09 MART 1982


MEVLÂNA’yım ben!

Kuş sesi yoldan gelir
Her sözü geleni bildirir
Selam olsun
Kuşun sesinden
Her kulu kendine geleni bilsin
Kuş sesi nedir? denilir
Seyyar yolcu
Gidiş gelişi bilir
Konakladığı her yurttan söz getirir
Aldığım alacağım
Bildiğime ekleyeceğim
Günüme göre katlayacağımdır

Olacağın gününde
Söz verdik anında dedi
YUNUS’um girişe daldı:

Daldım güldüm
Seherde günü bilenlerle kaldım
Açılan her perdenin ardında
Resulüne uyanı gördüm

Her ağaç iletendir
Gerçeğin perdesini
Gönülden açasınız dedik
Ağacın altında tefekkürü
Onun için verdik
Seyrine durmayız elbet
Oluşan sudan
Kaynaşan yerden
Gelişen selden
Dağılanı toplayınız dedik
Daha önce verdik
Her kuluna görevini bildirdik
Uyumayınız dedik
Olacağın elbet duracağı yoktur
Gelişene günün yorumu bağlanır
Her kulu birliği
Tefekkür ile bulur
Dört ere verdik
Birliği kurun dedik
Temele eğildik
Binanın oluşuna cümlenizi
Katılın diye görevlendirdik

Dost dost diyelim
Olmuşu yiyelim
Olacağı bekleyelim
Hamlığını hoş görelim
Diyelim ki;
Güneşe dönük kaldı
Olumu geçi buldu
Alacağımız düzeye geldi
Vereceğimiz yüzeye kaldı
Elden eli bırakmadan
Sözü yanlış anlayana
Usanmadan verelim
Vergi haline geldik diyelim dedi
YUNUS’um ALİ’nin gelişine
Sözü bıraktı

Her zerreyi sayarsan
Her giyindiğini soyarsan
Bilimine denk olursun
Kendinden kendini silersin
Öz O’dur
Söz O’ndan
Her kalfa ustasını taklit etse
Dağılan toplanır

Ayağım dalda
Gönlüm Gül’de
Yolum halde dedik
Güne kadar geldik
Çiçek çiçekten alır
Böcek böceği bilir
İnsan insanı bulur
Bulduğu zaman
Kullukta olur
Kulu isem
Köleyi bilmem
Kulluğu asla
Vergiden almam
Özü bilirsem
Kayguya düşmem

Geldiğimiz, güne kadar verdiğimiz
Her kulunda gördüğümüzdür
Sevindiğimiz
Er kulunda ördüğümüzdür
Allah’ım razı olsun
Er kuluna her an hizmetimiz kalsın
Sayacağız, aşacağız
Elele verdik
Aştığımıza şaşacağız
Elbet dileğiniz üzere
Aşanlarla beraber olacağız
Bırakmayacağız
Allah, Muhammed diyenlerden
Ayrı günü seçmeyeceğiz
Allah diyen cümle kullarına
Muhammed ile olanlardan
Ayrıda değiliz
Allah’ım yarattığını ayırmaz
Her kulu
O’nundur
O’ndandır
Er kulu
O’nadır
Allah diyenin yönünü biz değil
Allah’ım tayin eder
Muhammed ümmeti
Geldiği günün değerini bilse
Kendinden kendini
Koruyanı görse
Eğriye asla dönmezdi
Resulünün adını bir an silmezdi
Her gelen Peygamber
Kendi ümmetini sayar
Sadece o bilgi ile soyar
Resulü;
Fahri Alem oldu
Kainat için aldı
Kainat için verdi
Kainatta hep var olanı
Ümmeti bildi
Ümmetim dedi
Kainat için divana durdu
Yüce Allah Resulüne her verdiğini
Kainat için verdi



Her biriniz
Bir ağacın altında oturunuz
Salavat getiriniz
Şefaat dileyiniz
Göreceksiniz kapılar açılacak
Öbek öbek geçilecek
Ummak değil bulmak
Gönlünüzü hoş edecek
Taşan dereler
Önünüzde sükuna erecek
Kopan kayalar gözünüzde
Kum tanesi olacak
Düze öyle serilecek
Ve sükunette
Her ocakta hayırlar yapılacak
O gün topluca olalım
Sükunette kalalım


(Soru: Hangi gün?)
Kement atılan günde


(Soru: Bize ‘o gün’ bildirilecek mi?)
Eyvallah

Kaynasın kazanlar
Oynasın kızanlar
Ağlasın yozanlar
Ayağımız tozlu olsa
Sileceğiz geleceğiz
Cümlemiz birlikte kalacağız

Resulünün selamı ile geldik
Hayır ola diyene
Hayır Allah’ta dedi
Bizden yardım bekleyene
Allah’ım hjazır olun dedi
Selamını iletti
Dileyen her kulu
Dilediğince yardım alır
Dilenen cümle için ise
Elbet cümlemiz hazır olur dedi
Resulü cümlenizi selamladı

Ayaktayız asla oturmadık
Cümle ile bir olacağız
Kement atılan günde
Gelenlerle birlikte kalacağız
Şahit olunuz ki
Silenden diyene
Gün kaydolandandır dedik
Soğuk suyu
Geçen günde verdik dedi
ALİ yürüdü

Eli elden bırakmadı
YUNUS sözü diledi dönmedi
Ayağım dondu ise
Soğuyan sudandır
Eriyen kardandır
Gönlüm kor oldu ise
Koruyan Allah’ımdandır dedi
YUNUS’um yürüdü

…… doluyu alsın
Aldığı kadar bulsun
Görevine sahip çıksın
Sözü bağlayıcı
Gönlü ekleyicidir

Daha önce dedik görevini
….. diye verdik
Kayıtta öyle kaldı
… ile okundu
Öylece dokundu
Seherde alamazsa
Seferde yoruma düşsün
Aldığına verdiğine
Kendi de şaşsın

Yaprağı ele alır
Ağaca selam verir
Duvarda aksini görür
Dersem ona;
İtme duvarı yıkılır
Der ki;
Benim gücümde ne kalır? dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

Göklere yazı sığmaz
Yerlere sözüm yetmez
Kul sevdiğine kin gütmez
Kin güderse
Bu kervan gitmez
Açalım açılalım
Sevelim seçilelim
Geldik devran eyledik
Güldük seyran eyledik
Ağa dedik beyledik
Lokma için bekledik
Verse verse Allah’ım verir dedik
Döndük Hakk’a yöneldik
Veren O, Alan O, Bilen O, Gören O
Beyler beyler
Yerden göğe
Kime kimlik eyler?
Elbet o da bilecektir
Beyliği kendinde görecek
Allah’ım dedikte
Beylikten soyunacak dedi
PİR SULTAN ABDAL yürüdü
Selamın O’na olsun
Ne beye ne beyliğe takılmasın
Olduğu yere çakılmasın dedi

Ayağına eline
Gönüldeki dostuna
Selamımız olsun
Yoruma gelen konu
Bildiğiniz halde kalsın
Olduğu gibi okunsun


(Soru: F.Bilginer’in hazırladığı yazı mı?)
Eyvallah
Herkes bilsin, yorum asla!
Gelenin gerçeği verdiği bilinir
Resulü dahi yardımcıdır

Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah


(Soru: Bu tebliğ teksir edilsin mi?)
Üç hafta okunsun
Alan gelen bilsin
Yazılsın dağıtılsın
 

05mart1982

SOHBETLER

19mart1982