04 HAZİRAN 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Havayı bulutlu
Kulu umutlu gördüm
Umut bulutu dağıtır
Sanılan gibi değil
Korkuya yer yok
Olayı derim

Cümle elini açsın
Ne var ki,
Eğriden cümle kaçsın
Doğruyu bulsun
Allah’ım desin
Eğriye duacı olsun
Beddua değil
Hayır dilensin
Beddua ettiğin de
Allah’ımın kuludur
O’nun yarattığıdır
Ne ona, ne buna, cümlesine

Olmuşa ‘Dur’ desen yersiz
Güzele ‘Gül’ desen köksüz
Dünyaya ‘Dön’ desen çarksız
Çarkı yok amma döner
İyiyi de dönüğü de öğütür
Kaleye de kapı vardır
Kapısız girmeye çalışırsan, savaşırsın

Ne genci kınayın, ne yaşlıyı
Olaylara dürbünün uzak camıyla değil
Yakın camıyla bakın
Uzak küçültür
Yakın büyütür
Unutulmasın çiçek bahçesinde
Diken de olur, ot da yürür
Her kulun fikri alınsa
Yoluna konulsa
Cümlenin denilse
Söz zümreye verilmese
Aşılması güç gelmez
Kırana kıran verilmez
Ortaya post serilse
Oturan belli olsa
Kimseye söz düşmez
Postta oturan
Her kula söz verse
Sözüne hürmet etse
Post layık görülür
Hak kuludur denilir
Posta oturdum söz bende
Yol veririm, kul görürüm
Kulluk etmeyeni
Huzurdan çıkarırım derse
Posta layık görülmez
Öyle derviş sevilmez
Yol, kulun
Post, yolun
Söz, cümlenindir
Posta gelen söz vermezse
Yolu kendi açar
Yumuşak olunsa denir
Allah’la kul arasına girilir
Gerçek olanı demek suç olursa
Gerçek zor ile söylenir
Ne senin ne benim için
Dünya kurulmadı
Cümle kullarınındır
 



Buyurun demek misafire sevaptır
Yudum alan bilir
Ne var ki,
Mümin olanın misafiri eksik olmaz
Misafirin olması
Kulun gönül ölçüsüdür

Gözün gördüğü yere kadar bakarsın
Kulağın aldığı kadar dinlersin
Ötesini düşünme
Allah’ımın verdiği ölçüden ayrılma
Gözünün görmediği yer
Duvarın ötesidir
Duvara tırmanıp göreyim dersen
Komşu kapısına kulak verirsen
Görgünün ötesine geçersin
O anda kötüyü seçersin

Bağımız, bostanımız budanırken anılır
Meyve versin beklenir
Meyve olanda sevinilir
Yediğin sende
Andığın bende olsun
Gümüş yol verimini arttırsın
Nasibiniz bol olsun
Geçen gün,
Yaprağı dönen kitaba benzer
Okudukça açarsın
Okuyanı geçersin
Geçen yaprak
Anılan eski güne benzer
Gözün yaşlı
Geçen günü hayretle karşılar
Varsın aksın, ne çıkar?
Akmayan gözün yaşı, yakar
Göz yaşı akmasın dersin
Aşkına aksın
YUNUS’um der ki;
Göz yaşı akıtana
Aşk deyip kakıtana
Olsa da olur
Allah’ım münasip görmüş, vermiş
Göze depoyu kurmuş
Akıtmak gerekmese vermezdi
Kulu üzüntüye koymazdı
Üzülecek, ağlayacak
Bedenin zehrini akıtacak
Gördüğü günün güzelliğini bilecek

Kanun dünyaya hüküm giydiremez
Neden? derseniz
Hüküm ne sende ne bende
Yaratanımda
Geçen güne ayna tutarsan
Gelecek güne yol alır dersin
Tarihi yeniden yazarsın
Yazılan bozulmaz
Bozulan düzelmez
Üzüntü edilmesin
Sözümüzün sonudur
Sözümüz güne konudur
Her kul gönlünce yorumlar
Netice aynaya benzer


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah