|
MEVLÁNA'yım ben!
Kuyuya söz etmeden
Taş yastıkta yatmadan
Doğru
söze eğriyi katmadan geldik
Gönülden gönüle gerçeği verdik
Cümlenize selam olsun
Kaydı olan selameti bulsun
Dağlara yaslandık
Hak yolunda yaşlandık
Gönülden gelen
ile düşlendik dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Demirden kapı olsa dayanacağım
Yerinde gözü dalıp
Eşikten geçeceğim
Değirmene su gelmiş
Buğdayı ölçeceğim
Çuvalları dayadık
Kapıları boyadık
Cümle ile olacağız
Dost
yerini bulacağız dedi
YUNUS’um selamladı
Vardım yol kıyısına
Dağlara etek olmuş
Sordum hal
kadısına
Cümleye destek bulmuş
Doğru eğri ne bilse
Hak adına
hep silmiş
Rabb’im ne verdi ise
Güzel O’ndadır demiş
YAHYA
ile MERKEZ’im bir olup
Söze gelmiş:
Dört kapının birlediği
Dört kadı’nın zorladığı
Dört
nehrin gürlediği
Dumansız günün eşiğindeyiz
Hayra gelen olayın
beşiğindeyiz
Elden ele bağlanan düzenin kuşağındayız dedi
MERKEZ’im ile YAHYA selamladı
Er olsun söze gelsin
Serden geleni bilsin
Daldaki kuşa
sorsun
Sen düzeni bilir misin?
Sen yazanı bulur musun?
Kuş der
ki;
Daldan dala gezerim
Sanma düzeni bozarım
Ne yazdıysa
eylerim
Geleceğini peylerim dedi
MERYEM sözü aldı:
Yaprakların örttüğü dalda
Kulunun bildiği hali görürüz
Kapıyı açan her dosta
Nasip der el veririz
Çevreye baka
baka
Yoluna dilediği suyu döke döke
Niyazına katılırız dedi
MERYEM selamladı
Mevlâna’yım!...
Kement attığımız olayda
Dilediğimiz atı
tutarız
Her sohbette dost aşına
Dilenen tuzu katarız
HAMZA
DOST’a selam verdik
Yemen’den geleni sorduk
Dedi ki;
FATIMA’nın selamını
ALİ’nin kelamını
Cümlesine veririz
Selam Hak kelamıdır
Ya mümin!
Sende olan ile sen yükümlüsün
Sende
kalan ile sen hükümlüsün
Emrine uydu isen
Elde olanı dağıt
Beni seni sil de nefsini eğit
Dost dediysen kuluna
Hali ne
olursa olsun unut
(Soru: Kini, nefreti silelim mi?)
Eyvallah dediler
Selamdan alanları
Rabb’imden niyaz ile
Affına sığındılar
Cümleniz için affınızı
diledik
|
Ya Rab senin ile sana gelelim
Senin ile sana
sığınalım
Senden gelenden asla korkmayalım
Gölgesiz Yuva’da
güneşe baktım
Yapraklara dilenen suyu döktüm
Çiçekleri açacak
Dost yüzüne gülecek dedi
HAMZA DOST selamladı
Pir aşkına dolaşan
Dost bil deyip dalaşan
Kendinden kendine nağme okusun
Kendi kurduğu tezgahta
Kendi
bezini dokusun dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
Demlendik söz ettiler
Nemlendik saz ettiler
Güzel deyip seyrettiler
Hal eyledik ALİ’den
Yol eyledik
veliden
Okuduk Resulü’nden
Binbir emek dokuduk
Hak adını
bülbül olduk şakıdık
Tez veresin gülümü
Güzel gelinin telini
dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
Mevlâna’yım!..
Sevgimiz dolaylıdır
Övgümüz alaylıdır
(Soru:‘Alay’dan murad tabur mu?)
Eyvallah
Hak adına çıktık yola
İşimiz kolaylıdır
Semerden yük
sorulmaz
Temelden halkedilen
Çürük diye yerilmez
Her adıma
adı gerek
Her sorunda andı gerek
(Soru: Her olaya Eyvallah demek mi?)
Eyvallah, tevekkül
Çeyrek para aldıysan
Çeyreğini öde
Alamam
diye düşlersen
Dilediğine ada
Duvarı öreyim diyen
örmelidir
Davarı güdeyim diyen gütmelidir
Doğruya
gideyim diyen gitmelidir
Öyle mi? Böyle mi? demeden
Şüpheyi atmalıdır
Adanan ödenir
Niyaz
adadıysan öde
Mislini alacağım
Deryaya dalacağım
Seyrini gönüllere
Çiçek çiçek sereceğim dedi
SARI ANA sözü aldı:
Bağlı olan düğümü
Elimle çözeceğim
Güzel olan gülleri
Defterime çizeceğim
Gizli olan her sözü
Yaprak yaprak açacağım
Dilden gelen sözleri
Dost adına vereceğim
Senden gelen her
öğütte
Rabb’imin adı vardır
Resulü’ne uydukta
Cennetin tadı
vardır
Tevhit dilinizde
Tekbir halinizde olsun
Sofranızda lokma
eksik kalmasın
Dileyenle dilenen nasibini alsın
Sohbetinizde
olan her kulu gülsün
Amin diyelim söze
Hayır ile girdik güze
Uman ile buluşursak
Umduğumuz ile doluşuruz dedi
SARI ANA selamladı
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|