26 OCAK 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 
Kapanmayan kapıya
Talip olduk
Gönüldeki dumanı sildik
Galip geldik
Cümlenize selam dedik
Kayguları sildik
Sevgi ile dolduk
Kaynağımızı bulduk
Allah’ımdan niyaz ile
Her nimetini bildiğimize
Şüphesiz karara
Hep birlikte vardık

Yorumdan kaçamadım
Bilgimi açamadım denilirse
Deyiniz ki;
Yorum, her olaya güzeldir diyenden gelmeli
Dünü günü ayrı görenin yorumunu
Kendisinde bırakalım dedi
YUNUS’um söze geldi: 

Koşmayı denedim
Güneşe döndüm
Güneşten tenimde yandım
Kuş olsam, dala konsam dedim
Ağacın gölgesini özledim
Ağaca sırtımı dayadım
Geleni gideni gözledim
Alanı vereni özledim
Güneşin vergisine
Kulunun yargısına
Söz edeni dinledim
Dedim ki;
Her varolanın
Kendinden aldığı verdiği
Kendinden kayıtladığıdır
Ne satıra gelir
Ne hatırda kalır
Öyle ise,
Senden benden geçen her olay
Korkuyu silmeli dedi
YUNUS’um cümlenizi selamladı


Olaydan yer aldım
Dost kapısına vardım
Söz aldım
Her söz ile
Deryaya daldım
Sabah oldu ise
Geceyi değil
Günümü düşüneceğim
Her anımı
Hak ile yaşayacağım dedi
HAMZA DOST selam ile söze geldi:
 

Günün en güzeline geldik
Gönüllerde bir olanı gördük
Her birimiz birikteyiz
Yorgun gelen
Yorganı olmayana verene
Selam olsun
Her gönülde
Dost bahçesinin
Çiçekleri açsın
Gemiye adım adım yürüyen
Her adımda
Cümle ile sevgisini yayana
Aldığın gibi, bildiğin kadar dedi
HAMZA DOST selamladı


Seymenden selam aldık
Seherde yerini gördük
Kumda yürüdü ise
Ayak izini sorduk dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:
 

Seyre geldi alanınız
Kahrı sildi bileniniz
Cümle dostlar göreniniz
El aldık yüzü gördük
Cümle ile söze geldik
Geleceğiz gideceğiz
Her varolan ile varlığı bilene
Selamet diyeceğiz dedi
HACI BAYRAM selamladı

Bildiğimiz gördüğümüz
Her zerrede ördüğümüz
Görmekten değil
Varlık olarak hissettiğimiz deyiniz
Dün var olanın
Bugün gelişinden alacağız
Aldığımız ile olacağız deyiniz
Vareden, her kulu ile beraberdir
Yazanın bildiği her konu
Yazdığının ötesindedir dedi
RABİA söze geldi:
 

Üç ocak gördüm
Birinde aşı pişer
Birinde çamaşır taşar
Birinde su kaynar
Yıkanacak çocuk koşar
Her birinin hizmeti
Kulu içindir
Aşa baktım pişmiş
Çamaşır paklanmış
Çocuk yıkanmış
Beden aklanmış
Demde gerçek olan
Beden ile saklanmış
Yaprağın oluşunda
Meyveyi kulun buluşunda
Hikmet biliyor isek
Yerden göğe verilen ile
Gönlümüzü koruyor isek
Kimseden kimseye
Sorgumuz kalmaz
Kendinizden kendinize
Kaygunuz olmaz dedi
RABİA HATUN selamladı

(Soru: ‘Üç ocağı’ açar mısınız?)

 



Kamer, bilindiği gibi değil
Göründüğü haldedir
Kulu biliyor ise, yoldadır
Üç ocak; yaratılmışa üç haldir
Doymadan kendini bulamazsın
Çamaşırın nefsindir
Yıkamadan giyersen
Seyrine gelemezsin
Ten ile oluştuğunda
Aklanmadan kalamazsın
Allah’ım cümlenizden razı olsun dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:


Hak ile geliriz elbet, ayrıda mıyız?
Halk ile buluruz elbet, gayrıda mıyız?
Sohbet ile oluşuruz
Selam ile buluşuruz
Katık verir karışırız
Kimden kime alacak?
Kimi kime soracak?
Beni ben ile yargılayacak
Senden seni soracak
Cümlenize teklikte selam verecek
O gün Resulü
Cümlemiz ile olacak dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

On güne yer veren
Bin günü aydınlık saysın
Alamadım, veremedim diyen her kulu
Sırtındaki kabuğu soysun dedi
KAYGUSUZ selam ile geldi:
 

Güldüğüm güne
Bildiğim gündü derim
Meyveyi ermiş yerim
Her rengi severim
Benden sana yol gelse
Güzel mi? diye sorarım dedi
KAYGUSUZ selamladı


Çevreyi döndüm geldim
Cümleyi sevdim buldum
Her adımda niyaz ile durdum dedi
YESEVİ her öğünde
Binbir Besmele okudu
Yaprağın sayıldığı
Her yerde sevgi ile anıldığı bilinir
Kaygu silinir
Yerden göğe niyaz alınır dedi
YESEVİ selamladı
Durmadan niyazdadır dedi

Gönülden alışırız

Mevlâna’yım


Serap kulunun hayalidir
Gönlünün gerçeği
Bulmayı her kulu diler
Olmak için niyetini böler
Bulmayı diliyor isek
Her avucumuzda yazılı olan
Gerçeği okumalıyız
Yazılı olan nedir? denildi
Kainatın, nokta ile verilen gerçeği
Seyirden almak istiyor isen
Kendine sor;
Aldığını verdin mi?
Bir avucunda olanı
İkiye böldün mü?
Elin ile, zengini fakiri sardın mı?
Öksüzün sırtını sıvadın mı?
Hastanın başına koydun mu?
O el senin gerçeğindir
 

Dost ile buluştuk
Çayırda sürü dedik karıştık
Yerden göğe selam verdik
Gelen ile çalıştık dedi
MERYEM cümlenizi selamladı


Ekmek kuru ise
Kuşa ver yesin
Aşın sulu ise
Kediye köpeğe ver doysun
Elinden suyunu içsin
Kaygunu gönlünden
Esen yel alsın dedi
HACI BEKTAŞ söze geldi: 

Ekinler boy boy oldu
Ambarlar buğday doldu
Ne gelen var ne soran
Gönüller kaygu ile kaydı
Kapalı kalmasın kapılar
Yarıda kalmasın yapılar
Çok ile aldık
Çok ile verdik
Biz bizi Hak adına sardık dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Manaya döndüğün günde
Gönülde yanan korda
Sanılmasın kalınır darda. 

Mayayı bekledik
Hamuru çokladık
Elinizi pakladık
Allah’ım yerden göğe razı olsun
Oyanın yeri belli
İpliği telli olsun
Yerden göğe her kulu
Cümleye selam versin dedi
Yerden göğe yolunu alan
Yemen’de kendini bulan
SARI SALTUK selama cümleniz ile gelsin
Sen mi aldın, ben mi verdim?
Yoksa gönüllerde mi birledim? diyelim
Her olaya cümleni
z gülelim dedi
SARI SALTUK selamladı

ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah