01 MART 1984


MEVLÂNA'yım ben!

Dualardan aldığımız
Gönüllerde bulduğumuz
Her an geçen ile
Gelene özlem duyduğumuz dersiniz
Güzelden aldığınızı
Bilen bilmeyen ile paylaşırsınız
Cümlenize selam olsun
Sevgiye ölçü bulan
Kendini arasın görsün

Suya daldım
Derinden aldım
Her balığa
Halini sordum
Büyük balık
Küçükten ses alır
Küçük balık
Yosundan öz bulur
Her birinin sesi
Sözde bağlanır dedi
YUNUS’um söze geldi: 

Daldım gittim sulara
Gerçeği verir diye
Kondum gittim dallara
Özgürlük bulur diye
Ne kuşta ses geçerlidir
Ne balıkta vergi yeterlidir
Ayrı ayrı alırsam
Bir bütüne eklersem
Gerçeği çözeceğim dedim
Her günümde
Bir oyuna daldım
Doğuşta her varolanın
Varoluş bilgisi
Sadece kendisine verilmiştir
Kendisi ile
Dünyada derilmiştir
Güzellik öylesine görülmüştür dedi
YUNUS’um selamladı

Dağlara sırtın dayarsan
Ellerde usunu duyarsan
Usunda kendinden gelene
Selam diyesin
Dost kapısında
Aşk şarabı içesin dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
 

Değirmenden aldığın unu
Cümle ile verdiğin konudur
Güzelden seçtiğin olmaz
Çünkü çirkini bulmaz
Elden ele
Dilden güle
Selam olsun dedi
KAYGUSUZ selamladı

Elini açasın
Papatya suyu ile yıkayasın
Geçmeyen değil
Dost selamı diyesin dedi, KAYGUSUZ

Yosun nedir? denilir
Yosunda, bilinmeyen hastalığın
Şifası vardır
Günü geldikte verilecek
Devayı elbet Allah'ım verir
Ne var ki günü geldikte
Bilinmeyen nedir? denildi:
Usundan sözü kalan..
Demde değil
Günü geldikte dedi
LOKMAN sözü aldı:
 

Denizden aldığını
Genizden verdiğini silecek
Saman sapını kaynatınız
Genizden şikayetçi olana koklatınız
Gerçeğin açık geldiği güne
Kapalı girmeyiniz
Altıya yer verdi isen
Yediyi sorma dedi
LOKMAN selamladı

MERYEM sofrayı kurdu
Olumsuz sözü kırdı
Gölgeyi ağaç diye bildi
Elinden dilinden geleni
Gayretinde görüleni
Yardımcıyız dedi
Gerçeğe yöneldi
Bir bir okuduk
Sonsuz güzele
Adımızı verdik
Sen ile bende
Perdeyi serdik
Yol alana, hal bilene
Cümlenin selamını getirdik dedi, selamladı

Beklemedim diyene de ki;
Gönlündekini eklemedin mi?
Bilene bilmeyene
Sevgini saklamadın mı? dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 

 



Dört destiyi ele alamazsın
Doldursan da
Gittiğine veremezsin
Olduğun halde
Nasibini alandır de
Olduğun yerde ver
Ver ki alan da doldursun
Gücünce kaldırsın
Sevenden övenden
Yar diye gelenden
Allah'ım razı olsun dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Dost dost diye söyleşiriz
Dost halinde paylaşırız
Olsa olmasa
Güzelden der oynaşırız dedi
HAMZA DOST selam ile geldi:
 

Benden duvar olur mu?
Şundan davar gelir mi? derlerse de ki;
Ne örersen öresin, duvardır
Nasıl güderse gütsün
Çobanın getirdiği davardır
Eyledim halimi mizan
Doldu ise yaprak
Denilir hazan
Kainatta var mıdır
Düzeni bozan?
Güzeldir güzele
Adını yazan
Gerçek, adın ile oluşandır
Gerçek, gönlünde dost ile buluşandır dedi
HAMZA DOST selamladı


Bir bir aradım satırda
Dost kapısına geldim
Bulduğum güzeli sevdim
Ararsan sen de bulursun
Bulduğunu kırk katıra yüklersin
Gün gece beklersin dedi
BEHLÜL’üm darı danelerini
Yoluna serpti
Seçen değil
Geçen görsün
Görgüsünü bile bile örsün
Yumağını düğümsüz sarsın dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Bir elinde mum
Aradım yerde kum
Hep taş mı gelecek
Sevgili gelirse
Taşa mı gülecek? dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
 

Odun verenden değiliz
Benliğimizden,
Yoğun gelen aldığımızdan
Keserek yol aldık odunları
Dizi dizi sıraya koyduk onları
Günü gelecek
Kimi ocağa
Kimi bucağa
Hizmet verecek
Kapı olacak örtecek
Sopa olacak dürtecek
Masa olacak
Sofralar açılacak
Dost hanesinde
Dost selamı verilecek
Elele olalım
Dostluğu gönülde bulalım
Yaşamayı gerekli bildiğiniz kadar
Her yaşayana saygı duyalım dedi
HACI BEKTAŞ Dost selamını cümlenize iletti

Yerden göğe birdir
Gökten yere sırdır
Dünya yargısı kirdir
Bilmedik bulmayalım
Asla yargıda kalmayalım dedi
VEYSEL’im söze geldi: 

Sevmekten öte nedir? diyene de ki;
Hak aşkı
Yapıya uyduk geldik
Sevgiye dolduk bulduk
Her olaya uyduk dedik
Tespihin her tanesine
Rahman okuduk
Rahim dokuduk
Yerden göğe
Bülbül misali şakıdık
Ezelden ebede
Yazılanı gerçek bildik dedi
VEYSEL selamladı



Allah'ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah