29 KASIM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Miyyar denildi ise sözde
Güzel görüldü ise gözde
Demde alındı ise özde
Selam olsun cümleye

Gelmeyi deneyenler
Gerçeği özleyenler
Gölgeyi silecekler
Güzeli bulacaklar
Geldim güzel söz ile
Bildim gerçek öz ile dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Sevgim merdiven olsa
Bulutlara götürse
Bulutlar gemi olsa
Soruları bitirse
Almayı bilenlerle
Gezimiz tamamlanır
Sevgimiz tanımlanırdı
Rahmet oldu bulutlar
Yerden göğe buluştu
Çimenler yaprak verdi
Toprak ile konuştu
Dallara özen verip
Çiçeklerle bezendi
Deste deste topladık
Meyveleri sepete
Oturduk gölgesine
Saymayı hep beraber denedik dedi
YUNUS’um selamladı

Elden ayaktan buldum
Seferden gelene sordum
Senin ile alalım suyu
Gönül ile bulalım huyu dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:


Saymayı denediğiniz
Yaprak olsa elediğiniz
Her olayda
Önce kendinizden
Verdiğinizi düşünün
Sonra alacağınız ile
Ölçüye vurun
Uyumsuz geldi ise durun
Elden ele bilginizi
Gönülden gönüle
Sevginizi aktarın dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Ayrı gelen ezilmez
Tortu veren süzülmez diyene de ki;
Ezmeyi deneyen kendinden
Süzmeyi deneyen
Rabb’inden aldığı ile bilinir
Gayrı ile övülür dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:


Mayayı hamurda çoğaltırız
Hatayı bilgide azaltırız
Sözümüzde hata olsa
Dost sofrasında
Savunmayı deneriz
Kayguyu öylece sileriz dedi
KAYGUSUZ dikensiz gülün
Olmayacağını söyledi, selamladı

Çayda çevreyi görmeye
Nehirde deryaya varmaya özeniriz
Gördüğümüz her güzel ile bezeniriz
Ver elini tutalım
Gerçeğe adım atalım
Bilgimize yenisini katalım dedi
MERYEM sözü aldı:

Gölgeyi silen bilir
Oğuldan oğula sözü iletir
Giden,
Güzeli buldum, gelmem diye diretir
Uzak yolun yolcusuna
Güzel kulun desteği oluruz
Her satırda asıl olana
Gerçek diye yöneliriz
Oğuldan oğula sözü iletiriz
Uzak yolda yolcusu olana
Oğuldan oğula söz iletene…
Çevreyi açık bulduk
Gerçek ile uyum kurduk
Ne derse desin
Gerçeğin sofrasını bulsun
Yerden göğe hoşnut kalsın dedi
MERYEM selamladı


Aynı ağaca ismimizi yazdık
Aynı satırda bilgimizi verdik
Gönüllerde güzeli gördük
Selamet senden Allah’ım dedik
Sohbet sofrasına geldik dedi
Dayandığı bilgisinde
MUHİDDİN-İ ARABİ ile birliği kurdu

Gül dalında bülbül ötse
Yeri de bellidir, sözü de
Dikenlerde sözü kalsa
Günü de bellidir, yönü de
Geldi isek dünyaya
Gelişi de bellidir, gidişi de…
Her sofrada saydığın
Her günün sonunda soyduğun
Yerden göğe bilinir
Gönlünde olan
Cümle ile sevilir
Saymayı dert diye değil
Renk olsun diye bilenler
Kendinden kendine dönenlerdir dedi
MUHİDDİN söz dileyeni selamladı

Mevlâna’yım!..

Erden selam bekleyen
Dört duvarda bilgisini saklayan
Gün gelir açar kapı
Gün gelir biter yapı
Ağaya paşaya selam
Dağlara taşlara kelam


Tur ile geldik yola topluca
Yerden göğe sevilen her kula
Selam dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

 



Seyre gelsek de güne
Soru desek de yöne
Bilgimizi bölerdik
Yaprak ile dolardık
Bizi bizden sorsalar
Deriz ki; Sahibinden
Sizi bize sorsalar
Deriz ki; Yol ehlinden
Bağlı olanı çözdük
Eğri geleni çizdik
Uzun yolda olana sorduk;
Binbir düğüme el atmadıysan
Yolun güzel
Halin güzel
Belleğinde düzen güze dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Dayanmayı bilenlere
Dost sofrası kuranlara
Hak yolunda emek verenlere
Selam olsun
Ağaç gölge verdi de
Güneş toprağı gördü de
Akan su durur mu?
Olduğu yerde kalır mı?
O da akacak
Toprağı nemli tutacak
Güneşte yanan kulu
Ağacın gölgesinde oturacak
Toprağı hazırladı
Ekimi bitirecek dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:


Soğuk sıcak demedik
Pişmemiş aşı yemedik
Ham sözü bilmedik
Gelmek senden
Bilmek benden Allahım
Bildirirsen gülerim
Seni senden dilerim dedi
HACI BAYRAM selamladı

Kapalı kapıyı açtık
Soylu geleni seçtik
En güzel dediler de
Olmuş meyveyi yediler
HAMZA DOST’a
Sözün özünü sundular
Örülmüş duvara geldik
ALİ ile sohbete girdik
Her öğünde niyazını aldık
ALİ’nin üç öğüdünü
Cümlenize getirdik:

Geçen, ne olursa olsun bitendir, güne getirme
Gün, ne getirirse şükret, de ki hayırdır
Yarına asla sofra kurma, günden sergiye koyma

Gün güzel
Gelen gün
Bugünden güzel diyelim
Meyveyi gününde yiyelim
Gününden önce yenen meyve hamdır
Yorar burar
Gün ne olursa olsun
Almaz senden karar
Öyle ise;
Gönlünüz açık olsun
Gelen günde
Güzel sizi bulsun dedi
HAMZA DOST, ALİ’nin selamını
Cümlenize iletti

Dar geldi pabuç
Sıktı kulu avuç dediler
Gayrıya sözü attılar
Dar gelen değişir
Eli sıkı ise
Her kulu açmaya çalışır
Kendinden kaygu var ise
Ne desen çatışır
Geç diyelim Dost ile
Sadece dostluğumuzu paylaşalım
Avucundaki kendinde kalsın dedi
HOCA (NASİREDDİN)’nın sözü sohbette kaldı:


Ayrıya gayrıya şarkı söylemem
Söylesem de dinletemem
Sesim yetmez
Kaval alsam sürüyü gütmez
Avucu kapalı olan
Yoğurt alıp ayran satmaz
Bizde yoğurt göl kadar
Bizde gönül çöl kadar
Giysi alsak çul kadar dedi
HOCA cümlenizi
Günde selamladı
Gönül hoşluğunda kalmanıza
Niyaz etti, selamladı

Cümle bağlar bir olsa
Cümle kullar hep gülse
Sevgi ile kainat dolsa
İşte cennet ordadır
Dost olalım
Dost kalalım
Her varolanı
Dost bilelim
Diyelim ki;
Seni beni yaratan
Cümle yarattığını gözeten
Sensin Allah’ım
Yerde gökte anılan
Her zerrede sanılan
Sensin Allah’ım
San ile aldık
Son diye bildik
Zanda seni bulduk Allah’ım
Cümlede uyum gördük
Niyaza öyle durduk
Selam olsun
Resulü’nün selamı
Cümlenizi bulsun


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah