|
MEVLÂNA’yım ben!
Kumda izin verdiler
Her kulunu gördüler
Gölgeleri sildiler
Cümlenize selam olsun
Her selam sahibini bulsun
Kayda aldık sözünü
Yerde bulduk izini
Yere koysak dizini
Diyeceğiz ne güzel
Almayı diliyorsak
Vereni biliyorsak
Güzeli göreceğiz
Allah’ım diyeceğiz
Çiçek verdim alana
Güzel dedim bulana
Su kabını
Aldığınca doldurana
Dağılan toplanır
Ayrı gelen eklenir
Nerde bulduğunu sorana de ki;
Gölde balık avlamadım
Şaşan kulu tavlamadım
Yolun olduğu yerde dedi
YUNUS’um söze geldi:
Her yol birdir, birliğe götürür
Bilen kulu birlikte bulur
Günün dolusu boşu olmaz
Bilirsen yanlış kalmaz
Seyrettiğin düzende
Kulun bildiği kadar
Allah’ımı gördüğü gibi
Ne sorguya yer veririm
Ne kulluktan öte dururum dedi
YUNUS’um sözünü
Günde oluşan
Sofrada buluşan
Kulları ile bağladı
Her sefer açılan kapıya götürür
Kulunun niyazı
Kaygusunu bitirir
Aydınlık olsun
Doğruyu bilen gelsin dersin
Dost olduk
Sohbetinizi paylaştık
Daha önce söyleştik
Havuz olsa su verse
Ayağım suya girse denirse de
Güzellik deryaya girmededir
Almayı dilediğin
Güzel ile çirkini
Elediğin günlerde
Asla yerden göğe
Bilgini açamazsın
Dilediğin deryayı seçemezsin
Güzel her olan
Güzel her gelen
Güzel her doğan dediğin gün
Kendi kendine
Ayna olduğun gündür
Sevgi bende oluşur
Sevgi bende buluşur
Her olayda
Birbirine karışır denilende
Üzüm bağında yenilende
Yorumsuz kalırsın
Sevgin ile
Sadece sevgi alırsın
Sevgimi bulabilsem diyene
Ne masal ne gölgedir
Ne hayal ne göldedir
Gerçek gönüldedir
Sev sevebildiğince
Gönül sevdikçe açılır
Her gönüle
Sevgi ile geçilir
Güzellik beslenen ile
Süslenen ile
Hak adına
Gölgeden uzaklaşan ile bölünür
Her dileyene bağlanır
Her kulun ömrü yumaktır
Düğümsüz olmak dilenir
Düğümü sabır ile çözersek
Gerçeğin vergisine
Yücenin yargısına
Hürmette kalırız
Döne döne oluştuk
Sohbet sofrasında buluştuk
Niyetimiz ile geliştik
Allah’ım her kulu ile beraberdir
Asla ayrıda kalmaz
Bilen bilmeyenden
Üstün kılınmaz
Ne var ki
Bilmek, öğrenmek görevindir
|
Dayandık özüne
Güvendik yazına Allah’ım diyelim
Ondan gelen her nasibi
Şükür diyelim yiyelim
Yapıya kapı olsa
Gireceğim deme
Her yapının kapısı vardır
Aramak gerek
Beşikte buldum
Eşikte aldım
Hoş sohbete daldım dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:
Dolu kabı dökeceğim
Buğday aldım ekeceğim
Güzel huya talip oldum
Kuru dalı sökeceğim
Elele yol Gül’e
Güzellik her kulda hale dedi
PİR SULTAN ABDAL yürüdü
Gölgeyi bilmeden gelemezsin
Güzeli tarif et denilse bilemezsin
Çünkü güzeli;
Her kulun ayrıdır
Gölgede kendi aydın yüzünü açarsan
Hem olaya
Hem dolaya
Gerçeği göstermiş olursun
En güzeli sadece gönüldedir
Yaprağın sayısına
Renginin koyusuna
Her gözün baktığı bir değildir
Kimi gölgesi çok der
Kimi manzarayı örter diye
Ağacı dürter
Dört mevsimi bilirsen
Üç öğünde bulursan
Her güzele talip olursan
Seni sende bileceksin
Seni bende
Beni O’nda bulacaksın
Güneş gösterir
Gölge bastırır
Deme olaylar bezdirir
Kulun görevi
Yazılana uydum demek
Huzura öyle varmaktır
Hak adına yumuşak yol dilendi
Dost kapısında her kulu eğlendi
Talip olan kulu elemez
Bilmedi diye boşa dolamaz
Talip olan her kulu yardımdadır
Dört kapıdan söyleştir
Her durakta eyleştir
Altın gümüş versem diye dolaştır
Aylak gelirler deme
Kimseye ölçü vurma
Avcı değiliz yolcuyuz
Güzel yolda bildik
Vergide halciyiz
Her seher anacağız
Allah aşkı ile yanacağız
Güğümde olanı paylaşacağız
Kondu yere aç kuşlar
Göğe bakar cümle başlar
Gayrete düştü isen
Düzene şaştı isen
Bilelim ki güzellik çeşittedir
Eşitliği her kulu diler
Taşı toprağı eler
Gene de çeşitte karar kılar
Çünkü yazılan çeşittir
Sadece gönüller eşittir
Her kulunu var eden birdir
Gönlüne bağlan ki
Birliği bulasın
Asla kördüğüm olmaz
Allah’ım çözülmedik düğüm vermez
Dost bilelim her kulunu
Dost hali olmasa da
Çevresi güzel kalmasa da
Vereceği vardır
Sana güzel olmayandan güzeli
Sen bulursun
Güzelin ölçüsünü
Güzel olmayandan alırsın
Allah’a ısmarladık
Selam Selam Selam
Lailahe İllallah Muhammeden Resulullah |