05 TEMMUZ 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Yavru konuşsa
Yumuşak dese
Söz gerekmez
Sohbet olan yerde
Her kulun konuşma hakkı olur
Daha küçük
Dil çözülmeden
Almıyor demeyin
Sohbetten nasip
Meydan’ın kulları
Hak yolunn olur dölleri

Zulmü kula reva görmeyin
Layık olsa bile
Kulun cezasına
Ölçü vurmayın
Yolun dikeni
Kulu şaşırtmaz
Müsterih olunuz
Sebepsiz gelmez
Geceyi bitiren
Gündüz sormaz
Her verilen haktır
Haktan gelmedir
Uyku uyumazsan
Günü görmezsin
Günün hayrını bulmazsın
Geceyi bilmeli
Gündüze uymalı
Her sözü duymalı
Ne var ki,
Her sözün üstüne taş koymalı
Gözün gördükçe, kulağın aldıkça
Elbet, komşu duvarına kulak dayanmaz
Asmayı, üzüm verir diye
Fistanı, bedeni örter diye alırsın

(N. rüyasını sorar)
Hür olmayı
Bağımsız kalmayı der sana
Yanlış anlaşılmasın
Hür olmak, dünya yükünden sıyrılmaktır
Yoksa yakınlarından ayrı kalmak değil
Gönüller yaklaşınca
Hep aynı yolda olunca
Mesafenin sözü edilmez
Kötü olan yok ki
Her olay güzeldir
Düşen yaprak gazeldir
Olsun dediğin
Suyundan aldığın
Geçmeye köprü kurulur
Oymaya yumuşak tahta gerekir
Aynı kul gibi
Sert olan tahta kırılır
Kırılmasa da çatlar
Müsterih olasınız
Mesafe ölçüsü kula uygulanmaz
Kul geç kaldı, varamaz denmez
Çünkü gidiş belli olmaz
Elbet göçün ölçüyle ilgisi yok
Merdane söz alanı
Sertlikle dağıtmayın
Mertlik dedim
Oymayı yapmaya ağaç dilersin
Gereklidir, ver bana dersin
Sert karşılanırsan ne dersin?
Yolunu başka yöne çevirirsin
Suyun akışı bir yerden olmaz
Destini başka yerden doldurursun
Yersiz kul olmaz
Yurtsuz olana hemşerim denmez
Sen bana, ben sana
Elele olursak
Yüz yüze bakarsak
Her kula gülersek
Verenden şüpheye düşmezsek
Yanılana hudut gösterirsek
Hem o kazanır, hem sen
Asayiş düzgün olsun
Her kul huzuru bulsun demek için
Senin de katkıda bulunman gereklidir
Şaşırmış dediğin kulun
Elinden tutman gereklidir
 



Neme lazım diyen
Kendi de eğridedir
Ne var ki,
El verirken ağaca yapılan oyma misali
Akımın yükü her kulda ayrı tezahür gösterir
Müsavi olmak değil

Senin kendi bedeninde ağır akım var
(Y’ye.) Yüklü.
Sizin bileceğiniz manada. Cereyan
Sende cereyan nispeti yüklü
Güzellik, nasibin olanı almadadır

Günümüz hoş geçti
Yolumuz açık
Her dileyene, bekleriz diyene gideriz
Gözümüz gördüğü için şükür deriz
Sesini aldığı için şükür deriz
Elime verdiği için şükür deriz
Ağıza aldığı için şükür deriz
Günahın olduğu yerde sohbet olmaz
Sohbetin manası Aşk’tır mayası
Oturduk başına yoğurur dururuz
Sert gelse hamur suyunu katarız
Aşkın mayası bedenle ölçü almaz
Bedenin hatası gönüle gölge sermez
Sigara alsam, içsem dediniz. Onu dedim.
Suyun aktığı yerde
Çamur da olur
Ne suyun hatasıdır ne kumun
Çamur oldu diye
Suya mı hata bulalım?
Çeken topraktan değil
Suyun çok geldiğinden

Asmayı budayan
Elbet üzümü bekler
Güçlük yenildikten sonra
Tadına doyulmaz
Suyun akımı,
Dağdan mı, bayırdan mıdır?
Saha geniş oldumu
Alacağım çok deme
Alacağın, nasibin kadardır
Gümüşü severiz
Çok olsa deriz
Çok olsa, çok mu yeriz?
Ne var ki, yiyeceğin çeşit çok olur
Karnın doyanda
Miden dolanda
Baklava yiyen de bir
Peynir ekmek yiyen de bir
Müsterih olalım
Şükür diyelim
Aynayı elden bırakmayalım
Sözümüzü verdik
İzin benden değil
Allah’ım izin verdiği gün veririz
Allah’ımın izin vaktinde
OSMAN geldi
Cümlesi geldi
Sofranıza duacı oldu
Oyun, yumağa zarar vermez

ALLAH’a ısmarladık.

Sahibi olduğum canım
Allah’ım seninledir
Senden ayrı olamam
Sen olmadığın gün
Ben yaşayamam
Yanlış anlaşılmasın
Allah’ımın olmadığı gün elbet yoktur
Dediğim şu;
Sen anmadığın gün
Senin için yaşamadığın gündür
Davul ses verir
Ne var ki sopa ona vurur


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah