|
MEVLÂNA’yım ben!
Havayı bulutlu
Kulu umutlu gördüm
Umut bulutu dağıtır
Sanılan gibi
değil
Korkuya yer yok
Olayı derim
Cümle elini açsın
Ne var ki,
Eğriden cümle kaçsın
Doğruyu bulsun
Allah’ım desin
Eğriye duacı olsun
Beddua değil
Hayır dilensin
Beddua ettiğin de
Allah’ımın kuludur
O’nun yarattığıdır
Ne ona, ne buna, cümlesine
Olmuşa ‘Dur’ desen yersiz
Güzele ‘Gül’ desen köksüz
Dünyaya
‘Dön’ desen çarksız
Çarkı yok amma döner
İyiyi de dönüğü de öğütür
Kaleye de kapı vardır
Kapısız girmeye çalışırsan, savaşırsın
Ne genci kınayın, ne yaşlıyı
Olaylara dürbünün uzak camıyla değil
Yakın camıyla bakın
Uzak küçültür
Yakın büyütür
Unutulmasın çiçek
bahçesinde
Diken de olur, ot da yürür
Her kulun fikri alınsa
Yoluna
konulsa
Cümlenin denilse
Söz zümreye verilmese
Aşılması güç gelmez
Kırana kıran verilmez
Ortaya post serilse
Oturan belli olsa
Kimseye söz
düşmez
Postta oturan
Her kula söz verse
Sözüne hürmet etse
Post layık
görülür
Hak kuludur denilir
Posta oturdum söz bende
Yol veririm, kul
görürüm
Kulluk etmeyeni
Huzurdan çıkarırım derse
Posta layık görülmez
Öyle derviş sevilmez
Yol, kulun
Post, yolun
Söz, cümlenindir
Posta gelen
söz vermezse
Yolu kendi açar
Yumuşak olunsa denir
Allah’la kul arasına
girilir
Gerçek olanı demek suç olursa
Gerçek zor ile söylenir
Ne senin ne
benim için
Dünya kurulmadı
Cümle kullarınındır
|
Buyurun demek misafire sevaptır
Yudum alan bilir
Ne var ki,
Mümin
olanın misafiri eksik olmaz
Misafirin olması
Kulun gönül ölçüsüdür
Gözün gördüğü yere kadar bakarsın
Kulağın aldığı kadar dinlersin
Ötesini düşünme
Allah’ımın verdiği ölçüden ayrılma
Gözünün görmediği yer
Duvarın ötesidir
Duvara tırmanıp göreyim dersen
Komşu kapısına kulak
verirsen
Görgünün ötesine geçersin
O anda kötüyü seçersin
Bağımız, bostanımız budanırken anılır
Meyve versin beklenir
Meyve
olanda sevinilir
Yediğin sende
Andığın bende olsun
Gümüş yol verimini
arttırsın
Nasibiniz bol olsun
Geçen gün,
Yaprağı dönen kitaba benzer
Okudukça açarsın
Okuyanı geçersin
Geçen yaprak
Anılan eski güne benzer
Gözün yaşlı
Geçen günü hayretle karşılar
Varsın aksın, ne çıkar?
Akmayan
gözün yaşı, yakar
Göz yaşı akmasın dersin
Aşkına aksın
YUNUS’um der
ki;
Göz yaşı akıtana
Aşk deyip kakıtana
Olsa da olur
Allah’ım münasip
görmüş, vermiş
Göze depoyu kurmuş
Akıtmak gerekmese vermezdi
Kulu
üzüntüye koymazdı
Üzülecek, ağlayacak
Bedenin zehrini akıtacak
Gördüğü
günün güzelliğini bilecek
Kanun dünyaya hüküm giydiremez
Neden? derseniz
Hüküm ne sende ne
bende
Yaratanımda
Geçen güne ayna tutarsan
Gelecek güne yol alır
dersin
Tarihi yeniden yazarsın
Yazılan bozulmaz
Bozulan düzelmez
Üzüntü
edilmesin
Sözümüzün sonudur
Sözümüz güne konudur
Her kul gönlünce
yorumlar
Netice aynaya benzer
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|