|
MEVLÂNA’yım ben!
Miyar yerini bulur
Güzellik kendini bilme ile olur
Yapıya her gelen
Sayılı güne değil
Geldiği günden
Sahibi denilir
Cümlenize selam olsun
Soylu denilen her kulu
Yapıda yerini alsın
Gönüller hoşnut olsun
Sayılan günler gelmiştir
Hazırız diyelim
Yumuşak yerde
Kaygusuz kalalım
Cem ile cana varırız
Cananda cümlemiz oluruz
O’nu bildiğimiz günde
Huzuru buluruz
Ayva çürük demeden
Narı dağıtıp
Dağılana gülmeden
Hazırda olana bakalım
Günü geldi
Gönüllerde çerağ yakalım dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Atları saydım
Otları yaydım
Buza geldim
Düze kaydım
Dost elinden
Dost dilinden aldım cümlenizi
Dost gönlünden
Selam dedim her zerreye
Gölün yanı yeşil olur
Kulu kendinde olanı bulur
Akım ile donandıysan
Ağacın verdiğine dolandıysan
Elbet değişeni değil
Gelişeni müşahede edersin
Okuyan duydu ise
Dokuyan giyer
Konuk giydiğine güler dedi
YUNUS’um yürüdü
Demde konuk sayılan
Sonuna nokta koyulan her olay
Düze gelendir
Sağdan soldan arama
Yerden gökten tarama
De ki; Aradığım an
De ki; Gönlüme döndüğüm gün
O’nu, beni düşlerim
Benden beni taşlarım
Bağa sorumsuz girersem
Taşlayanla başlarım
Bağışlayan O’dur beni
Esirgeyen O’dur beni
Benden alırsa beni
Ben silerim kendimi dedi
KAYGUSUZ geldi söyledi
Sözünde kendinden kendini bekledi:
Pay senden
Hay benden
Güzel senden
Seninle oldum
Bu da benden
Kapalı kalamadım
Kabuğu bulamadım
Kırsam açsam içini
Taş nerde bilemedim dedi
KAYGUSUZ kendinden kendini
Silmeyi anlattı yürüdü
Nefsimi yenemedim
Kulluğu denemedim dersen
Kırılacak haldesin
Kırılmak Hakk’tan mı?
Halktan mı? denilir
Hakk’ın verdiğini kulu bilmezse
Halk ile karşı karşıya kalır
Karşılıkta kendini bulur
Unutulmasın;
Ceviz taş ile kırıldıkta
Özünü alırsın
En güzeli bulursun
|
Allah’ım dilediği her hali
Kendimize mal etme gayretini
Cümlemize bağışlasın
Konuk geldim söz aldım
Sözü örtülü buldum diyene de ki;
Örtüyü kaldır ki
Özünü göresin
Sözümü bilesin
Erlik sözü alanda
Gürlük hizmet verende
Akıl nerde başlar? diyene de ki;
Beşikte başlar eşikte biter
Sözünü verdi isen
Ocağın tüter
Oluk oluk akan sular
Elbet deryayı bulacaklar
Her damlada nasip arayan
Dostunu dost ile tarayan
Görecek ki;
Bir kapıda buluşulur
Bir isimde halleşilir
Sonun geldiği gün değil
Hakk ile halk olunduğun günü
Bilmen yeterlidir
Gerçeğe ayna tuttum
Aynayı cümle ile
Birbirine kattım
Her dost adına
Gönlümü eğittim
Dedim ki;
Ben Birdeyim
Birde olalım
Birliği ile kalalım
Gülene ağlayana
Nasibini söyleyelim
Soğuğa sıcağa
Elele girelim
Ağacın beklediği
Geleni yokladığı bilinsin
Her seherde nakile
Cümleniz katılsın
Söz öz öylece buluşur
Katılan her kulu
Ayrıya düşmediğini bilsin
Allah’ımdan gelen her sözü
Kendine mal etsin dedi
ALİ sözü aldı:
Doğru, verildiği gibidir
Sözümüz bilinene yapıdır
Kendinden kendini aradığın
Bulduğun gün
Her nefes kapıdır
Nefesi alacaksın
Nefesi bulacaksın
Nefesi duyacaksın
Geldiğin günde
Olduğun halde
Gölgeyi silecek
Nefeste can var
Nefeste canan var diyecek
Her var olan zerrede
Var edenin sırrını okuyacaksın dedi
ALİ getirdiği selamı
Cümlenize iletti
İleri açılan günlerde
Seçilen olsunlar dedi
Niyazını sizlere bıraktı yürüdü
Her damlayı saymadan
Her zerreyi soymadan
Bilgisini alamazsın
(Soru: Yüce’nin mi?)
Bilmediğin bilginin
Bilgesi olamazsın
Erliğe soyunalım
Bilgi ile giyinelim
Sabrına bürünelim
Diyelim ki;
O’ndan O’nu bulacağız
O’nun ile kendimize döneceğiz
O’nu bildikte beni bileceğiz
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |