20 MAYIS 1971


MEVLANA’yım ben!

Huzur yolunda
İman gönlünde oldukça
Yumağın duman almaz
Kul gözü sende olmaz
Men edilen
Her yumağın aşırı tiryakiliğidir

Gönülle konuştuk
Olayı dertleştik. Dert ise
Kul öyle der
Aslında verilen dileğine uyandır
Ne var ki
Senin için uymak güç
Deme oldu geç
Meydan kulun, kul yolun

Ayağını doğru atan korkmaz
Allah’ıma sığınan şaşmaz

Salıncağa oturan işini bitirendir
Dinleneyim diyendir
Meyveli ağaca salıncak kurulmaz
Dalı gevrek olur çabuk kırılır
Miyarı gövdesine değil
Vergisine göredir
Ne var ki,
Meyvesi olmayan ağacın
Gövdesi kuvvetlidir
Miyarı gövdesidir
Çünkü meyveli ağaç
Gücünü meyvesine harcar

Bize de uyku yok
Her gün alsan
Gine doymazsın
Bende günden doymadım
Müyesser eyleyen Allah’ım
Her kulunu nasiplendirir
Mümin kul bilir
Şükür der, duacı olur
Dönük kul uyur, şikayetçi olur
Ne verdiği ağır geldi
MEVLÂNA şikayetçi oldu
Ne aldığı yolsuz geldi
Derdimi bedene yükletti
Şükür Allah’ım dedim
Bir lokma nimetine secde ettim
Olmamışı değil olanı derim
Neden aranızdayım ya?
Yaratana bakarız
Ne Yücedir deriz
Yarattığını aramızda
Gönlümüzde biliriz
Gönlümüze Allah’ımdan geldiği için koruz
Bende can, sende Canan
Sende ben, bende Canan
Boşluğu görmedim
Candan başka koyamadım
Can ile Canan
Canandan gelen
Sen gelen, ben bulan
Olmasın arayı bölen
Olmasın duvarı ören. Amin.

Aşk umulduğu zaman değil
Alındığı zaman senin olur
Maya su ile yoğrulur
Olmuş yumağın suyu
Allah’ımın deryasından alınır
Güvercin uçar
Kuluna hizmet eder
Neyin habercisidir?
Aynaya bakılanın
Gününde beklenilenin
Ummadığın haberi getirmez
Çünkü güvercin
İki kişi arasında uçurulur
Sekiz göz bekler
İki göz bir bedene
Asmayı meyve diye dikene
Şarap olsun deyip bekleyene dedim

Koruğu ele alma
Suyunu sıkayım deme
Her kul Allah’ımdan gelir
Yaratılışta hepsinin değeri birdir
Onun için kula söz yaraşmaz
Çünkü kul kula köle olmaz
Kulu kendine köle eden
Köleliğe adaylığını koyandır
Üstünlük iddiasında olan
Ayarını düşürendir
Altının değeri gibi
Altına altından başka
Madde karıştırıp
Kuvvetli olsun dersen
Kuvveti artar, ayarı düşer
 



Sakın ola ki,
Neden geldi? Ne verdi?
Beni değirmene çevirdi döndürdü
Ekinsiz toprağa su verdirdi deme
Verilen su yabana gitmez
Kuru toprakta ot bitmez
Sana gösterilen şudur ki
Değirmeni çevirecek suyun mevcut
Günde yersiz olsa bile
Günü gelecek
Cümle dönse diyecek
Çünkü cümlesinin toprağına su gerekecek

Kuvvetine değil Verene sığın
Günde, ‘Bu yamayı kim yamar?’ deme
Yamayı yamarsın
Açığı örtersin
Günde kalem bırakılsın
Yolun Allah’ımın izni ile açılsın
Olayı günde değil
Gelende bekle
Aşılan dağ
Aşarken güç gelse bile
Açılanda düzlüğe varılır
Sevmediğin anda
Şükür etmeye niyetin olmaz
Oymalı yumak; Elden yetişen, emek verilendir
Bezden kesilenle
Elde işlenen bir olur mu?
Allah’ım cümleden razı olsun
Uymayı, duymakla dilersin
Ne hoş söylersin

MEVLÂNA’yı anmak için
Türbe mi dilersin?
MEVLÂNA her ağaca nefes verdi
Aşkını her ağacın önüne serdi
Ağaca bak, YM. de
Adımı an, orayı türbem bil
MEVLÂNA’yı bir avuç toprakta arama
Mantığına uyan
En doğrusudur
Mantığa uymayan
Acaba? denilen
Daima aramaya muhtaçtır
Elbet şüpheye düştüğü an
Ben ben değilim
Ben can değilim
Ben Canan’dan değilim
MEVLÂNA şüphede bırakmaz
Mantığa uymayanı vermez
Çünkü yalan bilmez

Gönülden konuştuk
Benden değil
Allah’ımdandır af

Aşkım hata görmeye
Sermez kendini yere
Hata gördüğüm an
Aşkım yere serilmiş sayılır

Kendinde O'nu duyduğun an
Bedenden sıyrıldığın andır
Kendini Yüce’ye karşı küçülmüş gören
Bedenin ağırlığından sıyrılandır

Ben yerden değil
Yüce’den geldim
Yüce’nin verdiği yerden doydum
Doyduğum;
Yulaf buğday değil
O’nun verdiği aşk idi
Dünya beden için
Aşk bedenden ötesi için
Canıma kafes olduğu müddetçe
Bedeni emanetim saydım
Sorduran Yüce’nin adına deyim
O'nun emri ile geceyi bildireyim
Yolunuzu açana duacı olun
Yolunuzu açan Yüce Allah’ım
Perşembenin gecesi
Kulun mantık imtihanıdır

Ateşin yanaştırmaz; aşk ateşin
Yaklaşamaz, yanar..

Allah’ım kuvvetine sığındım, demektir


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah

Okuyunca bulacaksın
Cevabını alacaksın