15 MART 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Gedik açtık
Söze geldik
Her sözde
Güzeli verdik
Cümlenize selam olsun
Açılan kapıda
Gönüller gerçeği bulsun

Dağlar yolu vermezse kardan
Yollar geçilmezse zordan
Her kulu eğilmezse dardan
Yağan yağmur getirecek
Kul emekle zoru bitirecek dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Çiçeğin tozu geçerlidir
Kulunun yozu
Ayaktan başa
Uyumsuzluğa götürür
Ne aldığınız söze
Ne geldiğiniz düze
Dar demedik
Pişmeden aşı yemedik
Aldığınız bilgiden kalmadık
Bilgimizin hududunu çizmedik dedi
YUNUS’um selamladı

Altın yaprak açılır
Her sayfası seçilir
Kul gönlüne gelenle
Atlas fistan biçilir dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
 

Birliğe talip oldu isek
Var olduğumuza inancımızdandır
Kayguyu sildi isek
Varedene güvencimizdendir
Kulluk, yaratılmışlığın yoğun belgesidir
Her kulun bilgisi
Yaratanın ilminden verilendir dedi
HAMZA DOST selamladı

Gezdim durdum sahilinde
Aradım buldum fiilinde
Dört Kapı’ya selam verdim
Her öğünde yönü sordum
Kim gelirse gelsin
Hak adına sardım dedi
KAYGUSUZ selamladı


Binbir soru benden gelse
Her soruya kulu gülse
Binikinciyi gine de sorarım
Aldığım her cevabı
Gönül tasımda kararım
Dilersen alalım
Her bilene soralım
Yaprağın yapısına mı
Divanın kapısına mı gelirler?
Yaprağın yapısında bulurlar
Divanın kapısında kalırlar
Her bir adımda
Gerçeğin uyumuna katılırlar dedi
KAYGUSUZ selamladı

Ben yaza yaza bildim
Toprağı kaza kaza buldum
Dilenen her kapıda kaldım dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 

Küp aldım suya vardım
Su getirene sordum
Doluca gelse, biter mi?
Ocak dar ise, dumanı tüter mi?
Gölgede bilen kalsa
Hak adına her sohbeti katar mı? dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı


Yerden göğe selam verdim
Dost kapısında gerçeğe erdim
YUNUS’a yol sorana
Bilgisinden geleni aradım
Dediler ki;
Her güzelin dostluğu bilinmezse
Kulluğun hakikatı bulunmaz dedi
VEYSEL her adımda durdu
Nefese yük vurdu

Dağlara çıkmazsam
Varlığına gücenir
Verdiği öyle güzeldir ki
Umuttan uzak olamazsın
Görmezsen,
Kendinden öteyi bulamazsın
Her olayı temaşa ile değerlendirir
Doyumunu öyle ararsın
Akıl mantık gönül uyumunu sağlarsın dedi
VEYSEL selamladı

Pak oldu ise beden,
Hak buldu ise gönül
Ne alan söyler
Ne veren eyler dedi
MERYEM sözü aldı:
 

Karar alsam gitmeye
Dilenen sürüyü gütmeye
Kadın aklı kısa derler
Kadın olmasa
Pişen aşı nasıl yerler?
Dedirten de olumluyu
Yedirten de pişmiş aşı, kadındır
Sanılmasın odundur
Bakmaya kıyamadığım çiçeği
Elden ele doladım
Bilinen yerde sakladım
Çevresinde bekledim
Her bir ahitte
Her bir kulun sözü tektir
Tekliğe umut
Hakk’a hürmettir dedi, MERYEM
Ahdin, yaratılmışlığa ilk adımda
Resulü’ne uyulacağı sözüdür
Ben sen demeden
Dost kapısına söz etmeden
Geldik gidelim
Aldığımız sürüyü
Kim olursak olalım güdelim
(Sürü?)
Bilincini paylaşan
Her varedilen
Unutulmasın
Her varedilende
Aynı bilinç mevcuttur dedi
MERYEM yeniden selamladı

Kavga barış
Güzelliğin yarışıdır
Her kulun bilincinin
Birbirini sarışıdır
Koruyan Allah'ımın
Adı ile geldik
Her konuda
Selama durduk
Bildiğiniz her satırda
Elele olacağız
Varolan yapımızda
Her gelene
Gönül kapımızı açacağız dedi
RABİA sözü aldı:
 
