|
MEVLÂNA’yım ben!
Yavru konuşsa
Yumuşak dese
Söz gerekmez
Sohbet olan yerde
Her kulun
konuşma hakkı olur
Daha küçük
Dil çözülmeden
Almıyor demeyin
Sohbetten nasip
Meydan’ın kulları
Hak yolunn olur dölleri
Zulmü kula reva görmeyin
Layık olsa bile
Kulun cezasına
Ölçü
vurmayın
Yolun dikeni
Kulu şaşırtmaz
Müsterih olunuz
Sebepsiz gelmez
Geceyi bitiren
Gündüz sormaz
Her verilen haktır
Haktan gelmedir
Uyku
uyumazsan
Günü görmezsin
Günün hayrını bulmazsın
Geceyi bilmeli
Gündüze
uymalı
Her sözü duymalı
Ne var ki,
Her sözün üstüne taş koymalı
Gözün
gördükçe, kulağın aldıkça
Elbet, komşu duvarına kulak dayanmaz
Asmayı,
üzüm verir diye
Fistanı, bedeni örter diye alırsın
(N. rüyasını sorar)
Hür olmayı
Bağımsız kalmayı der sana
Yanlış
anlaşılmasın
Hür olmak, dünya yükünden sıyrılmaktır
Yoksa yakınlarından
ayrı kalmak değil
Gönüller yaklaşınca
Hep aynı yolda olunca
Mesafenin
sözü edilmez
Kötü olan yok ki
Her olay güzeldir
Düşen yaprak gazeldir
Olsun dediğin
Suyundan aldığın
Geçmeye köprü kurulur
Oymaya yumuşak
tahta gerekir
Aynı kul gibi
Sert olan tahta kırılır
Kırılmasa da çatlar
Müsterih olasınız
Mesafe ölçüsü kula uygulanmaz
Kul geç kaldı, varamaz
denmez
Çünkü gidiş belli olmaz
Elbet göçün ölçüyle ilgisi yok
Merdane söz
alanı
Sertlikle dağıtmayın
Mertlik dedim
Oymayı yapmaya ağaç dilersin
Gereklidir, ver bana dersin
Sert karşılanırsan ne dersin?
Yolunu başka
yöne çevirirsin
Suyun akışı bir yerden olmaz
Destini başka yerden
doldurursun
Yersiz kul olmaz
Yurtsuz olana hemşerim denmez
Sen bana,
ben sana
Elele olursak
Yüz yüze bakarsak
Her kula gülersek
Verenden
şüpheye düşmezsek
Yanılana hudut gösterirsek
Hem o kazanır, hem sen
Asayiş düzgün olsun
Her kul huzuru bulsun demek için
Senin de katkıda
bulunman gereklidir
Şaşırmış dediğin kulun
Elinden tutman gereklidir
|
Neme lazım diyen
Kendi de eğridedir
Ne var ki,
El verirken ağaca
yapılan oyma misali
Akımın yükü her kulda ayrı tezahür gösterir
Müsavi
olmak değil
Senin kendi bedeninde ağır akım var
(Y’ye.) Yüklü.
Sizin bileceğiniz
manada. Cereyan
Sende cereyan nispeti yüklü
Güzellik, nasibin olanı almadadır
Günümüz hoş geçti
Yolumuz açık
Her dileyene, bekleriz diyene
gideriz
Gözümüz gördüğü için şükür deriz
Sesini aldığı için şükür
deriz
Elime verdiği için şükür deriz
Ağıza aldığı için şükür deriz
Günahın olduğu yerde sohbet olmaz
Sohbetin manası
Aşk’tır mayası
Oturduk
başına yoğurur dururuz
Sert gelse hamur suyunu katarız
Aşkın mayası bedenle ölçü almaz
Bedenin hatası gönüle gölge sermez
Sigara alsam,
içsem dediniz. Onu dedim.
Suyun aktığı yerde
Çamur da olur
Ne suyun hatasıdır ne kumun
Çamur oldu diye
Suya mı hata bulalım?
Çeken topraktan
değil
Suyun çok geldiğinden
Asmayı budayan
Elbet üzümü bekler
Güçlük yenildikten sonra
Tadına
doyulmaz
Suyun akımı,
Dağdan mı, bayırdan mıdır?
Saha geniş oldumu
Alacağım çok deme
Alacağın, nasibin kadardır
Gümüşü severiz
Çok
olsa deriz
Çok olsa, çok mu yeriz?
Ne var ki, yiyeceğin çeşit çok olur
Karnın doyanda
Miden dolanda
Baklava yiyen de bir
Peynir ekmek yiyen de
bir
Müsterih olalım
Şükür diyelim
Aynayı elden bırakmayalım
Sözümüzü
verdik
İzin benden değil
Allah’ım izin verdiği gün veririz
Allah’ımın
izin vaktinde
OSMAN geldi
Cümlesi geldi
Sofranıza duacı oldu
Oyun,
yumağa zarar vermez
ALLAH’a ısmarladık.
Sahibi olduğum canım
Allah’ım seninledir
Senden ayrı olamam
Sen
olmadığın gün
Ben yaşayamam
Yanlış anlaşılmasın
Allah’ımın olmadığı gün
elbet yoktur
Dediğim şu;
Sen anmadığın gün
Senin için yaşamadığın gündür
Davul ses verir
Ne var ki sopa ona vurur
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|