06 EYLÜL 1985


MEVLÁNA'yım ben!

Kuyuya söz etmeden
Taş yastıkta yatmadan
Doğru söze eğriyi katmadan geldik
Gönülden gönüle gerçeği verdik
Cümlenize selam olsun
Kaydı olan selameti bulsun

Dağlara yaslandık
Hak yolunda yaşlandık
Gönülden gelen ile düşlendik dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Demirden kapı olsa dayanacağım
Yerinde gözü dalıp
Eşikten geçeceğim
Değirmene su gelmiş
Buğdayı ölçeceğim
Çuvalları dayadık
Kapıları boyadık
Cümle ile olacağız
Dost yerini bulacağız dedi
YUNUS’um selamladı

Vardım yol kıyısına
Dağlara etek olmuş
Sordum hal kadısına
Cümleye destek bulmuş
Doğru eğri ne bilse
Hak adına hep silmiş
Rabb’im ne verdi ise
Güzel O’ndadır demiş
YAHYA ile MERKEZ’im bir olup
Söze gelmiş: 

Dört kapının birlediği
Dört kadı’nın zorladığı
Dört nehrin gürlediği
Dumansız günün eşiğindeyiz
Hayra gelen olayın beşiğindeyiz
Elden ele bağlanan düzenin kuşağındayız dedi
MERKEZ’im ile YAHYA selamladı

Er olsun söze gelsin
Serden geleni bilsin
Daldaki kuşa sorsun
Sen düzeni bilir misin?
Sen yazanı bulur musun?
Kuş der ki;
Daldan dala gezerim
Sanma düzeni bozarım
Ne yazdıysa eylerim
Geleceğini peylerim dedi
MERYEM sözü aldı:
 

Yaprakların örttüğü dalda
Kulunun bildiği hali görürüz
Kapıyı açan her dosta
Nasip der el veririz
Çevreye baka baka
Yoluna dilediği suyu döke döke
Niyazına katılırız dedi
MERYEM selamladı

Mevlâna’yım!... 


Kement attığımız olayda
Dilediğimiz atı tutarız
Her sohbette dost aşına
Dilenen tuzu katarız
HAMZA DOST’a selam verdik
Yemen’den geleni sorduk
Dedi ki;
FATIMA’nın selamını
ALİ’nin kelamını
Cümlesine veririz
Selam Hak kelamıdır
Ya mümin!
Sende olan ile sen yükümlüsün
Sende kalan ile sen hükümlüsün
Emrine uydu isen
Elde olanı dağıt
Beni seni sil de nefsini eğit
Dost dediysen kuluna
Hali ne olursa olsun unut
(Soru: Kini, nefreti silelim mi?) Eyvallah dediler
Selamdan alanları
Rabb’imden niyaz ile
Affına sığındılar
Cümleniz için affınızı diledik

 



Ya Rab senin ile sana gelelim
Senin ile sana sığınalım
Senden gelenden asla korkmayalım
Gölgesiz Yuva’da güneşe baktım
Yapraklara dilenen suyu döktüm
Çiçekleri açacak
Dost yüzüne gülecek dedi
HAMZA DOST selamladı
 

Pir aşkına dolaşan
Dost bil deyip dalaşan
Kendinden kendine nağme okusun
Kendi kurduğu tezgahta
Kendi bezini dokusun dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı: 

Demlendik söz ettiler
Nemlendik saz ettiler
Güzel deyip seyrettiler
Hal eyledik ALİ’den
Yol eyledik veliden
Okuduk Resulü’nden
Binbir emek dokuduk
Hak adını bülbül olduk şakıdık
Tez veresin gülümü
Güzel gelinin telini dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Mevlâna’yım!.. 

Sevgimiz dolaylıdır
Övgümüz alaylıdır
(Soru:‘Alay’dan murad tabur mu?)
Eyvallah
Hak adına çıktık yola
İşimiz kolaylıdır
Semerden yük sorulmaz
Temelden halkedilen
Çürük diye yerilmez
Her adıma adı gerek
Her sorunda andı gerek
(Soru: Her olaya Eyvallah demek mi?) Eyvallah, tevekkül
Çeyrek para aldıysan
Çeyreğini öde
Alamam diye düşlersen
Dilediğine ada
Duvarı öreyim diyen örmelidir
Davarı güdeyim diyen gütmelidir
Doğruya gideyim diyen gitmelidir
Öyle mi? Böyle mi? demeden
Şüpheyi atmalıdır
Adanan ödenir
Niyaz adadıysan öde

Mislini alacağım
Deryaya dalacağım
Seyrini gönüllere
Çiçek çiçek sereceğim dedi
SARI ANA sözü aldı: 

Bağlı olan düğümü
Elimle çözeceğim
Güzel olan gülleri
Defterime çizeceğim
Gizli olan her sözü
Yaprak yaprak açacağım
Dilden gelen sözleri
Dost adına vereceğim
Senden gelen her öğütte
Rabb’imin adı vardır
Resulü’ne uydukta
Cennetin tadı vardır
Tevhit dilinizde
Tekbir halinizde olsun
Sofranızda lokma eksik kalmasın
Dileyenle dilenen nasibini alsın
Sohbetinizde olan her kulu gülsün
Amin diyelim söze
Hayır ile girdik güze
Uman ile buluşursak
Umduğumuz ile doluşuruz dedi
SARI ANA selamladı


ALLAH’ıma emanet olunuz

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah