24 ŞUBAT 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 
Çarşı pazar dolaştım
Suya çamura bulaştım
Yerden göğe halleştim
Dar gelenle paylaştım
Cümlenize selam olsun
Her güzelde sözü kalsın

Gölden balık beklersen
Ovaya çalı ekersen
Gideni geleni dürtersen
Yolun zorlu geçer
Kul gölgeden aldığı ile göçer dedi
YUNUS’um sözü aldı
Her yıldızda
Kendinde bulduğuna daldı: 

Bağışlayan Allah’ıma
Her nefesim ulaşır
Güzellik gördükçe
Dost sofrasında
Her alemden gelen ile
Kendinde kalana bulaşır dedi
YUNUS’um selamladı

Od, yerini bildirir
Ok, vurduğunu buldurur
Davaya düşen her kulu
Kendinden yana geleni görür dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
 

Saman suya batarsa, olumsuzdur
Dağdan gölge düşerse, olumlu denilir
Günün her anında
Gelecek ses beklenir
Gelecek ses senin sesindir
O’ndan gelen nefesindir
Koruyan Allah’ım
Her varettiği ile
Yerden göğe bilinir
Olumsuzdan sakınan her kulu
Attığı adımda gerçek ile yürür dedi
KAYGUSUZ selamladı

Yalnız kalmadım
Bir anımda varedenden
Yorgun düşmedim
Dost yanında dedi
HAMZA DOST selam ile söze geldi:
 

Yol yol olmuş
Her yolda bilen gelmiş
Güzele bakan gülmüş
Uçan kuş ile selamını iletmiş
Dağılanı akan suda toplamış
Birbirine katlamış
Her ışıkta
Varedenin varettiği her zerreyi
Gölgesinden sıyırdığı
Duman alan kulundan
Ayırdığı bilinsin
Ben dediğin her günün
Yerden göğe ağladığını bilsen
Yapında oluşan gerçeğe
Ömür boyu secde ederdin dedi
HAMZA DOST selamladı

(Soru: ‘Ağlayan’ gün müdür?)
Zamana bağlarsan Eyvallah

Ben'de, O’na isyan vardır
Benden ben'i ayır Allah’ım
Bağladığım güzeli çözdür Allah’ım
Gördüğüm her olayda
Gerçeği buldur Allah’ım
Buldur ki;
Ben’i sileyim
Seni bileyim
Senin ile olayım
Olmadık gururu
Kulluk onuru ile süsleyeyim
Bilgimi senden gelen ile besleyeyim
Birlik anda oluşandır
Cümle gönüllerde dostluk
Selamın ile buluşandır

Dağlara gideceğim
Verilen sürümü güdeceğim
Gelip geçen yolcudan
Hak selamın alacağım dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 

Dayandığım güçte
Uyandığım suçta
Rabb’imin adını andım
Allah Allah dedim yandım
Yanan nerde?
Yakan kimde?
Silinen kinde
Rabb’im her anım sende
 



Kum kinimi örttü de
Aradım bulamadım
Şükür Allah'ım dedim
Kum yenimi örttü de
Aradım buldum giydim
Hay Allah’ım dedim
Şükre durdum
Darlık senden gelmedi
Sadece bende
Övünürsem, yolum nerde? dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı


Yaprak dalda dizi dizi
Güzel söyler sizi bizi
Ne gönülde kalır izi
Ne de kumdan alır dizi dedi
YESEVİ söze geldi: 

Dumandan uzak kaldık
Her olayda
Allah’ımın iznini bildik
Çünkü her olaya
O’nun adı ile başladık
Şüphemiz böylece silinir
Olaylar kul görgüsünde bölünür
Kimi peylenir, kimi paylanır
Dost kapısında
Her kulu eğlenir
Senin ile, benim ile
Gönüldeki Gülün ile
Eğlenmekten maksat
Hak sohbetine alınmak
Yoğun gelen sohbette hallenmek
Dağılanı toplamak
Oluşanı katlamak dedi
YESEVİ selamladı

Her çatıda mevcut
Yudumda mevcut
Görgünde mevcut olana
Renk ile, şekil ile, koku ile tarife giren
Arif ile gerçeği ören
Demde kandile söz açan
Nedir?  Nerdendir?
Denilmesin sırdandır
Işık gördü isen
Gölgeyi sıyırdığından
Aşık gördü isen
Seni beni ayırdığından
Her kandile bir ad verirsen
Her kulunda bir od bulursan
Bağladığın düğüm çözülür
Her satırın altı çizilir dedi
HACI BAYRAM söze geldi:
 

Arif olan;
Senin gökte gördüğünü
Kulunda görür
Tarife bildiği yerde katılır
Meydan'a dost gelir
Meydanda post bulur
Her sözde nokta kalır dedi
ALİ söze geldi: 

Bağlamadan dilini
Söylemeden halini
Eğilmeden belini
Tarif ile gelemezsin
Allah’ım demeden
Kendini bulamazsın
Her kandil bir bir yanar
Kendini bilmeden
Kandilini yakamazsın
O kandil ki;
Bakana değil
Yağını dökene hizmettedir
Yolunda başını eğene
Gerçeğin bilgisini açar dedi
Resulü’nün selamını
Cümlenize iletti
Allah Allah diyelim
Verdiği aşta
Dost kaşığı tutalım
Bir sende, bir bende diyelim
Yandığımız ateşe
Gölge vermeyelim dedi
ALİ selamladı

Yolumuz, gönlümüz, yorumumuz
Adı iledir Rabb’imin

ALLAH’ıma emanet olunuz
O’nun adına niyet kurduğunuz her olayda
İzni vardır biliniz


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah