12 ŞUBAT 1984


MEVLÂNA'yım ben!

Her adımda andığımız
Kainat bir noktada sandığımız
Güzeli bulduk diye
Umduğumuz güne varalım
Sevgide buluştuğumuz anı saralım
Almayı dilediğimizden mi bulduk?
Güzeli elediğimiz ile mi serdik?
Dost kapısına
Akıl ile mi gönül ile mi girdik?
Alacağımız cevap;
Hakk’ın emrettiği hal ile olacak
Cümlenize selam olsun
Ayranı buldum diyen
Her dileyene sunsun

Ağacın gölgesinde
Elele oturdu isek
Sofraya her birimiz
Somun getirdi isek
Doymadım diyen kalmaz dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Dizimde nasır oldu
Dost geldi hasır verdi
Toz yerde, tuz sofrada
Söz dilde, göz semada
Almaktan vermeye gün yetmez
Aldığını verene söz bitmez
Özümüzde bağlayan güzellik vardır
Her gölgeye girişte
Giydiğin fistan dardır
Açalım sözümüz;
Gelmeyi dileyenler
Toprağı eleyenler
Benden seni arayanlar
Deseler;
Dost kapısı birdir, yaprağı birde
Eleğe değil Halik'e danışırlar
Özlerinden konuşurlardı
Öylece fistanın darlığına alışırlardı

 
Günün güzelliğine seviniriz, deriz ki;
Her rengin özenlidir
Geceyi benimsemeyiz
Biliriz ki, gün yeniden gelecek
Kuluna sevgisi ile gülecek dedi
YUNUS’um selamladı


Suyu destiye koydum
Sıra sıra bardaklar saydım
Her dileyen alacak
Sevgisinde bulacak diye sevindim dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
 

Bayram gelsin beklersem
Hazır olmalıyım
Bayrama gelenleri
Sevinçli bulmalıyım
Giydiğim fistanı temiz giymeliyim
Doğruyu kendi ölçümde değil
Hakk’ın adaletine sığdırmalıyım dedi
KAYGUSUZ selamlad

(Soru: Kimin giydiği?)
Gönülden aldığını bilenin
Gerçeği fistan diye giyenin


Yaprak yaprağa uymaz
Yol vereyim desen
Dilemeyen duymaz
Seyran, gönlünü açan ile güzeldir
Seyrettiğine doymaz dedi
HACI BAYRAM sözü aldı: 

Mayayı hamurdan alalım
Yolumuz çokluktadır bilelim
Değirmende sıraya girdi isek
Emeğimizi birbirine katalım
Ağacın kütüğüne
Hepimiz adımızı yazalım
Sevgimiz bütündedir
Gönlümüz katındadır
Yolumuz sonsuza açık dedi
HACI BAYRAM selamladı

Komşuya gideyim dersen,
Gönlünü katarsın
Dosta gideyim dersen,
Elini tutayım dersin
Elden ele dilediğin sohbete
Kapı açarsın
Hazır oldu isen
Dumanını atarsın dedi
HACI BAYRAM selamladı

Yoksul gördüm
Selam verdim
Eyvallah dedi güldü
Yoksun gördüm
Selam verdim
Hey Allah dedi yürüdü
Allah Allah dedim de
Hak niyazına vardım
Zengin fakir cümleye
Yoksun kalmaması için
Niyaza durdum dedi
HAMZA DOST sözü aldı: 


Aç olsam, doyurana
Tok olsam, kayırana niyaz ederim
Doyuran da
Kayıran da
Allah’ımdır dedim
Cümlede Dost adına
Birliği gördüm dedi
HAMZA DOST selamladı

Seyre geldiysem düzü
Ele aldıysam sazı
Birde bulduysam sizi
Binbir emek
Bir lokma yemek dedi
SARI ANA sözü aldı:
 
 



Yüzünde güneş izi
Gönlünde Hakk’ın sözü
Dedim; Koy yere dizi
Senden sana söz veren
Senden cümlede
Hak olanı gören
Senin ile gerçeği ören
Bilgideki örtünü açtığıncadır
Hak olmayandan kaçtığıncadır dedi
SARI ANA, yumuşak yolun
Huyundan, suyundan alanın
Yardımındadır dedi, selamladı


Gözüm ile kulağım sözleştiğinde
Danıştığımı bulur
Elim ile ayağım birleştiğinde
Gerçeğe yönelir
Bütünde benliğimi
Birbirine bağlıyabiliyor isem
Aynada kendimi bütünlemiş olurum
Bütünlediğim seferde
Aradığımı bulurum
Sefer;
Kulun kendi zerreleri arasındaki ulaşımdır dedi
MERKEZ’im her öğütte
Kendinden olana
Gönlündeki birliği kattı, selamladı

YUNUS ile gezenlere
YESEVİ adından sezenlere
Bağlı ipi çözenlere
VEYSEL’imden
Dağlar kadar söz gelir
Dost kapısında
Sanılmasın güz bulur

Yaprağınız dökülmez
Bileğiniz bükülmez
Gayret verdik
Yolunuza taş atılmaz
Korku, sevgiyi bilmeyenin desteğidir
Yolunu aramayanın kösteğidir
Bindiği ata güvenmeyen
Asla dilediği hedefe ulaşamaz
Dilediği güzelde dolaşamaz dedi
VEYSEL’im selamladı


Duman odundan geliyor ise bunaltır
Bulut ise donatır
MERYEM’in dumanı buluttur dedi
MERYEM sözü aldı: 

Kuşağı bele taktım
Her güzelden yerimi aldım
Akan suya daldım
Gittiğim yerde sordum
Bağlanan sürüye çoban olayım mı?
Bilenlerle yolumu sorayım mı?
Denildi ki;
Sen konusun, konuk değil
MERYEM devreyi bilen olarak geldi
Bilim olarak yürüdü
Sürüyü o bilgi ile
Dilenen yere getirdi
Öyle ise,
Cümle canlar sürüden sayılsınlar
MERYEM ile övülsünler dedi
Cümlenizi selamladı


Nedamet;
Hakk’a yönelmenin hidayetidir
Sevgi;
Gerçeğin sirayetidir
Kuşaktan kuşağa ulaşan her kişide
Gelenden gidene buluşan
Gönül birliği mevcuttur dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 

Diktiğim her çiçeği
Susuz bırakmadım
Yaprağına köküne
Çamur atmadım
Bilgim ile övünüp
İpliğimi satmadım
Bir demet gülden geçip
Binbir çiçeğe el uzatmadım
Her varolan
Varedenin eseridir
Kendimden aldım
Kendime saldım
Bir de gördüm ki
Zerrelerim cümleye katılmış
Allah Allah deyip
Kainata atılmış
Nerden neyi toplayım?
Kim ile kimi katlayım?
Gel adını diyenlere
Gel sözünü bilenlere
Gel özünü görenlere dedim de
Her zerremi andına çağırdım dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Güller açıldı bu gün
Güzel seçildi bu gün
Adım adım geçildi bu gün
Kuşlara ses veren Tanrı’m
Gülleri sevgililer ile derdiren Tanrı’m
Seni bana buldurana
Minnetim sonsuz
Sevgi ile doldurana
Hürmetim sonsuz
Sonsuzlukta kaybolan her gölgeye
Yerden göğe selam olsun
Aldığımız her sözde
Güzelliği cümlesi bulsun


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah