
Böyle kulun böyle köyü
Köyünde eyler cümleyi
Anlatır dinletir uymayana
Çevirtir dönmeyene
Başından dedim, çok kızar
Olmaz, kula düşmez
YUNUS’un kızışı, kendi kendine
Kimseyi dövmedi
Kimseye el sürmedi

Bütün ömründe ansan
Nurunu yolda görsen
Geceden açık olmaz. Ağa bilir.
Anmak için yanarsın
Gönülden kaynarsın
Ne var ki, gücün dökmeye yetmez
Yardımcı ararsın
Yardımcıya ne dersin?
Olsa sözün, alsa elin
Gece gündüz yazarsın
Sabra söz, yumuşak kula el
Olgun muyum? dersin
Oldurmaya,
Nurundan vermeye geldim
Şüphen mi var?
Merdivenden sorduğun
Hataya düştüğün
Elbet çıkılır
Fanisin nasıl görülür?
Çıktığını ispat kolay
Gönlünü yokla
Günden güne coşmaz mı?
Ateşi büyümez mi?
Bu, Allah’ına yaklaştığının delilidir
İçini açar, korkunu siler
Allah’ına yaklaşmaya delilindir
Günde çıkılan merdiven
Kulca bilinmez
Merdiven her gün çıkıldık denmez
Gönlünü yoklarsın, katını anlarsın

(Resim verilir)

YILDIRIM derler (BEYAZIT)
Adını öyle anarlar
Esareti zorlu oldu
Olmuşu orda gördü
Allah’ım affetti
Günahını sildi
Her sözüm ders için
Masal demeye
Defter karalamaya
Kul vaktini öldürmeye gelmem
YILDIRIM da şımarmadı
Gücüne güvendi
Allah’ına güvenseydi
Yolu açılırdı
Size değil göze derim
Gözü görene, kulağa koyana
Yapılandan sonra
Anlatsam boş anlatırım
Kulağa koyarım, sizi eğitirim

Anında olan bilinir
Günü geçene gününce katılır

Yazmak çizmek yetsin
Yoldan alınan gününce eğitsin
Allah’ım bile vakit ayırmış
Kula beş vakti bölmüş
 

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah