|
MEVLÂNA'yım ben!
Kumda yürüdüğümüz günde
Gönül ile sürüdüğümüz bilinir
Her adımda
verenden söz edilir
Selam olsun
Yolumuz her bilene açılsın
Günler geceler açık
Vermez denmesin geçit
Yol bizim, halde isek
Gül bizim, gönülde isek dedi
YUNUS’um söze geldi:
Dar fistan giyemem
Pişmeden aşı yiyemem
Dur deseler bile
bize
Allah dedik geldik güne
Her sayfayı okuduk
Resulü'nün
hali ile
Tavrımızı dokuduk
El elden alır dedik
Güzel günü
bilir bildik
Yalan dünya diyene güldük
Ne yalan, ne
yanlış
Yolunda bilen bulmuş dedi
YUNUS’um selamladı
YUNUS’un sözünde vardır
Yolunda yürüyene kârdır
Yaprağı ele
alsan
Rengini dile versen
Dumanı sileceksin
Gününü bileceksin
Yolun gidişi güzel
Kulu güdüşü güzel
Yumuşak yol alırsa
Ayak
izi kumda kalırsa
Giden de bilir
Gelen de alır dedi
KAYGUSUZ
adımına selam yazdı
Durak olmasın yolda
Merak kalmasın kulda
Binbir söze nokta
koysan
Binbir nefese yol sorsan
Gönlündeki dost ile geçinirsin
Dizindeki post ile
Her olaydan kaçınırsın dedi
KAYGUSUZ selamladı
Ağaca ip bağladım
Çamaşırı akladım
İpe serdim bekledim
Tozdan
çamaşırdan sakladım
Değirmene gidene
Dağda sürü güdene
Selam
dedim
Cümleye sözü bağladım dedi
PİR SULTAN ABDAL diz koyup
sohbete girdi:
Yerenler, Erenler
Hak Postu’na girenler
Sevgiye adı verenler
Beni seni silenler
Dumanı yok edenler
Dostluğa talip misiniz?
Dostlukta galip misiniz? dedi
Cümlenize sordu
Bilgisinde olanı
Olmayanı yordu
Dedi ki;
Yargıç olamam
Kimsenin yargısını
bilemem
Gönülde sargı mı
Sorgu mu var bilemem
Öyle ise
Sen
senin ile eğitilirsin
Sen senden öğütülürsün
Rabb’im güzelin
ölçüsünü
Kendi bilgisinde tartar
Ne eksilir, ne artar
Olumsuzluk kulu dürter
YUNUS ile söyleştik
Yerden göğe
Güzeli paylaştık
Yol verenden
diye peyleştik
Selam olsun
Her satırda
Kul kendini bulsun
Seferde olan bilir
Nasibini alır gelir
Dört yaprakta
Yazılı
olanı okur dedi
MERYEM sözü aldı:
Dağlar güneşi gizlerse
Doğuşu besler
Ağaçlar kainatı süslerse
Güzeli gizler
Alan bilen
Gerçeği gözler
Selam verdik
YUNUS ile
söyleşeni gördük dedi
MERYEM selamladı
|
Her yol birbirine benzer diyene de ki;
Bağımsız olan
Kendi
gerçeğini gizler
Yumuşak söz
Dost olana gereklidir
Dostuk,
bilen ile süreklidir dedi
MERKEZ’im söze geldi:
Altın iğne aldım
Gümüş ipliğe sardım
İpek kumaşı sordum
Dikene
gayret verdim
Allah’ım, O’nu bilen iledir
Düzeni veren iledir
YUNUS ile gölgeyi sildik
Aldığını seven iledir dedi
MERKEZ’im
her adımına
Allah’ımın rızasını diledi, selamladı
Geminin direğine bayrak astım
Adımı bilmeyene küstüm dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:
Yolu bilmeyene diyeceğim
Al taşı, ver başı
Diyecek ki;Ne
hacet?
Dünya, alabildiğine koşu
Koştum koştum varamadım
Han
gördüm duramadım
Hancıya yolu soramadım
Dost dediğini nerde
bulayım?
Dedim ki;
Koşu diye inlersen
Kendi sesini dinlersen
Dünyayı öyle bellersen
Ah sana, vah sana
Al sana, ver bana
Demeden olamazsın
Güzeli gayrıda göremezsen bulamazsın
Hatanın özünü ara
Sözünü tara
YUNUS misali bulursun
Kendinden
aldığın ile olursun dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Aslına söz etmeden
Yol verdim
Her yaratılanda
Gerçeği gördüm
dedi
ALİ sözü aldı:
Zerreler söz ettiyse
Yumuşak olandandır
Kendini bulandır
Diz
üstüne oturdum
Gönülde kayguyu bitirdim
Bilgimdeki gerçeği
götürdüm
Her öğütte
Resulü’nün sözüne
Özünden kattım
Birliğe çağırdı
Bir oldum
Dostluğa çağırdı
Cümle ile dost kaldım
Zerreler ile birledim
Birlenmeyeni zorladım
Yerden göğe adım
adım
Resulü’ne uydum
Her birinizin sesini
Onun bilgisi ile
duydum dedi
ALİ cümlenize
Resulü’nün selamını iletti
Ayağım getirdiği yerde
Sözümü bitirdiği günde
Her zerremden
vereceğim
YUNUS misali
Dost kapısında duracağım dedi
SARI ANA
söze girdi:
Mendil elde
Yol dilde
Hak gönülde
Duvarı öreceğiz
Çatısını
örteceğiz
Soframızı kuracağız
Ya Allah deyip
Her bilen ile
Gerçeğe uyacağız dedi
SARI ANA selamladı
Allah’ım niyazımızda
YUNUS misali ağaca ip geriniz
İpe temiz
çamaşır seriniz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|