 



Düğüm attığım ipte
Elde tuttuğum topta
Sofraya koyduğum kapta
Gönlümden gelen ile verdim
Soğuk sıcak demeden
Sevgi ile cümlenizi sardım dedi
RABİA selamladı


Duman veren olayı silelim
Çok geldi ise toprak
Dileyene verelim
YUNUS ile söyleştiği
Kumda nasip paylaştığı
Yaprakta okunur
Her kul gönlü
Hak bilgisi ile dokunur
Sevelim sevinelim
Sevdiğiniz kadar sevilelim dedi
YAHYA EFENDİ söze geldi: 

Parlayan suya
Ya güneş
Ya ay vurduğundandır parlaklığı
Adım attıysak suya
Bürünürsek güzel huya
Adım adım yaklaşırız
Gelen gidenden bekleşiriz dedi
YAHYA EFENDİ selamladı

BEHLÜL DİVANE derler
Her konu bileni zorlar
Yolda olsa da karlar
Dinlemem gelirim
Elde olanı bilirim
Sahip olmadım toprağa
Sözlü kalmadım yaprağa
Orda burda oturdum
Kayguyu dünyada bitirdim
Adımı divaneye getirdim
Ne deli, ne divaneyim
Allah aşkına pervaneyim
Akıl mantık uçurduk
Aşk bağından geçirdik
Sete sepete
Geçerli olmayanı doldurduk
Yüksek rafa kaldırdık
Dileyen BEHLÜL DANE der anar
Dileyen BEHLÜL DİVANE der tarar
İster ansın, ister yansın
Yeter ki aşkı ile
Pervaneye dönsün
Gel gidelim diyenle
Kevser Şarabı içenle
Bağlarda buluştuk
Kaygusuz oluştuk dedi
BEHLÜL’üm aşkı ile
Cümlenizi selamladı

Bin davar
Bir olur da
Bir söze gelirse
Güzelliğin özetidir
Her kulu bir kapıda
Bin davarın sözünü bulursa
Gönlünün hasetidir
Hasetten maksat;
Aşkını aramak
Arayana gıpta etmek
Özlemek gözlemek
Gerçeğini bulmak
Davarın özeti ise
Bulmayı her kulunun
Niyazında bilmeliyiz
O zaman seni beni siler…
Gerçeğin özünü bulan
Birliği kuran her topluluk davardır
Davar; güzelin simgesidir
Dirliğin gürlüğün simgesidir dedi
YUNUS’um yeniden sözü aldı: 

Baldan tatlı sözüm var
Gül’ü seven özüm var
Bağa girdim üzüm var
Her yol, bilmeyene dar dedi
YUNUS’um selamladı

Ağaca çıksam dalı eğilir
Dalını tutsam çiçeği dökülür
Toprağını belledim
Meyvesini bekledim
Hep beraber yiyeceğiz
Ne güzelmiş diyeceğiz dedi
HACI BAYRAM sözü aldı: 

Nohutlar ekildi
Boy boy oldu
Toplayana sözünü iletti
Her kuluna adını belletti
Gelen giden selam verir
Yol hali der
Dost elini uzatır
Cümlenize selam olsun
Her niyazımıza gelen
Gönlünde gerçeği bulsun dedi
HACI BAYRAM selamladı

Yamayı dileyene, elimiz
Yanmayı dileyene, dilimiz vergidedir
Her kulu, bilgisince sorgudadır
Bilmediği halde yargıdadır
Yargıyı silelim
Lokmamızı bölelim dedi
HACI BEKTAŞ selam ile söze geldi: 

Emrine uyduk da geldik
Gönülde duyduk da bulduk
Her aradığımız kulun
Kapısında kaldık
Ne gölge geldi
Ne güneş yaktı dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Dost olduk selam dedik
Dostlukta selameti bulduk
ALLAH’ıma emanet olunuz
Niyazımda kendinizi bulunuz


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah


(Resim verilir: HACI BEKTAŞ)
 
HACI BEKTAŞ adına gelen
Her nefeste güzeli gören dedi
Resmini verdi