|
MEVLÂNA'yım ben!
Hazır olan her varlık
Görmez elbet darlık
Gelişten mutlu olan
Gidişte bulmaz zorluk
Cümlenize selam olsun
Alan aldığı yerde
Seven bulduğu günde görsün
Her seferde olan
Gönlünü güzel ile sersin dedi
YUNUS’um söze
geldi:
Eli ele bağladık
Güzele haz ile ağladık
Çevreyi sevgimizde
süsledik
Her varolanı
Bilgimiz ile besledik
Sohbeti dileyen
Gemiyi yolda bilendir
Bastığı her adımı
Sayı ile okuyandır
dedi
YUNUS’um selamladı
Bitirdiğim sayfayı
Döne döne okudum
Bilmem diyen kuluna
Yolunda alacağı her damlayı
Geçersiz saymamasını söyledim dedi
YAHYA EFENDİ söze geldi:
Aldım suyu bitmedi
Kainata yetmedi
Çağırdım gelsin diye
Dost
elini tutmadı diyene
Dolu desti vereydim
Hali nedir
göreydim dedik
Sohbet sofrasında
Her dilenen aşı tatlı yedik
dedi
YAHYA EFENDİ selamladı
Dayanmayı bilene
Tutunmaya çalışana
Merdane düze gelir
Derdi siler söze gelir
Her düzende yolu
bulur
Kaydını cümleye verir
Sözü MERYEM alır:
Dağ eteğinde durdum
Sürüye adım verdim
Her dileyene sordum
Senden gelen nerdedir? diye
Ben benden
Bir zerre vermezsem
Ben senden neyi isterim
Dost kapısına varıp
Hangi örtüyü
örterim dedi
MERYEM selamladı
Kuşlara selam versem
Alıp giderler
Çobana selam versem
Sürüye
iletir güderler
Bileni bilmeyene katarlar dedi
PİR SULTAN
ABDAL söze geldi:
Katıldık her sürüye
Çoban alası değil
Götürdük her yiğite
Sırtına vurası değil
Dedik; Bilen, bilmeyen?
Dediler; Sırası
değil
Aldığımız her satıra
Şükür Allah’ım diyelim
Gönüller açık geldi
Hak aşını yiyelim
Bilgisini açmayana
Gönül
kapı olamaz
Allah Allah demeyene
Hizmet yolu bilmeyene
Kapının anahtarı verilmez dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Gide gide bitmedi
Sevgi doldum yetmedi
Ocak yaktım tütmedi
dedi
HAMZA DOST söze geldi:
|
Bunaldığım gün bitti
Aldığım verdiğim
Hak adına yetti
Her alan
kendi bilgisini güttü
Sahip olduğum gönül
Hak adına beni gerçeğe
attı
Ne yetmeyen bilgide
Ne bitmeyen sevgide
O’ndan başka
görmedim
Her zerreme
Sevgimden başka vermedim dedi
HAMZA DOST,
ham meyve yiyen ile
Allah Allah diyenin çevresinde
Kendinden
olan gerçeği gösterdi
MERYEM’in adına selamını bildirdi
SARI ANA söz alır
Sözü sofrada bulur
Gördüğü her çatıya
Dilenen
sevgiyi getirir
Bağlıya el atarsa, çözülendendir
Dağlıya göz
atarsa, seçilendendir dedi
SARI ANA sevgisini cümlenize böldü
Her bir nefeste
Hak sevgisini buldu, selamladı
Ayna yok yüzüme bakayım
Anahtar alıp sözüme takayım dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Her söz ile giderim
Bağda asma dilerim
Üzüm olup erecek
Kulu
sofrasında görecek
Belden dilden sildiğini
Elden gülden
sorduğunu
Hak adına bulacak
Boş destiler dolacak
Bilen mutlu
olacak
Bilmeyen olduğu yerde kalacak
Arayıp buluncaya
Desti ele
gelinceye kadar dedi
KAYGUSUZ yaprak yaprak
Niyaza ağaç ile
katıldı, selamladı
Yaprağı dost gününde alırsan
Meyvesini dilenen halde bulursan
Dileyen her kulu ile paylaşırsan
Yoğun geleni bilirsin
Hay Allah der
Kendinde olan ile kalırsın
Kaygudan söz almadan buldu
Kaygusuz geldi, her gölgeyi
Hak adına
sildi
(Resim verildi: HACI BAYRAM)
Dağlar duman vermez
Bilen gece görmez
Uyan izi silmez
Doğruya
nokta koyan
Asla güzeli bölmez dedi
HACI BAYRAM söze geldi:
Buğday başak verdi de
Kulu yolu gördü de
Gelen alan oldu mu?
Çuvala tahıl doldu mu?
Öyle ise güleceğiz
Balı yiyecek
Limon
yaprağını katacağız
Gölgeye düşmeyelim
Güneşe şaşmayalım
Bir
aldık bin vereceğiz
Darlığı temelden sileceğiz dedi
HACI
BAYRAM, YUNUS’a dediğini
Cümleniz ile paylaştı
Dayandığına dönesin
Güvendiğinde bulasın
Çizdiğin her kalemde
Dost adını göresin
Yazdım çizdim
Okudum bozdum diyene de ki;
Gerçek yazı itilmeyendir, dünya gününe…
(Not: Tebliğin son kısmı bulunamamıştır.)
|