|
MEVLÂNA'yım ben!
Gedik açtık
Söze geldik
Her sözde
Güzeli verdik
Cümlenize selam
olsun
Açılan kapıda
Gönüller gerçeği bulsun
Dağlar yolu vermezse kardan
Yollar geçilmezse zordan
Her kulu
eğilmezse dardan
Yağan yağmur getirecek
Kul emekle zoru
bitirecek dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Çiçeğin tozu geçerlidir
Kulunun yozu
Ayaktan başa
Uyumsuzluğa
götürür
Ne aldığınız söze
Ne geldiğiniz düze
Dar demedik
Pişmeden aşı yemedik
Aldığınız bilgiden kalmadık
Bilgimizin
hududunu çizmedik dedi
YUNUS’um selamladı
Altın yaprak açılır
Her sayfası seçilir
Kul gönlüne gelenle
Atlas fistan biçilir dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
Birliğe talip oldu isek
Var olduğumuza inancımızdandır
Kayguyu
sildi isek
Varedene güvencimizdendir
Kulluk, yaratılmışlığın
yoğun belgesidir
Her kulun bilgisi
Yaratanın ilminden
verilendir dedi
HAMZA DOST selamladı
Gezdim durdum sahilinde
Aradım buldum fiilinde
Dört Kapı’ya
selam verdim
Her öğünde yönü sordum
Kim gelirse gelsin
Hak adına sardım dedi
KAYGUSUZ selamladı
Binbir soru benden gelse
Her soruya kulu gülse
Binikinciyi gine
de sorarım
Aldığım her cevabı
Gönül tasımda kararım
Dilersen
alalım
Her bilene soralım
Yaprağın yapısına mı
Divanın kapısına mı gelirler?
Yaprağın yapısında bulurlar
Divanın kapısında kalırlar
Her bir adımda
Gerçeğin uyumuna katılırlar
dedi
KAYGUSUZ selamladı
Ben yaza yaza bildim
Toprağı kaza kaza buldum
Dilenen her kapıda
kaldım dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:
Küp aldım suya vardım
Su getirene sordum
Doluca gelse, biter
mi?
Ocak dar ise, dumanı tüter mi?
Gölgede bilen kalsa
Hak adına her sohbeti katar mı? dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Yerden göğe selam verdim
Dost kapısında gerçeğe erdim
YUNUS’a
yol sorana
Bilgisinden geleni aradım
Dediler ki;
Her güzelin
dostluğu bilinmezse
Kulluğun hakikatı bulunmaz dedi
VEYSEL her adımda durdu
Nefese yük vurdu
Dağlara çıkmazsam
Varlığına gücenir
Verdiği öyle güzeldir ki
Umuttan uzak olamazsın
Görmezsen,
Kendinden öteyi bulamazsın
Her
olayı temaşa ile değerlendirir
Doyumunu öyle ararsın
Akıl mantık
gönül uyumunu sağlarsın dedi
VEYSEL selamladı
Pak oldu ise beden,
Hak buldu ise gönül
Ne alan söyler
Ne veren
eyler dedi
MERYEM sözü aldı:
Karar alsam gitmeye
Dilenen sürüyü gütmeye
Kadın aklı kısa
derler
Kadın olmasa
Pişen aşı nasıl yerler?
Dedirten de
olumluyu
Yedirten de pişmiş aşı, kadındır
Sanılmasın odundur
Bakmaya kıyamadığım çiçeği
Elden ele doladım
Bilinen yerde
sakladım
Çevresinde bekledim
Her bir ahitte
Her bir kulun sözü
tektir
Tekliğe umut
Hakk’a hürmettir dedi, MERYEM
Ahdin,
yaratılmışlığa ilk adımda
Resulü’ne uyulacağı sözüdür
Ben sen
demeden
Dost kapısına söz etmeden
Geldik gidelim
Aldığımız
sürüyü
Kim olursak olalım güdelim
(Sürü?)
Bilincini paylaşan
Her varedilen
Unutulmasın
Her varedilende
Aynı bilinç mevcuttur dedi
MERYEM yeniden selamladı
Kavga barış
Güzelliğin yarışıdır
Her kulun bilincinin
Birbirini
sarışıdır
Koruyan Allah'ımın
Adı ile geldik
Her konuda
Selama
durduk
Bildiğiniz her satırda
Elele olacağız
Varolan
yapımızda
Her gelene
Gönül kapımızı açacağız dedi
RABİA sözü
aldı:
|
Düğüm attığım ipte
Elde tuttuğum topta
Sofraya koyduğum kapta
Gönlümden gelen ile verdim
Soğuk sıcak demeden
Sevgi ile
cümlenizi sardım dedi
RABİA selamladı
Duman veren olayı silelim
Çok geldi ise toprak
Dileyene verelim
YUNUS ile söyleştiği
Kumda nasip paylaştığı
Yaprakta okunur
Her
kul gönlü
Hak bilgisi ile dokunur
Sevelim sevinelim
Sevdiğiniz
kadar sevilelim dedi
YAHYA EFENDİ söze geldi:
Parlayan suya
Ya güneş
Ya ay vurduğundandır parlaklığı
Adım
attıysak suya
Bürünürsek güzel huya
Adım adım yaklaşırız
Gelen
gidenden bekleşiriz dedi
YAHYA EFENDİ selamladı
BEHLÜL DİVANE derler
Her konu bileni zorlar
Yolda olsa da
karlar
Dinlemem gelirim
Elde olanı bilirim
Sahip olmadım toprağa
Sözlü kalmadım yaprağa
Orda burda oturdum
Kayguyu dünyada bitirdim
Adımı divaneye
getirdim
Ne deli, ne divaneyim
Allah aşkına pervaneyim
Akıl
mantık uçurduk
Aşk bağından geçirdik
Sete sepete
Geçerli
olmayanı doldurduk
Yüksek rafa kaldırdık
Dileyen BEHLÜL DANE
der anar
Dileyen BEHLÜL DİVANE der tarar
İster ansın, ister
yansın
Yeter ki aşkı ile
Pervaneye dönsün
Gel gidelim
diyenle
Kevser Şarabı içenle
Bağlarda buluştuk
Kaygusuz
oluştuk dedi
BEHLÜL’üm aşkı ile
Cümlenizi selamladı
Bin davar
Bir olur da
Bir söze gelirse
Güzelliğin özetidir
Her
kulu bir kapıda
Bin davarın sözünü bulursa
Gönlünün hasetidir
Hasetten maksat;
Aşkını aramak
Arayana gıpta etmek
Özlemek gözlemek
Gerçeğini bulmak
Davarın özeti ise
Bulmayı her
kulunun
Niyazında bilmeliyiz
O zaman seni beni siler…
Gerçeğin
özünü bulan
Birliği kuran her topluluk davardır
Davar;
güzelin simgesidir
Dirliğin gürlüğün simgesidir dedi
YUNUS’um
yeniden sözü aldı:
Baldan tatlı sözüm var
Gül’ü seven özüm var
Bağa girdim üzüm
var
Her yol, bilmeyene dar dedi
YUNUS’um selamladı
Ağaca çıksam dalı eğilir
Dalını tutsam çiçeği dökülür
Toprağını
belledim
Meyvesini bekledim
Hep beraber yiyeceğiz
Ne güzelmiş
diyeceğiz dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
Nohutlar ekildi
Boy boy oldu
Toplayana sözünü iletti
Her kuluna
adını belletti
Gelen giden selam verir
Yol hali der
Dost
elini uzatır
Cümlenize selam olsun
Her niyazımıza gelen
Gönlünde gerçeği bulsun dedi
HACI BAYRAM selamladı
Yamayı dileyene, elimiz
Yanmayı dileyene, dilimiz vergidedir
Her
kulu, bilgisince sorgudadır
Bilmediği halde yargıdadır
Yargıyı
silelim
Lokmamızı bölelim dedi
HACI BEKTAŞ selam ile söze
geldi:
Emrine uyduk da geldik
Gönülde duyduk da bulduk
Her aradığımız
kulun
Kapısında kaldık
Ne gölge geldi
Ne güneş yaktı dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
Dost olduk selam dedik
Dostlukta selameti bulduk
ALLAH’ıma
emanet olunuz
Niyazımda kendinizi bulunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür
Resulullah
(Resim verilir: HACI BEKTAŞ)
HACI BEKTAŞ adına gelen
Her nefeste güzeli gören dedi
Resmini
verdi
|